Türkiye'nin en iyi haber sitesi

A.MENAF TURAN

Türkiye’min Gücüne Bak Söyleminin Kodları

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler, sınırları aşan şiddeti ve etkisiyle tarihe "Asrın Felaketi" olarak geçmiştir. Bu felaket, yalnızca Türkiye'yi değil, geniş bir coğrafyayı etkilemiştir. Yaklaşık 1,2 milyon kilometrekarelik bir alanda hissedilen depremler; İran, Irak ve özellikle Suriye'de yıkıcı sonuçlar doğurmuş, Suriye'de bin 350 can kaybına neden olmuştur. Türkiye'de ise depremler, 14 milyon kişinin yaşadığı 11 ilde, yaklaşık 110 bin kilometrekarelik bir alanda ağır yıkıma yol açmıştır. 50 bini aşkın can kaybı, 100 bini aşkın yaralı, yıkılan binlerce yapı; zarar gören ulaşım ve iletişim ağları, eğitim ve sağlık tesisleri, enerji hatları ve 100 milyar doları aşan ekonomik kayıp ile Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük sınamalarından biriyle karşı karşıya kalmıştır.

Dayanışma, İhya ve İnşa

Bu ağır tablo karşısında Türkiye, depreme tüm imkân ve kapasitesiyle müdahale etmiş, deyim yerindeyse Devlet, bütün gücüyle sahaya inmiştir. Deprem bölgesinde 650 bin personel ile arama-kurtarma, müdahale ve iyileştirme çalışmaları yürütülmüş, 200 bine yakın sağlık personeli, kurulan sahra hastaneleriyle kesintisiz sağlık hizmeti sunmuştur. Hasar tespit çalışmaları büyük bir hızla başlatılmıştır.

AFAD verilerine göre, geçici barınma amacıyla deprem bölgesine 1 milyon çadır sevk edilmiş, 350 çadır kent alanında 645 bin çadır kurulmuş ve yaklaşık 2,5 milyon kişiye barınma hizmeti sağlanmıştır. Çadır kentlerden konteyner kentlere ilk tahliyeler 20 Eylül 2023 tarihinde başlamış; inşa edilen 428 konteyner kentte kurulan 220 bin konteynere 707 bin kişi yerleştirilmiştir. Kalıcı konutların tamamlanmasıyla birlikte konteyner kentler aşamalı olarak tahliye edilmeye başlanmış, geçici barınma süreci kontrollü şekilde yönetilmiştir.

Depremin ilk anlarından itibaren, tüm zorlu koşullara rağmen süreci yöneten Devlet; arama kurtarmadan acil müdahaleye, gıdadan geçici barınmaya kadar her alanda etkin bir koordinasyon sağlamıştır. Öyle ki, depremin 15. gününde kalıcı konutların ilk temeli atılmış, 45. gününde ise ilk konutlar hak sahiplerine teslim edilmiştir.

Bugün gelinen noktada; 11 ilde, 174 noktada, 3 bin 481 şantiyede ve 4 bin 333 köyde, yaklaşık 200 bin mimar, mühendis ve işçinin emeğiyle yürütülen ihya ve inşa seferberliği kapsamında, 27 Aralık 2025 tarihi itibarıyla 367 bin 995 konut, 65 bin 672 köy evi ve 21 bin 690 iş yeri olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm hak sahiplerine teslim edilmiştir. ⁠Yerinde dönüşüm programı kapsamında ise 123 bin 160 bağımsız bölüm ruhsatlandırılmış, bunlardan 46 bin bağımsız birim tamamlanmıştır.

27 Aralık'ta Hatay'da düzenlenen 455 bin konut teslim töreninde ise gelinen son noktayı "Asrın İnşası Türkiye'nin Başarısı" ifadesi dile getirmektedir. Bugün geldiğimiz noktada ise artık "Türkiye'min Gücüne Bak" ifadesi afet sonrası başarıları ortaya koymaktadır. Bu söylem; zorluklara rağmen ayakta durmayı, dayanışmayı, gururu ve özgüveni sembolize eden; marka değeri son derece yüksek bir anlatımı temsil etmektedir. Türk şehircilik tarihinde bir dönüm noktasına işaret eden bu söylem, devlete duyulan güveni, inşa hızını ve kalitesini, aynı zamanda yeni bir başlangıcı simgelemektedir. Depremin simgesi olarak kullanılan Anadolu Karanfili ise vefayı, yası, saygıyı, kök salmayı, dirençliliği ve dayanışmayı temsil eden güçlü bir sembolik anlam taşımaktadır.

Büyük bir yıkımı önce dayanışma, ardından ihya ve inşa ile geride bırakmak; izlerini kalıcı olarak silmek ve bunu üç yıl gibi kısa bir sürede başarıyla sonuçlandırmak, Türkiye'nin gücünün en somut göstergelerinden biridir. Buradaki "güç" yalnızca konut inşasını değil; devletin kurumsal kapasitesini, teknolojik altyapısını, deprem bölgesinde sağlanan topyekûn kalkınmayı, toplumsal dayanışmayı, diplomatik gücü ve tarihsel-kültürel birikimi de ifade etmektedir.

Türkiye, depremler ve iklim değişikliğinin tetiklediği afetlerle sınanmaya devam etmektedir. Son yüzyılda yaşanan can kayıplarının, yıkımların ve ekonomik kayıpların tekrar etmemesi için çok boyutlu bir afetlerle mücadele politikası yürütülmektedir. Bu politikanın temel önceliği; sağlam ve güvenli yapılar inşa edilmesi ve şehirlerin bütüncül biçimde dirençli hale getirilmesidir.

Geçmişten Bugüne Güçlü Devlet Kapasitesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2012 yılında dile getirdiği "bedeli ne olursa olsun kentsel dönüşümü gerçekleştireceğiz" vizyonu, bu sürecin güçlü bir başlangıç noktası olmuştur. Van depremleri sonrasında çıkarılan Kentsel Dönüşüm Kanunu ile dağınık mevzuat birleştirilmiş; süreç zaman içinde revize edilerek bürokratik engeller azaltılmıştır. Bu kapsamda bugüne kadar, üçte birinden fazlası İstanbul'da olmak üzere 2 milyon 252 bin bağımsız bölüm tamamlanmıştır. Devam eden 258 bin projeyle birlikte toplamda 2 milyon 510 bin bağımsız bölüm yenilenmiştir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ortaya koyduğu Türkiye Modeli Kentsel Dönüşüm Perspektifi ile bu süreci bütüncül bir çerçeveye oturtmuş; devletin yalnızca düzenleyici değil, aynı zamanda planlayıcı ve finansal kolaylaştırıcı bir rol üstlendiğini vurgulamıştır. Bu anlayışla, bir yandan dönüşüm uygulamaları yürütülürken diğer yandan artan konut ihtiyacını karşılamak üzere TOKİ eliyle 1 milyon 757 bin sosyal konut inşa edilmiştir.

Bu sürecin devamı niteliğinde hayata geçirilen Ev Sahibi Türkiye Projesi ile 500 bin yeni sosyal konut hamlesi başlatılmış, kura çekimleri devam eden bu projede ilk kez kiracılara da yer verilmesi ve deprem bölgesinin kapsama alınması dikkat çekici bir yenilik olmuştur. Yüzyılın Konut Projesi olarak da tanımlanan proje kapsamında hazırlanacak sosyal konutlara toplam başvuru 8 milyon 841 bin 632 olmuş, bunlardan 5 milyon 239 bin 6 geçerli kabul edilerek işleme alınmıştır. Bu proje bünyesinde nüfus itibariyle en acil dönüşüm bekleyen İstanbul'da 100 bin konut, yine yaraları sarılmaya çalışılan deprem bölgesinde toplam 97 bin 993 konut inşa edilecektir. Ayrıca İstanbul'da 15 bin kiralık konut modeli de hayata geçirilecektir. Diğer taraftan bugüne kadar İstanbul'da toplam Kentsel Dönüşüm Seferberliği kapsamında tamamlanan: 924 bin bağımsız birim dönüşümü tamamlanmış, devam eden 175 bin bağımsız birimle toplam 1 milyon 99 bin olmuştur. Aynı zamanda ⁠İstanbul'da Yarısı Bizden Programı kapsamında 80 bin 250 birimde dönüşüm kapsamına alınmıştır.

Tüm dünya Türkiye'nin bu başarılarını konuşurken, hâlâ deprem günlerindeki alışkanlıklarını sürdüren, dezenformasyon kampanyalarıyla yapılan çalışmaları gölgelemeye çalışan yaklaşımların varlığı da göz ardı edilmemelidir. Bu tutumlardan kaçınmak; yaşanan acıları hafifletmek, yaraları sarmak ve birlik duygusunu güçlü tutmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Türkiye'min gücü, hepimizin gücüdür.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.