Türkiye'nin en iyi haber sitesi

OĞUZHAN ERDOĞAN

Türkiye’nin “Dirençli Şehir” Yolculuğu

Bundan birkaç yıl önce "dirençli şehir" kavramı sadece akademik bir terimden ibaretken, bugün 2026 Türkiye'sinde bu kavram artık ülkenin beka meselesinin tam merkezine oturdu. Yaşadığımız sarsıcı afetler, değişen iklim koşulları, orman yangınları ve hızla büyüyen nüfus, şehirlerimizi sadece barınma alanları olarak değil, kriz anında ayakta kalabilen "yaşayan kaleler" haline getirmeyi zorunlu kıldı. Peki, Türkiye bu devasa dönüşümün neresinde?

Bugün baktığımızda; kentsel dönüşümden dijital altyapıya, su yönetiminden orman yangınları ile mücadeleye kadar çok katmanlı bir seferberliğin sürdüğünü görüyoruz. Türkiye'nin "Dirençli Şehir" yolculuğu, 2026 yılı itibarıyla sadece deprem güvenliğiyle sınırlı kalmayan; iklim krizini, su yönetimini, orman yangınlarıyla mücadeleyi ve dijitalleşmeyi de içine alan çok boyutlu bir devlet stratejisine dönüşmüş durumda… Sayın Cumhurbaşkanı öncülüğünde ilgili bakanlıklar ise bu süreci yasal reformlar, finansal teşvikler ve modern şehircilik modelleriyle destekliyor… Kahramanmaraş Depremlerinin yıl dönümünde; işte Türkiye'nin dirençli şehir yolculuğundan bazı kesitler…

Yapısal Dönüşüm: Betondan Güvene Geçiş

Dirençli şehir denince akla gelen ilk başlık kuşkusuz kentsel dönüşüm. Artık kentsel dönüşüm süreci, sadece "eskiyi yıkıp yeniyi yapmak" sığlığından kurtulmuş durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, özellikle İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde milyonlarca konutun yenilenme süreci artık sadece deprem odaklı değil, "iklim dostu" kriterlerle yürütülüyor. "Yarısı Bizden" gibi kampanyalarla devlet-vatandaş iş birliği kurumsallaşırken, TOKİ ve Emlak Konut aracılığıyla inşa edilen sosyal konutlar, artık sadece birer ev değil; enerji verimliliği yüksek, sosyal donatıları güçlü birer güvenli yaşam alanı olarak yükseliyor. Mevzuat güncellemeleriyle, birlikte afet riski taşıyan bölgelerde süreçlerin tıkanmaması için "rezerv yapı alanı" ilanları ve itiraz sürelerinin kısaltılması gibi hukuki kolaylıklarda getirilmiş durumda…

Afet Yönetiminde Yeni Paradigma: Müdahale Değil, Önleme

Türkiye, özellikle de 2023 depremleriyle acı bir tecrübe edinerek sistemini kökten değiştirdi. "Kriz yönetimi"nden (afet sonrası müdahale), "Risk yönetimi"ne (afet öncesi hazırlık) geçildi. İRAP (İl Afet Risk Azaltma Planları) ile 81 ilin tamamında, o ile özgü (deprem, sel, yangın, heyelan vb.) riskler haritalandırıldı. Artık her şehrin, hangi sokağının hangi riske sahip olduğunu bildiği bir "savunma planı" var. Mikro-bölgeleme ve veri analiz sistemleri ile birlikte sadece fay hattına bakılmıyor; yerin altındaki sıvılaşma riski mahalle mahalle analiz edilerek imar planları buna göre güncelleniyor. "Afete Hazır Türkiye" projesiyle, toplumun her ferdine ulaşılarak bir "afet kültürü" oluşturuluyor. Hedef, profesyonel ekipler gelene kadar halkın bilinçli bir şekilde kendi güvenliğini sağlayabilmesi…

İklim ve Su: Görünmeyen Tehditlere Karşı Savunma

Sadece yerin altındaki fay hatları değil, gökyüzündeki değişim de şehirlerimizi tehdit ediyor. Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda 81 ilde hazırlanan "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları", şehirlerimizi aşırı hava olaylarına karşı hazırlıyor. Artık Türkiye'de "sünger şehir" modelleri konuşuluyor. Yağan yağmurun kanalizasyona karışıp kaybolması yerine, yer altı depolarında biriktirilip kuraklık anında peyzaj ve temizlik için kullanılması hedefleniyor. Orman yangınları ile mücadele de ise farkındalık arttırılıyor.

Akıllı Şehirler: Teknolojik Zırh

Dirençli şehir kavramı, elbette teknolojiden bağımsız düşünülemez. Bugün Türkiye'de hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bünyesinde hem de bazı büyükşehirlerinde kullanılan "Dijital İkiz" teknolojisi sayesinde, olası bir sel veya deprem senaryosu bilgisayar ortamında simüle ediliyor. Hangi caddenin kapanacağı, hangi trafonun devre dışı kalacağı saniyeler içinde öngörülerek lojistik planlar buna göre yapılıyor. Bu, bir şehrin "sinir sistemini" güçlendirmek demek. Bunun yanında Elektronik Beton İzleme Sistemi (EBİS) ile inşaatlardaki betonun kalitesi anlık olarak merkeze raporlanıyor, konut üretiminde artık hiçbir hileye yer bırakılmıyor.

Yatay Mimari ve Şehir Kimliği

Hükumetin şehircilik vizyonunun merkezinde "yatay mimari" yer alıyor… Bu model, sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda afet riskini azaltan ve komşuluk kültürünü koruyan stratejik bir adımda… Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yeni projelerde özellikle zemin + 4 veya 5 katı geçmeyen yapılaşmayı teşvik ediyor. Bu yaklaşım, deprem anında yapı yükünü azaltırken tahliyeyi de kolaylaştırıyor. Yeni yerleşim alanları; cami, okul ve parkların merkezde olduğu "mahalle kültürü" esasıyla tasarlanıyor.

Sosyal Direnç: Toplumsal Hafıza ve Farkındalık

Diğer taraftan meselenin en önemli ayaklarından biri sosyal direnç. En sağlam bina bile, içinde bilinçli bir toplum yoksa tam dirençli sayılmaz. Şehirlerimizin direnci, sadece mühendislik hesaplarıyla değil, mahalle düzeyinde yapılanan gönüllü ağlarıyla, okullarda verilen afet bilinciyle ve yerel yönetimlerin şeffaf veri paylaşımıyla artıyor. Komşunun komşusuna yardım edebilme kapasitesini ifade eden sosyal direnç kavramı ise toplum genelinde hızla gelişiyor.

Sonuç olarak Türkiye'nin dirençli şehir yolculuğunda yatay mimariden dijital ikiz teknolojilerine, sünger şehir modellerinden sosyal yardımlaşma ağlarına kadar uzanan bu geniş yelpazede, şehirlerimiz artık yavaş yavaş doğayla kavga eden değil, doğanın ritmine uyum sağlayan güvenli limanlara dönüşüyor. Bugün atılan her adım, atılan her sağlam temel ve güncellenen her risk haritası, gelecek nesillere sadece beton yığınları değil, her türlü sarsıntıya ve krize karşı göğüs gerebilen, güven dolu bir vatan bırakma kararlılığının birer nişanesidir. Şehirlerimiz ne kadar esnek ve hazırlıklı olursa, yarınlara o kadar dik, dirençli ve sarsılmaz bir vakarla yürüyeceğimiz aşikardır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.