Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Hey gidi yıllar

1960'lı yılların başıydı. Çok büyük olasılıkla 1961-1962 falan. Çocukluktan çıkmak heyecanı ile gençliğe adım atmak korkusu arasında gidip-geldiğim bir dönemdi.
Her sabah yan komşumuz, emekli İzmir Milli Eğitim Müdürü Necati Bey Amca'nın (soyadı Zenger'di) seslenişiyle uyanırdım: "Herr Erhard; kahvaltı hazır, seni bekliyoruz..."
Babamı yitireli 4 yıl kadar olmuştu. Annem, anneannem, kardeşim ve ben 200 lira gelirle geçinmek zorundaydık. 110 lirası ev kirası.
Yani, Necati Bey Amca ile İngilizce öğretmenliğinden emekli eşi Leman Hanım Teyze benim koruyucu ailem olmuşlardı.

***
Necati Bey Amca'nın bana adıma yakın Almanca bir isimle seslenmesinin, "Herr Erhard" diye ünlemesinin elbette bir nedeni vardı. Sadece isim yakınlığı değildi onun o muzipçe çığırmasının nedeni; Erhard'ın, tam adını söylemem gerekirse, Ludwig Erhard'ın o yıllarda Türkiye'deki müthiş popülaritesinin de onun bu iltifatında çok ama çok önemli bir kaldıraç rolü bulunuyordu.
***
Ludwig Erhard, Almanya Hükümeti'nde Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı olarak görev yapıyordu. (Daha sonra Başbakan da olacaktı.) O dönemde Başbakan ise elbette, çınarlar çınarı Konrad Adenauer'di. General de Gaulle ile birlikte günümüzdeki AB'nin temel harcını karan büyük mü büyük adam.
İkinci Dünya Savaşı'nda "Er"lerinin, yani "Erkek"lerinin milyonlarcasını yitiren Almanya, Marshall Programı'nın da desteğiyle küllerinden yeniden doğmaya başladığında, çok ciddi bir işgücü açığına toslamıştı.
Önce İspanya, Portekiz gibi yakın ülkelerden işçi ithal edilmişti. Iııh. Yetmemişti. Daha büyük, daha zengin bir "Hara" gerekiyordu ona.
Birileri, "Herr Erhard"ın kulağına "Niye Türkiye'ye, Türk işgücüne başvurmuyorsun?" diye fısıldayıvermişti...
***
30 Ekim 1961. "Tarihte bugün"e meraklısıysanız, o gün Türkiye'de en önemli olayın Devlet Su İşleri Müdürlüğü (DSİ) işçilerinin sakallarını kesmeleri olduğunu her "Almanak"ta bulabilirsiniz. DSİ işçileri göreceli özgürlük ortamında el ele vererek dayanışma ortamı yaratmışlar ve zam talebiyle eyleme kalkışmışlardı. Eylemleri, işe tıraşsız gitmekti. Birkaç gün içinde hepsinin de suratı bir karış sakalla işgal edilmişti. Neyse ki, 30 Ekim 1961 günü uzlaşma sağlanmıştı: Sakalları kesme karşılığı zam! 30 Ekim 1961. "Tarihte bugün" meraklısıysanız, o gün dünyada en önemli olayın Sovyetler Birliği'nin "İvan" adını verdiği, batılıların ise "Çar Bombası" dedikleri "Hidrojen bombası"nın ilk denemesinin yapıldığı gün olduğu bilgisine de rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bugüne kadar benzeri, daha doğrusu o büyüklükte olanı üretilememiş (Tabii "Askeri sırlar" kapsamına giren şu ya da bu devletin yer altı silolarında daha büyükleri yoksa...) bir bombaydı bu. 100 megaton gücündeydi, patlatıldığında o meşum mantar biçimi yeryüzünden 64 kilometre yukarıya çıkmıştı...
***
İşte Türkiye'de DSİ işçilerinin sakallarını kestikleri, dünyada ise "Çar Bombası"nın sarsıntılarının yaşandığı o 30 Ekim 1961 günü, dönemin Federal Almanya'sının başkenti Bonn'un banliyösü Bad Godesberg'de Türkiye ve Almanya hükümetlerinin temsilcileri buluşup, günler öncesinden son biçimi verilmiş bir metne imza koydular.
***
Bad Godesberg deyince, ben şöyle bir dururum. Çünkü, 70 bin kadar kişinin yaşadığı bu yemyeşil banliyö (Not: "Bad" Almanca'da "Banyo" demek, bizdeki karşılığıyla "Kaplıca") 1959'da, yani yazımıza konu olan tarihten iki yıl önce, Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin (SPD) tarihi kongresine ev sahipliği yapmıştı.
SPD orada tüzüğündeki ve programındaki Marksist referansları silmişti ve yeni programına şu giriş cümlesini yazmıştı: "Mümkün olduğunca geniş pazar ekonomisi, gerektiği kadar devlet müdahalesi..."
***
Sözünü ettiğim o 30 Ekim 1961 günü tarih kokan Bad Godesberg'de Türk ve Alman hükümet temsilcileri bir araya geldiler ve sadece selam-sabahtan sonra hiçbir törene gerek duymadan 3 sayfalık bir metine imza attılar. Arşivlere "505-83 SZV/3-92-42" kayıt numarasıyla giren metnin başında şöyle deniyordu: "Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında işgücü anlaşması."
Ludwig Erhard'ın ısrarıyla imzalanan bu anlaşmayla bugün sayıları 4 milyona ulaşan Türk vatandaşlarına Almanya kapıları açıldı...
Bu anlaşmayla komşularımız bavullarını hazırlamaya başladıktan sonra Necati Bey Amca bana "Herr Erhard" diye seslenmeye başladı.
İşte o anlaşmanın 50'nci yıldönümü etkinlikleri için Başbakan Erdoğan'la Almanya'dayız. Selam olsun gurbetçilere ya da "Alamancılar"a...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA