Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kimi bilim adamlarının kafa karıştırıcı açıklamalarından sonra Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu son noktayı koydu: Maskesiz hiç kimse dışarı çıkmamalı.
Budur.
Lakin, "maskesiz olmaz" demekle iş bitmiyor.
Sağlıklı maske nasıl olmalı ve nasıl kullanılmalı. Yurdum insanının maskeyle imtihanı çok çetin geçiyor.
Maskesini yüzünden çıkarıp kemerine sıkıştıranı bile gördüm, daha ne söyleyeyim.
Sağlık Bakanlığı tüm televizyon kanallarında ve sosyal mecralarda yayımlayacak şekilde kamu spotu hazırlamalı.
Vakaların en çok görüldüğü İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere tüm belediyeler de Prof. Dr. Çilingiroğlu'nun önerdiği gibi "maskelerin atılacağı tıbbı atık çöp merkezleri" kurmalıdır.

***

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki herkesin yapacağı bir şeyler muhakkak vardır.
Elinizden hiçbir şey gelmiyorsa, elinizi vicdanınıza koyarak, kendinize gelmeyi başarabilirsiniz.
Kendinize gelmek derken, siyasi asabiyetlerinizi erteleyebilirsiniz. Yıkıcı- bozguncu dilden vazgeçebilirsiniz.
Şuncağızı aklınıza düşürebilirsiniz:
Nasıl ki virüs ırk, dil, din, sosyal sınıf veya siyasi görüş gözetmeden herkese musallat oluyor biz de hiçbir ayrım gözetmeden el ele gönül gönüle vererek birlikte başarmak zorundayız.

***

Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz. Farklılığımız zenginliğimizdir. Kırmadan dökmeden tartışacağız tabii.
Hakikat fikirlerin çatışmasından doğar.
Lakin, Cemil Meriç, "Barika-i hakikat müsademe- i efkardan doğar" darbımeselini naklettikten sonra celallenir ve "Hangi barika-i hakikat?" diye sorar. "Zekalar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı. Ve her mübâriz kendi cephesinde muzaffer..."
Kin ve nefretle tartışmaktan hiçbir düşünce üremez.
Zaten peşin hükümle tartışmak tefrikadan başka hiçbir şeye yaramaz.
Alkış (tık almak) peşinde koşan siyasi amigolarla da zaten tartışılmaz.
"AK Parti seçmeni yaşlı olduğu için bu virüs onları vuracak" veya "İstanbul Havaalanı'nı ben yaptım diyorsan, bu salgının sorumlusu da sensin" diyenlerle neyi nasıl tartışabilirsiniz ki.

***

Depremde, bölücü teröre karşı mücadelede, koronavirüs gibi afetlerde yüreklerimiz birlikte çarpmak zorunda.
Belediye başkanıyla telekonferans şovlarının ardından bilim heyetimizi kurduk açıklaması onun ardından da "Yerel hükümet merkezi hükümet" şeklindeki bozguncu ifadenin gelmesi son derece manidardır.
Oysa yapılacak o kadar şey var ki...
Hadi hastanenin yolunu yapmadınız, hadi otobüsleri servisten çekmekle insanların tıkış tıkış yolculuk yapmasına neden oldunuz. Bunu da o "sözcünüz" çok acıklı yalanlarla tevil etmeye çalıştı.
Bari cenaze işlerini doğru dürüst yapın.
Sultanahmet Camii Dernek başkanı adaşınız Ekrem Yapıcı abimiz evinde izole şekilde COViD tedavisi görürken hayatını kaybetti. İBB cenaze vakasına tek bir şoför gönderdi. Haliyle merhumun cenazesini 4'üncü kattan yakınları ve komşuları indirip araca bindirmek zorunda kaldılar.
Bir yandan sokağa çıkma yasağı istiyorsunuz bir yandan da Covid 19 nedeniyle vefat eden İstanbullunun cenazesinin kaldırılmasını vatandaşlara bırakıyorsunuz. (Ki, malumunuz, cenaze hizmetleri sizden önce mükemmeldi.)
Geçtim hiç ayrım gözetmeden İstanbulluyu kucaklamanızdan falan, bari cenazelerimizi orta yerde bırakmayın.
Hiç değilse şu işe bi el atın, söz veriyorum; tebrik edecek, teşekkür edeceğim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA