Pek az konuda anlaşabiliyoruz ama "Bugün ülkemizde etkin sol yok" görüşünde birleşiliyor.
Niçin yok?
Ekonominin Gresham kuralını duymuşsunuzdur belki: Kötü para iyi parayı kovar.
Dolaşımda tam ayarlı ve düşük ayarlı iki tür madenî para varsa iyisi yastık altında tutulur, ortalıkta kötüsü kalır.
Bilinçli, yürekli, sağlam karakterli aydınların emekçilerle kaynaşmasından kaynaklanan tam ayarlı bir sol hiçbir zaman oluşmadı Türkiye'de.
Emekçi yandaşlığı özentiden öteye gitmeyen, gerçekte yığınlara saygı duymayan, birbirini çekemeyen yarı-aydınlardan kurulu gruplar hep öyle bir oluşumun yerini aldı.
Evet, birbirini çekemeyen... Hatta aşağılayarak çelmeleyen...
Kafadan atmıyorum. Öyle çevrelerde yaşadım. Önlerinde beladan başka paylaşılacak pasta bulunmayan dönemlerde bile birçoğu görünüşte yoldaşlık ettikleri kişilerin arkasından "Dikkat et, polisin adamıdır" diye fısıldardı. "Nereden biliyorsun?" sorusu ise sadece "Orasını karıştırma" anlamlı bir sırıtışla karşılanırdı.
***
Sol edebiyatçı sayılan, gazete yorumculuğu da yapan Oktay Akbal'ın birkaç gün önce yazdığına bakın: "Bir de baktık Nâzım Hikmet bir yabancı vapurla Rusya'ya gitmiş. Oysa hapisten çıktığından beri gözaltında idi... Ben şaşmışımdır; bunca korunan, saklanan, bir yere gitmemesi için takipte bulunulan şair nasıl olmuş da yoldan geçen Rumen vapuruna bir gemiyle gitmiş... Yıllar sonra öğrendik, bir genç motoruyla onu yoldan geçen gemiye götürmüş, olmuş bitmiş! Kaçmaması için bütün tedbirler alındığı halde nasıl olmuş da Nâzım Hikmet bu işi başarmış: demek bilerek kaçmasına göz yumulmuş!"
Bilirsiniz, adı anılamayan o "
bir genç" bendenizim. Ve ya söz konusu dönem iktidarının ajanıyım, ya da kullanıldığını bilemeyen bir ahmak. Doğu Berlin'de 11 Eylül 1961 günü yazdığı Otobiyografi şiirinde "
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün" diyen Nâzım da bir başka gafil. Ölüm mölüm tehlikesi atlatmadan hükümet eliyle geziye gönderilmiş olduğunu fark edememiş on yılda.
***
Onun gidiş sırrı sabık eşim gazeteci Leyla'nın Moskova'da aldığı bilgiyle Nokta dergisinde açıklandı otuz küsur yıl sonra; benden çıkmadı. O gün bugün hiç kendim gündeme getirmedim. Soruldukça da övünme konusu yapmadım; tersine, denizci bir delikanlının özenli bir planla kayınbiraderine yolculuk yardımı sağlamasının önemli olmadığını söyledim.
Ama beni piyon yerine koyan abuk sabuk spekülasyonları sineye çekemem.
Her şey araştırılıp açığa çıkarılıyor. İsteyen her türlü arşivi inceleyebilir. Geçmişi merak eden o kadarcık külfete girsin lütfen.
Meydan en küçük bir sol başarıya bile tahammülü olmayanlara kalmasın artık.
Bugünkü tepkim de sırf kişisel değil.
Türkiye'de sağlıklı bir sol niçin gelişemedi, gelişemiyor? Derinlemesine düşünelim.