Türkiye'nin en iyi haber sitesi

REFİK ERDURAN

Görünen köy

Bayram günü zihninizi zora sokmak istemem ama bir büyük bilmeceyi bir an önce çözmek için hepimizin kafa yormamızda yarar var.
Dünya krizde. İnsanlığın tepesindeki bir avuç para babası dışında ezici çoğunluk bunalmakta. Bu durumda solun her yerde hızla güçlenmesi beklenir. Oysa öyle bir gelişme yok. Çoğu yerde tersi oluyor.
Niçin?

***

Avrupa'nın en önemli dört ülkesine bakın.
İngiltere'de İşçi Partisi'ne halk desteği tepetaklak. Bahardaki seçimi Muhafazakârların kazanacağı kesin.
Fransa'da geçen yıl Sarkozy'nin ezip geçtiği sosyalistler bir türlü bellerini doğrultamıyor.
İtalya'da yemediği herze kalmadığı için alay konusu olan Berlusconi yine de sol partilerin rahatça önünde.
Almanya'ya gelince... Angela Merkel ne çok başarılı, ne de çok karizmatik. Ama önümüzdeki Pazar günü yeniden başbakan seçilecek kesinlikle.
Neden?
Alman sosyal demokratları (SPD) solu birleştirecek politikalar üretemiyor da ondan. Çevrecilik, pasifizm, anarşizm, eşcinsel hakları falan peşindeki Yeşiller kendi yollarına gittiler. Eski Doğu Alman komünistleri ile yeni Batı Alman ilericilerinden oluşan, kendilerine adlı adınca Sol (Die Linke) diyen "katılar" da koptular SPD'den.
Yalnız Almanya'da değil, öteki Avrupa ülkelerinin çoğunda da gidişi etkileyen bir başka faktör var:
Sağ bilinen partiler sola kayıyor.
Yani solun veremediğini vermeye başlıyorlar. Sosyal güvenlik ağlarına, çevreciliğe, feminizme, görünüşte olsun birçok reforma arka çıkmaları o hesaptan kaynaklanıyor. Gerektikçe halka yakın görünebilme hünerlerini de ekleyin buna...
İnsanoğlu zorunlu nedenler olmadıkça yenilik denemeye yanaşmaz. Seçmenler aradıklarını kendilerine yakın gördükleri sağda buluyorlarsa, denenmemiş sola niçin yönelsinler?

***

Peki, eskiden pek çok yerde sol güçlüydü. O nasıl oldu?
Bilinen şeyler:
Söz konusu gücün en önemli kaynağı sanayi emekçileri ve onların örgütleriydi. Teknoloji ilerledikçe, ekonomide kol emeğinin yerini kafa becerileri aldıkça proletarya buharlaştı; mühendis, hekim, hukukçu, eğitimci, gazeteci gibi hizmet sektörü çalışanlarından oluşan orta sınıfın ağırlığı arttı.
Buna "amaçta birleşemeyip hiziplere ayrılma" yatkınlığını da ekleyin; solun zaafına akıl erdirmek kolaylaşır.
Ama o zaafın genel ve sürekli olmasının başka bir nedeni de var daha derinde.
İş kurmak isteyen on kafadarı toplayıp "Araştırdım, şurada bir markete ihtiyaç var, sökülün paraları" derseniz fazla güçlüğe uğramadan o gün sonuç alabilirsiniz.
Aynı kişilere "Araştırdım, falan türde bir dergiye çok ihtiyaç var, hadi ona ortak olun" önerisini yapın; bir haftada ikisini bir araya getirebilirseniz başarıdır.
Çünkü market çıkar konusu, dergi düşünce işidir. Çıkarda birleşmek kolay, düşünce alanında işbirliği yapmak zordur.

***

Bütün bunlardan Türkiye için ne sonuç çıkarılabileceğini merak ederseniz...
Somut durumu inceleyin.
Toplum bünyemizde sanayi işçilerimizin ve -olduğu kadar- örgütlerinin ağırlığı ne kadar?
Onların, köylülerin, esnafın ve orta sınıfın beklentileri neler?
Kendilerine sosyal demokrat diyenler ne ölçüde sosyal demokrat? Yani söz konusu beklentilerin karşılanması için hangi inandırıcı önerileri gündeme getirmekteler?
Yığınlarla kaynaşmış görünmede hangi güçler daha başarılı? O yönde ne gibi yöntemlerden yararlanıyorlar?
Böyle sorulara verilecek gerçekçi yanıtlar gerekli dersi oluşturur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN