Medar-ı maişetimiz, eskilerin fıkra muharrirliği tesmiye ettiği köşe yazarlığından ibaret.
Yazmak da Sartre'ın dediği gibi sipariş işidir.
Sipariş sahibi de malumunuz okurdur, yani velinimetimiz. Hâliyle memnun etmek lazım gelir.
Son zamanlarda olduğu gibi ABDİsrail'in saldırısıyla başlayan malum savaştan biteviye bahsetmek de memnuniyetsizliğe neden olabilir.
Bu düşünceyle bugünkü yazı yolculuğu için masa başına oturdum. İç politikada neler dönüyor diye şöyle bir baktım.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in siyasi zafer elde edeceğine delil olarak kedisinin adının "Zafer" olduğunu öne sürdüğüne muttali olunca dumura uğradım. Sonra, CHP'li belediye başkanlarının metres tuttukları kızları yaşındaki kadınlarla yarı çıplak basıldıklarına ve o kadınları belediyelerde makam sahibi yaptıklarına dair yazılan çizilenleri okudum.
Ve öyle istikrah ettim ki...
"Ey okur beni bağışla. Bugün de dış politika yazmak istiyorum" dedim. Zaten yanı başımızdaki savaş hepten dış politika sayılmaz.
***
Dün Irak'ın Kuveyt'i işgali, ABD'nin Irak'ı işgali için bahaneydi. Bugün ABD-İsrail bahane üretme zahmetine bile girmeden İran'a saldırdı.***
ABD Başkanı Trump ne zaman "İran'da vurulacak hedef kalmadı, hepsini vurduk, yok ettik..." diyerek savaşa son vermek istese, siyonistlerin kontrolündeki Amerikan medyası, İran'ın füzelerinin bitmediğini manşetlere çekerek hedef gösteriyorlar.