27 Ocak 2026'da Ankara'da gerçekleşen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijerya Cumhurbaşkanı Tinubu görüşmesi ve sonucunda imzalanan mutabakat zaptları, Türkiye-Nijerya ilişkilerinin iyi niyet zemininden kurumsal ortaklık zeminine geçtiğini gösteriyor. İki liderin huzurunda dokuz ayrı belgenin imzalanması, bu ziyaretin sembolik bir diplomasi fotoğrafı olmanın ötesinde savunmadan ekonomiye, iletişimden eğitime uzanan alanlarda yeni bir iş bölümü arayışı olduğunu ortaya koyuyor.
Bu dokuz belgenin listesine bakınca dört hat öne çıkıyor. Güvenlikte kapasite inşası, ekonomide standartlar ve kurullar üzerinden kurumsallaşma, iletişim alanında kamu diplomasisi, dezenformasyonla mücadele ve stratejik iletişim ve son olarak eğitim. Nitekim imzalanan belgeler medya ve iletişim, yükseköğretim, helal kalite altyapısı, Ortak Ekonomik ve Ticari Komisyon (JETCO), askeri iş birliği, eğitim, diplomasi akademileri ve aile ve sosyal politikalar gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Güvenlik İş Birliği
Ziyaretin en kritik ayağı, askeri iş birliği protokolü ile somutlaşan güvenlik başlığı olarak öne çıkıyor. Nijerya, Boko Haram ve ISWAP başta olmak üzere, isyan-terör, organize suç ağları, sınır aşan kaçakçılık, eşkıyalık ve deniz haydutluğu gibi katmanlı risklerle uzun süredir mücadele ediyor. Bu tabloda Türkiye'yi farklılaştıran unsur, sahaya platform, eğitim, doktrin, bakım/onarım ve istihbarat koordinasyonu gibi bileşenleri birlikte sunabilen bir paket mantığıyla yaklaşması.
Ziyaret sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Nijerya'nın terörle mücadelesine destek vurgusu yapması ve özellikle Sahel'de yükselen şiddetin tüm kıta için tehdit oluşturduğunu belirtmesi, iş birliğinin ikili boyutunun yanında bölgesel güvenlik mimarisi açısından da okunduğunu gösteriyor. Burada kritik nokta olarak savunma iş birliğinin satış olarak görülmesi söz konusu olursa kısa ömürlü olacağıdır. Ancak kurumsal koordinasyon ve sürdürülebilir işletim kapasitesi ile tasarlanırsa Nijerya'nın güvenlik otonomisini büyütür.
Ekonomide Büyüyen Hedef
İkinci güçlü hat ekonomi olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin, ikili ticaret hedefini 5 milyar dolar seviyesine çıkarma iradesini vurgulaması ve bunun için görüşmelerin başladığını açıklaması, imzalanan belgelerin niyetin ötesinde hedefe dönük bir kurgu olduğunu ifade ediyor. Bu noktada JETCO'nun kurulması, ilişkilerin kişisel temaslarla sınırlı kalmaması için anahtar, düzenli toplanan komisyonlar, teknik izleme ve sektör bazlı çalışma grupları, hedefi gerçekçi bir takvime bağlayabilir.
Ekonomide asıl dikkat çeken ikinci başlık ise helal kalite altyapısı mutabakatıdır. Bu tür anlaşmalar teknik görünse de aslında ticaretin kilidini açan şey çoğu zaman standartlardır. Nitekim sertifikasyon ve akreditasyon gıda, kozmetik, ilaç ve tarım-hayvancılık ürünlerinde pazar erişimini belirler. Tam da bu noktada Nijerya'nın hayvancılık sektörünün ekonomideki ağırlığı yeni bir iş birliği alanı üretmektedir. Resmi kaynaklara göre hayvancılık, tarımsal ekonomide anlamlı bir paya sahip ve toplam GSYİH'ye de kayda değer katkı veriyor. Helal akreditasyon başlığı, bu nedenle yalnızca bir belge olmaktan ziyade yem, veterinerlik, işleme tesisleri, soğuk zincir, ihracat standardı konularını içeren tarım ve hayvancılık değer zincirinin birlikte ele alınabileceği bir ekonomik koridor fikrine kapı aralıyor.
İletişim'de Stratejik Kapasite Paylaşımı
Üçüncü hat, medya ve iletişim alanındaki mutabakat olarak görülmektedir. Bu mutabakat zaptı, iki ülkenin medya ve iletişim ekosistemlerinde bilgi ve tecrübe paylaşımını mümkün kılıyor. Nitekim toplantılar, seminerler, çalıştaylar ve eğitim programları gibi pratik araçlarla iş birliğini öngörüyor. Nijerya gibi hem iç güvenlik baskısı yaşayan hem de toplumsal fay hatları üzerinden bilgi operasyonlarına açık ülkelerde, stratejik iletişim kapasitesi güvenlik kadar belirleyici olabiliyor. Türkiye'nin son yıllarda kamusal diplomasi ve dezenformasyonla mücadele alanında biriktirdiği kurumsal tecrübenin paylaşımı, Nijerya açısından sert güvenlik başlığını tamamlayan bir dayanıklılık katmanı sunabilir.
Eğitim ve İnsan Kaynağı
Ziyaretin uzun vade tarafı ise eğitim ve insan kaynağı olarak beliriyor. Hem eğitim alanında iş birliği anlaşması hem de yükseköğretim mutabakatı, bu alana stratejik bir önem atfedildiğini gösteriyor. Ayrıca YTB ile Nijerya Diaspora Komisyonu arasında imzalanan diaspora politikası belgesi, öğrenci ve mezun ağlarını da içine alan daha geniş bir toplumsal temas zeminine işaret ediyor.
Bu çerçevede FETÖ ile mücadele dosyasının da doğru bir dille ele alınması kritik öneme sahiptir. Mesele eğitimi cezalandırmaktan ziyade eğitim alanında şeffaf, hesap verebilir ve devletler arası güveni güçlendiren bir çerçeve üretmek olarak görülüyor. Bu noktada FETÖ okullarının farklı formlara bürünmüş olsa da devri ilişkilere olumlu katkı sağlayacaktır. Nitekim Türkiye'nin Maarif Vakfı üzerinden öne sürdüğü modelin temel iddiası da okulları kapatmak yerine eğitim faaliyetinin daha sağlıklı ve güvenli biçimde sürdürülmesine dönük bir devralma yaklaşımıdır.
Sonuç olarak Nijerya Cumhurbaşkanı Tinubu'nun ziyareti, Türkiye-Nijerya ilişkilerinde çok alanlı ama dağınık temasları, kurallı ve izlenebilir bir ortaklığa dönüştürme fırsatı sunuyor. İmzaların işlevsellik kazanması ile birlikte çok büyük bir potansiyelin hayata geçirilmesi kaçınılmaz olacaktır. Nitekim bu başarıldığında, iki ülkenin ortaklığı ikili ilişkileri ve Batı Afrika'da güvenlik ve ekonomik mimariyi de yeniden düşünmeyi mümkün kılacaktır.