Türkiye'nin en iyi haber sitesi
REFİK ERDURAN

Sic transit

Vaktiyle Kuzey Amerika'da pek çok yer Fransız sömürgesiydi ya. Büyük Göller bölgesindeki ırmağın en dar noktasına da Fransızcada boğaz anlamına gelen Détroit adı verilmişti.
Oradaki aynı adlı kasaba Chicago ile New York arasında yük taşıyan at arabalarının yapım ve konak yeriydi.
Yüz küsur yıl önce icat edildiklerinde "horseless carriage" (atsız araba) denilen otomobillerin yapımına da -"eli o işe yatkın" ustalar orada bulunduğundanaynı yerde başlandı. Kısa sürede ustalar uzman teknisyen, atölyeler fabrika, kasaba metropol oldu.
Baş döndürücü gelişmeden yararlanan Henry Ford, John Dodge, Ransom Olds gibi işbilir kurtlar şipşak süper zengin olup ürünlerine kendi adlarını verdiler. Ford, Dodge, Oldsmobile marka otomobiller dünyaya yayıldı.
Siz yetişmediniz. Benim gençliğimde Türkiye'de de Amerika'nın üç büyükler denilen General Motors, Ford ve Chrysler arabalarından başkası yok gibiydi.
New York yakınlarındaki üniversitemde öğrenciyken arkadaşlarımdan biri General Motors'un bir yöneticisinin oğluydu. O firmanın itibar simgesi Cadillac marka otomobiliyle beni Detroit'e götürüp gezdirmişti. "Gör bak bizim dünya otomotiv başkentimiz nasıl yer" diye hava atarcasına...
Gerçekten de o kent New York'tan küçüktü ama daha düzgün ve huzurlu bir ortama sahipti. Devasa sanayi ve servet odağı olmasının yanı sıra güçlü eğitim kurumları, muazzam kütüphaneleri, ilginç kültür merkezleri, zengin müzeleri, hoş otelleri, zarif mimari örnekleri, dolup taşan tiyatro-opera-bale-konser salonlarıyla göz dolduruyordu.
Dünyadaki yarışlarda gitgide geriye düşen Amerikan otomotiv endüstrisinin darboğaza girivermesiyle Detroit de hızlı inişe geçti. İnanılmaz şeyler oldu. Başta General Motors, oto yapımcıları battı. Obama'nın sağladığı koltuk değnekleriyle ayakta kaldılar. Kent nüfusunun yarısı kaçıp gitti. Boşalan ya da çabucak yoksullaşan yerleşim bölgeleri harabeye döndü.
Dünkü haber tam şok: Detroit yönetimi resmen iflas ilan etti. Hizmetleri nasıl sağlayacağı, memur aylıklarını nasıl ödeyeceği belli değil. Çıkardığı tahvilleri ellerinde tutanlar her doların 17 sentini alabilecek ancak.
Orta Çağlarda taç giyen Papa'nın saltanat kervanının önünü bir görevli kesip "Sic transit gloria mundi" ("Dünya şanı geçer gider") diye bağırırdı. Bizdeki "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var" uyarısı gibi.
Onu düşündüm. Ülkemizde güçlü üniversiteler oluşurken çocuklarını eğitim için ille oralara göndermeye çalışan Amerika tutkunu yurttaşlarımız da tekrar düşünmeli mi acaba?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA