Türkiye'nin en iyi haber sitesi

REFİK ERDURAN

Şeytan'a şap

Dün dünya kanallarının birçoğunda uzun süreli canlı yayın vardı: Kaçırdığı üç kadını 11 yıl boyunca evinin gizli bölmesine hapsedip cinsel köle gibi kullanan Amerikalı Ariel Castro'nun yargılanmasında kararın açıklanması.
Yüzü bir nefret maskesine benzeyen yargıcın verdiği ceza: "ömür boyu artı 1000 yıl" hapis. Af yolu kapalı. Herhangi bir yakınıyla temas yok. Başkalarıyla da yazışma, mesajlaşma, telefon falan ebediyen yasak. Kurbanlarından biri konuştu. Yıllarca cehennemde yaşadığını söyledi. Ariel nerede yaşamıştır dersiniz? Harem cennetinde mi? Sanmam. Son sözü sorulunca "Hastayım" dedi.
Ne olabilir illeti?
Ârazın başında erkeklik hormonu diye bilinen testosteronun anormal yüksekliği gelir. Hani yedikleri herzelerin hesabı sorulunca "Şeytan'a uydum" diyen herifler vardır ya. Onların sözünü ettikleri iblis o hormondur işte.
Rastlantıya bakın, dün bizim editör dostlar da baş sayfanın göbeğine "Pedofili Sapığına Kimyasal Hadım" haberini oturtmuşlardı. Çocuğa yönelik cinsel suç işleyenlere ilaç verilerek testosteron düzeylerinin düşürülmesi planlanıyor.
Bu önlemi yürekten alkışlıyorum. Hatta şunu da önereceğim:
Suç işlemeyen, çocuklara ilişmeden kadınlara yönelik tutumlarında Şeytan'a fazlaca uyduklarını fark eden "normal" erkekler de o ilaçlardan almalı. Kendilerini cezalandırır gibi değil, güvenlik önlemi diye. Kilolanmamak için iştah kesecek hap yutanlar yok mu? O hesap.Gün geçmiyor ki cinsel zırvalama yüzünden yaratılan skandallar gazete sayfalarını renklendirmesin. Popo kılı çoktan ağarmış, işinde başarılı olmuş, aklı başında bilinen adamlar o alandaki densizlikleri sonucunda hayatlarını altüst ediveriyor. Ayartmalar, aldatmalar, boşanmalar, aşkların kavgalara dönüşmesi gırla gidiyor.
Bir hap yutarak akıl başta kalsa, yani hormon ayarlama uygulaması ceza diye değil de sağlık önlemi diye yaşantı kültüründe yer alsa iyi olmaz mı?
Biliyorum, bu önerimi duyan kimi yakınlarım kendi geçmişimdeki derbederliklere gönderme yaparak alay edeceklerdir, "Böyle konuşmak sana mı düştü?" diye.
Bana düştü. Çünkü yerçekiminin tehlikesini en iyi kim bilir? Damdan düşen.
İnsanoğlu kendi kimyasının tutsağı büyük ölçüde. Hiç düşünmeden, aklına eseni yapıyor. Sonra geriye bakarken anlıyor ki esinti hormon fırtınasıymış.
Gençken yazdığım "Bir Kilo Namus" oyununda, yanlış deney etkisiyle libidosu frenlenen bir kimyagerin dağınık yaşantısının düzene girişini anlatmıştım.
Yaşlılığımda da darısı kimya kurbanı bütün erkeklerin başına diyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN