Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SÜMEYYE ÖZDEMİR

Çocuk Koruma Sisteminde Aile Temelli Dönüşüm

Geçtiğimiz yıl 30 Haziran tarihinin Koruyucu Aile Günü olarak ilan edilmesi, koruyucu aile hizmetlerine yönelik toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli bir adım olmuştur. Bu karar aynı zamanda Türkiye'de çocuk koruma alanında son yıllarda yaşanan dönüşümün önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Uzun yıllar boyunca korunma ihtiyacı bulunan çocuklar için en yaygın çözüm olarak kurum bakımı görülürken, bugün hem Türkiye'de hem de dünyada aile temelli bakım hizmetleri giderek daha fazla önem kazanmıştır. Bu değişimin en görünür örneklerinden biri ise koruyucu aile uygulamalarıdır.

Bu dönüşüm yalnızca mevzuatta yapılan düzenlemelerin bir sonucu değildir. Son yıllarda çocuk gelişimi, bağlanma ve çocuk refahı alanında yürütülen çalışmalar, çocukların sağlıklı gelişimi için yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Çocuklar aynı zamanda güven duyabilecekleri ilişkilere, süreklilik gösteren bakım deneyimlerine ve ait hissedebilecekleri sosyal çevrelere ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle günümüzde çocuk koruma sistemlerinin temel amacı yalnızca çocukları riskli koşullardan uzaklaştırmak değil, onların gelişimlerini destekleyecek ilişkisel bağlamlar oluşturmaktır.

Türkiye'deki veriler de bu dönüşümün yansımalarını açık biçimde göstermektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre 2025 yılı itibarıyla koruyucu aile yanında bakım alan çocuk sayısı 10 bin 841'e, koruyucu aile sayısı ise 9 bin 96'ya ulaşmış durumdadır. Son on üç yılda hem koruyucu ailelerin hem de bu hizmetten yararlanan çocukların sayısındaki yaklaşık yedi katlık artış, aile temelli bakım anlayışının çocuk koruma sistemi içerisinde giderek daha güçlü bir yer edindiğine işaret etmektedir.

Ancak koruyucu ailelik meselesi yalnızca daha fazla çocuğun bir aile yanına yerleştirilmesinden ibaret değildir. Asıl mesele, çocukların güvenli ilişkiler kurabildiği, aidiyet geliştirebildiği ve uzun dönemli iyilik hallerinin desteklenebildiği bir çocuk refahı sistemini nasıl inşa edeceğimiz sorusunu gündemde tutmaktır.

Koruyucu ve Önleyici Bir Faktör Olarak Koruyucu Aile

Koruyucu aile uygulamalarını önemli kılan nokta yalnızca çocuklara bir aile ortamı sunması değildir. Koruyucu aile hizmetleri, çocukların yaşamındaki riskleri azaltırken güven duygusunu, aidiyet hissini ve gelişimlerini destekleyen yeni deneyimleri de beraberinde getirmektedir. Çocuklar, kendilerini güvende hissedebilecekleri ilişkilere ihtiyaç duymaktadır. Her gün karşılaştıkları yüzler, zorlandıklarında dönebilecekleri yetişkinler, başarılarının fark edildiği ve üzüntülerinin görüldüğü bir çevre en temel ihtiyaç alanlarındandır. Başka bir ifadeyle, çocuklar korunmanın yanı sıra ait olmaya da ihtiyaç duymaktadır. Aidiyet dendiğinde ise akla önce aile kavramı gelmektedir. Bu nedenle son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde çocuk koruma politikalarında önemli bir değişim yaşanmaktadır.

Süreçte kurum bakımının tamamen ortadan kaldırılması değil ancak mümkün olduğunda çocukların aile ortamında büyümesini destekleyen modellerin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Koruyucu aile hizmetleri de bu dönüşümün en önemli parçalarından birini oluşturmaktadır. Çünkü mesele bir çocuğa yalnızca fiziksel bir çatı bulmaktan ziyade onun güven ve aidiyet geliştirebileceği ve geleceğe dair umut inşa edebileceği psikososyal olarak bütünsel bir yaşam alanı oluşturabilmektir. Bu açıdan koruyucu ailelik, bir bakım hizmeti olmasının yanında çocukların yaşamındaki riskleri azaltan, koruyucu faktörleri güçlendiren ve uzun dönemli iyilik hallerini destekleyen önleyici bir çocuk refahı uygulaması olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye'de Koruyucu Ailelik Nereye Gidiyor?

Türkiye'de koruyucu aile hizmetlerinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, aile temelli bakım anlayışının çocuk koruma sisteminde oldukça önemli bir konuma geldiğine işaret etmektedir. Koruyucu aile sayısındaki ve bu hizmetten yararlanan çocuk sayısındaki artış, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve koruyucu ailelerin ortak çabalarının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte koruyucu aile hizmetlerinin geleceği yalnızca sayısal büyüme üzerinden değil, hizmetin niteliği ve sürdürülebilirliği üzerinden de ele alınmalıdır.

Bu açıdan 2025 yılı önemli gelişmelere sahne olmuştur. 21 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirilen Toplum Kalkınmasında Gönül Elçileri Programı ile bakanlık, valilikler ve koruyucu aileler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Aynı yıl 30 Haziran tarihinin Koruyucu Aile Günü olarak ilan edilmesi ise koruyucu aile hizmetlerinin toplum tarafından daha görünür hale gelmesine katkı sunan önemli adımlardan biri olmuştur. Koruyucu ailelik hâlâ birçok kişi tarafından yeterince bilinmeyen veya zaman zaman evlat edinme ile karıştırılabilen bir hizmet alanıdır. Bu nedenle farkındalık çalışmalarının sürdürülmesi, koruyucu aileliğin daha doğru anlaşılması açısından önem taşımaktadır.

Son yıllarda koruyucu ailelere yönelik mali ve sosyal desteklerin güçlendirilmesi de dikkat çekmektedir. Çocukların bakım, eğitim ve gelişim ihtiyaçlarına yönelik desteklerin yanı sıra koruyucu ailelere sunulan danışmanlık hizmetleri ve psikososyal destekler, hizmetin niteliğini artıran uygulamalar arasında yer almaktadır. Bunun yanında 2025 yılında ulusal ve uluslararası iş birlikleriyle yürütülen çalışmalar, koruyucu aile hizmetlerinin kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine ve özellikle geçici koruyucu aile modelinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlamaktadır. Kuruluş bakımına ihtiyaç duyan çocukların mümkün olduğunca erken dönemde aile ortamında desteklenmesini hedefleyen bu tür uygulamalar, çocuk refahı alanındaki uluslararası eğilimlerle de oldukça uyumludur.

Türkiye'de koruyucu aile hizmetlerinin geleceği açısından üzerinde durulması gereken konulardan biri de hizmetin niteliğinin güçlendirilmesidir. Koruyucu ailelerin eğitim süreçlerinin desteklenmesi, yerleştirme sonrası izleme ve danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, biyolojik ailelerle yürütülen çalışmaların güçlendirilmesi ve çocukların görüşlerinin süreçlere daha fazla dâhil edilmesi bu alanın öncelikli ihtiyaçları arasında yer almaktadır.

Koruyucu aile sayısındaki artış önemli bir kazanım olmakla birlikte, çocuk koruma sistemlerinin başarısı ulaşılan çocuk sayısından ziyade, çocukların yaşamlarında ne ölçüde kalıcı ve olumlu bir değişim yaratılabildiğiyle değerlendirilmelidir. Bu nedenle geçtiğimiz yıl ilan edilen 30 Haziran Koruyucu Aile Günü'nü çocukların aile ortamında büyüme hakkını yeniden hatırlamak ve koruyucu aile hizmetlerinin geleceğini düşünmek için dikkate değer bir sembol olarak okumak gerekir. Koruyucu aileliğin geleceği, daha fazla çocuğa ulaşmanın yanında çocukların yüksek yararını merkeze alan güçlü, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çocuk koruma sisteminin inşa edilmesine bağlı görünmektedir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA