Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YUSUF ALPAYDIN

Diplomadan Beceriye Geçiş: Yükseköğretimde Mikro Yeterlik Dönemi

Yükseköğretim sistemi son iki yüzyıldır büyük ölçüde aynı mantık üzerine inşa edilmişti. Gençler üniversiteye giriyor, dört ya da beş yıl boyunca belirli bir programı tamamlıyor ve mezun olduklarında uzun yıllar kendilerine yetecek bir diploma ile iş hayatına atılıyorlardı. Ancak bu modelin dayandığı koşullar büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Yapay zekâ, otomasyon, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve küresel rekabet, çalışma hayatında ihtiyaç duyulan bilgi ve becerileri birkaç yıl içinde değiştirebiliyor. Günümüzde üniversite diplomasına sahip olmak yeterli görülmüyor; bireylerden sürekli öğrenmeleri, yeni beceriler edinmeleri ve bunları belgelendirmeleri bekleniyor.

Türkiye de bu dönüşümden azade değil. Sanayi politikalarındaki değişim, hizmet sektörünün dijitalleşmesi, savunma sanayii ve yüksek teknoloji yatırımları, nitelikli insan kaynağına olan ihtiyacı sürekli olarak artırıyor. Bunun yanında yükseköğretimin kitleselleşmesiyle birlikte üniversitelerin temel görevi de değişiyor. Üniversiteler artık sadece gençlere lisans eğitimi veren kurumlar değil; mezunlarına ve çalışan yetişkinlere yaşam boyu öğrenme hizmeti sunan, iş dünyasıyla sürekli etkileşim içinde bulunan bilgi merkezleri haline geliyor.

Tam da bu noktada mikro yeterlikler (micro-credentials), yükseköğretimin geleceğini şekillendirecek en önemli araçlardan biri olarak öne çıkmakta. Haziran ayında Yükseköğretim Kurulu tarafından yayımlanan "Yükseköğretim Kurumlarında Mikro Yeterlikler Çerçevesine İlişkin Usul ve Esaslar", bu alanda önemli bir adım atıldığını gösteriyor. Bu düzenleme yeni bir sertifika uygulaması olmasının yanı sıra yükseköğretimin öğrenme anlayışını değiştirebilecek önemli bir dönüşümün başlangıcı olarak görülebilir.

Mikro yeterlik nedir?

Mikro yeterlikler, bireyin kısa süreli, belirli bir beceri alanına yönelik öğrenme süreci sonunda kazandığı bilgi, beceri ve yetkinlikleri gösteren kalite güvencesine sahip küçük öğrenme birimleridir. Bildiğimiz diploma programlarından farklı olarak o meslek içinde ihtiyaç duyulan spesifik yeterlikleri kapsıyor. Bu yaklaşım, yükseköğretimde önemli bir bakış açısı değişikliğine işaret ediyor. Eğitim süresinden çok öğrenme çıktılarının önem kazandığı yeni bir anlayış güçleniyor. Başka bir ifadeyle, öğrencinin kaç yıl eğitim aldığından ziyade hangi becerileri kazandığı ve bunları güvenilir biçimde gösterebildiği daha belirleyici hâle geliyor. Mikro yeterlikler yalnızca üniversite öğrencilerine de yönelik değildir. Mezunlar, çalışanlar, kariyer değiştirmek isteyen bireyler veya belirli alanlarda kendini geliştirmek isteyen herkes bu programlardan yararlanabilir. Böylece yükseköğretim, belirli bir yaş grubuna hizmet veren bir kurum olmaktan çıkarak yaşam boyu öğrenmenin daha merkezi bir kurumu haline gelebilir.

Dünyada nasıl ortaya çıktı?

Mikro yeterlikler aslında uzun süredir devam eden dijital dönüşümün doğal bir sonucudur. Bu yaklaşımın teorik temeli, yükseköğretimin geleneksel fonksiyonlarının birbirinden ayrışacağını savunan "unbundling" yani yükseköğretimin çözülmesi yaklaşımına dayanmaktadır. Buna göre üniversiteler artık yalnızca dört yıllık programlar sunan kurumlar olmayacak, farklı öğrenme modülleri, sertifikalar ve beceri paketleri de üreteceklerdir.

Anılan gelişim birkaç önemli aşamadan geçerek oluşmuştur: İlk olarak 2000'li yıllarda dijital rozet uygulamaları ortaya çıktı. Bireylerin kazandıkları becerilerin çevrim içi ortamlarda görünür hale getirilmesi amaçlandı. 2011 yılında Mozilla Vakfı'nın geliştirdiği Açık Rozet sistemi, mikro yeterliklerin teknik altyapısını oluşturdu. Böylece öğrenme kazanımları standart biçimde dijital olarak doğrulanabilir hale geldi. Ardından Coursera, edX ve Udacity gibi MOOC platformlarının yaygınlaşmasıyla "Nanodegree", "Professional Certificate" ve "Specialization" gibi programlar milyonlarca kişiye ulaştı. Üniversite eğitimi ilk kez modüler yapıda sunulmaya başladı.

Avrupa'da ise Bologna Süreci kapsamında yürütülen çalışmalar sonucunda Avrupa MOOC Konsorsiyumu ortak mikro yeterlik çerçevesini hazırladı. Son olarak Avrupa Birliği Konseyi'nin 16 Haziran 2022 tarihli Tavsiye Kararı ile mikro yeterliklere ilişkin ortak Avrupa yaklaşımı kabul edilerek kalite standartları belirlenmiş oldu. Günümüzde Avrupa üniversitelerinin önemli bir kısmı, klasik diploma programlarının yanında yüzlerce mikro yeterlik programı sunmaktadır.

Mikro Yeterlikler Neden bu kadar önem kazandı?

Mikro yeterliklerin yükselişinin başlıca nedeni çalışma hayatındaki dönüşümdür. Öncelikle, teknoloji artık eğitim sistemlerinin güncellenme hızından çok daha hızlı ilerlemektedir. Yapay zekâ, veri analitiği, siber güvenlik, yeşil enerji, robotik ve dijital üretim gibi alanlarda her yıl yeni beceriler ortaya çıkmaktadır. Üniversitelerin dört yıllık müfredatlarını aynı hızla güncellemeleri oldukça güçtür. Artık tek bir meslek için eğitim almak yeterli değildir. Çalışanlar kariyerleri boyunca birkaç farklı meslek değiştirebilmekte veya mevcut mesleğine yeni beceriler eklemek zorunda kalmaktadır. Bu durum yeniden beceri kazandırma ve beceri geliştirme ihtiyacını sürekli artırmaktadır.

Ayrıca, yetişkin öğrenenlerin sayısı hızla artmaktadır. Tam zamanlı çalışan bireylerin yeniden dört yıllık üniversite eğitimi almaları çoğu zaman mümkün değildir. Mikro yeterlikler ise birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde ihtiyaç duyulan becerilerin kazanılmasına imkân tanımaktadır. İşverenlerin yaklaşımı da bu dönüşümü desteklemektedir. Günümüzde birçok şirket işe alım süreçlerinde adayların yalnızca diplomalarına değil, güncel teknik becerilerine ve bunları gösteren doğrulanabilir belgelere de önem vermektedir. Özellikle teknoloji yoğun sektörlerde beceri odaklı işe alım uygulamaları hızla yaygınlaşmaktadır.

Başarı için hangi sorunlar çözülmeli?

Mikro yeterliklerin başarısı, tek başına mevzuat değişikliğiyle sağlanamaz. Her şeyden önce güven ve tanınırlık sağlanmalıdır. İşverenler hangi mikro yeterliğin gerçekten nitelikli eğitim sonucunda verildiğini ayırt edebilmelidir. Bunun için güçlü kalite güvence mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Bir diğer önemli konu ise üniversitelerin bu programları gelir getirici sertifika programları olarak görmeleri büyük bir hata olur. Mikro yeterlikler akademik kaliteyi koruyan, öğrenme çıktıları açık biçimde tanımlanmış, ölçme ve değerlendirme süreçleri güvenilir programlar olarak tasarlanmalıdır. Ayrıca üniversitelerde kurumsal koordinasyon güçlendirilmelidir. Fakültelerin birbirinden bağımsız hareket ettiği bir yapıda ortak standartların oluşturulması kolay değildir. Mikro yeterliklerin üniversitenin genel stratejisinin parçası haline gelmesi gerekir.

Bir başka kritik başlık ise dijital altyapıdır. Verilen belgelerin doğrulanabilir, taşınabilir ve uluslararası platformlarda tanınabilir olması için dijital rozet sistemleri, blokzincir tabanlı sertifikalar, Europass entegrasyonu ve e-Devlet bağlantılarının geliştirilmesi önem taşımaktadır. Öte yandan yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş öğrenme yolları, otomatik değerlendirme sistemleri ve öğrenme analitikleri mikro yeterliklerin etkinliğini artırabilir. Ancak veri güvenliği, etik ilkeler ve algoritmik şeffaflık konularında da güçlü düzenlemeler yapılmalıdır.

Türkiye için önemli bir fırsat

Türkiye, son yirmi yılda yükseköğretime erişimde önemli başarılar elde etti. Bundan sonraki hedef, daha fazla diploma vermekten çok daha nitelikli ve güncel beceriler kazandırmaktır. Mikro yeterlikler, üniversite ile çalışma hayatı arasındaki mesafeyi azaltabilecek önemli araçlardan biridir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için programların iş dünyasıyla birlikte tasarlanması, öğretim elemanlarının dijital pedagoji konusunda desteklenmesi, kalite güvencesinin güçlendirilmesi ve öğrenme çıktılarının uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.

YÖK tarafından yayımlanan yeni usul ve esaslar, mikro yeterlikleri Türkiye'de ilk kez ulusal düzeyde sistematik bir çerçeveye kavuşturmuştur. Düzenlemenin en dikkat çekici yönü, öğrencilerin mezuniyet için gerekli toplam AKTS yükünün yüzde 10'una kadar olan kısmını üniversite dışındaki güvenilir platformlardan aldıkları mikro yeterliklerle tamamlayabilecek olmalarıdır. Böylece öğrenciler kendi üniversitelerinin sunduğu derslerle yetinmek zorunda kalmayacak farklı kurumların akademilerinde sunulan sektör odaklı platformlardan edindikleri yeterlikleri de akademik programlarına dâhil edebileceklerdir.

Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun mikro yeterlikleri Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi ile ilişkilendirmeye yönelik düzenlemeleri de bu süreci desteklemektedir. Bu sayede öğrenme çıktıları ulusal yeterlik sistemi içerisinde tanımlanabilecek ve uluslararası karşılaştırılabilirlik güçlenecektir. Son yıllarda birçok üniversitenin hazırladığı mikro yeterlik yönergeleri de üniversitelerin bu dönüşüme hazırlandığını göstermektedir. Sürekli Eğitim Merkezleri ise bu yeni yapının en önemli uygulama alanlarından biri olacaktır.

Önümüzdeki dönemde yükseköğretimde başarıyı belirleyecek temel ölçüt, mezunların değişen dünyaya ne kadar hızlı uyum sağlayabildikleri olacaktır. Mikro yeterlikler de tam bu noktada, üniversiteleri yalnızca diploma veren kurumlar olmaktan çıkarıp yaşam boyu öğrenmenin merkezine dönüştürebilecek güçlü bir imkân sunmaktadır. YÖK'ün attığı bu adım oldukça kıymetli bir başlangıç. Üniversiteler, iş dünyası ve kamu kurumları ortak bir kalite anlayışı geliştirebildiği ölçüde mikro yeterlikler gerçek değerini bulacaktır. O zaman mikro yeterlikler yeni bir sertifika uygulaması olmanın ötesine geçecek, Türkiye'nin bilgi ekonomisindeki konumunu güçlendiren önemli bir yükseköğretim reformuna dönüşecektir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA