Türkiye'nin en iyi haber sitesi

REFİK ERDURAN

Soytarılık istemez

Kemal Tahir "İnkâr yiğidin kalesidir" derdi. "Karın yatakta başka kadınla mı yakaladı? 'Ne olduğundan hiç haberim yok' diye dikileceksin. 'Kocana tuzak kurmuşlar, içkisine hap atıp uyutmuşlar. Huysuzlanma!"
Suriye'deki kimyasal yiğidin dikilişi o biçim. Savunma Bakanlığı görevlisinin saldırı sonrası telefonda "Kaç kişi öldürmüşüz?" sorusu bile telekulaklara takılmış; hâlâ "İlgimiz yok" demekteler.
Karşı taraftaki kararsızlık daha da gülünç. İnsan hakları savunucusu Batı inceleme raporu beklentisinde.
Hani sadakatine güvenemediği eşinin zamparayla kapandığı odanın pencere perdesi indirilince adam "Hay aksi şeytan, perde açık kalsa gerçeği öğrenecektim" demiş ya.
O söz değişti. Boynuzlu koca "Dedektif tutmuştum, ondan bilgi almalıyım" diyor.
Mütereddit şövalye Obama alay konusu. Kırmızı hatları soldu, pembeleşti, kirli beyaz kurdelelere dönüşüp ayaklarına dolaştı. İngiltere'nin su koyvermesine karşın sonunda saldırı başlatsa da darbe çok, çok, çok "sınırlı" olacakmış.
Komik tabii. Hafif yumruk olmaz. Yumruk yumruktur. Yiyen "Aaa, fiskeymiş" diyecekse, ne vuruyorsun?
Bizim beyaz kesimimizdeki durum bir başka kara komedi. "Suriye'ye karışılmasın, kan akmasın" laflarıyla ayağa kalkılıyor, başlıklar atılıyor. Öyle ya, halen kanın damlası yok ortalıkta.
Görüntü bir kere daha Bosna'ya aydınlar seferinin hazırlığı toplantısında yaşadıklarımı hatırlattı. Oranın insan mezbahasına döndüğü, sistemli kampanyalarla ırzına geçilen kızların kendilerini ağaç dallarına astığı günlerdi.
Sırp faşizmine direnişe etkili desteğimizi simgesel çapta belirtmek için beş on erkeğimizin ellerine silah alıp Boşnak birliklerine katılmasını önermiştim de, birkaç ak hanım üstüme çullanmışlardı "Ayıp ayıp, biz barışseveriz" diye. Çünkü Balkanlar sütlimandı da, o barışı ben bozacaktım...
Peki, şimdi ne istiyorum? Bir an önce büyük savaş başlatılmasını, bizim de bütün gücümüzle cenge katılmamızı mı? Hayır.
İyi bilirim savaşın ne olduğunu.
Yalnız gördüklerimden değil, okuduğum tarih sayfalarından.
Bir kere girişildi mi, dövüşün hangi akla gelmedik yönlerde gelişeceğini ve nerelere varacağını kestirmek kolay değildir.
Tek dileğim "Hele bir yarım savaş başlatalım da..." yanlışına düşülmemesi. Ne istendiği, eldeki olanaklarla o hedefe varılıp varılamayacağı gerçekçi ölçümlerle düşünülmeli. Güç yetersiz ise, Suriye'deki faciayı dövüşsüz kısıtlama çözümlerine katlanılmalı. Ve durum dünyaya dürüstçe açıklanmalı.
Bezirgânların Battal Gazi rolüne çıkmaları tehlikeli bir soytarılık.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN