Bir tek bunlar kimsenin avuruna zavuruna bakmadan düşüncelerini özgürce dile getirirlermiş.
Bir tek bunlar destekledikleri (CHP) partiyi istedikleri zaman eleştirebilirlermiş.
Bir tek bunlar bağımsız gazetecilermiş.
Kendileri dışında kalanlar mı?
Alayı "yandaş", alayı "yalakaymış". Hâliyle ne söylediklerini dinlemeye ne de yazdıklarını okumaya gerek varmış. Zaten onlarda "ifade özgürlüğü" bidayetinden beri yokmuş...
Yıllar yılı bunları terennüm ettiler.
Lakin, medyalarında çalışan üslup sahibi iki yazardan biri olan Yılmaz Özdil'e neler yaptıklarını gördünüz. (Diğeri Bekir Coşkun'du. Bugünleri görseymiş ona da aynı tarifeyi uygulayacakları kuvvetle muhtemeldi. Zira ışıklar içinde yatası, "Ce Ha Pes..." demeyi pek severdi. Ki, günümüzde bu kadarını söylemek bile linç edilmek için yeter de artardı.)
Baksanıza, Yılmaz Özdil o "havlucu" rezilliğine karşı tavır almayan CHP yönetimine eleştiri yöneltti diye başına neler geldi.
Neredeyse tüm parti teşkilatlarıyla birlikte cümbür cemaat linç ettiler; "Gizli AKP'li... Saray'ın adamı..." yakıştırmaları gırla gitti.
Çok ilginç tesadüftür...
Yılmaz'la bir süre önce bir drama dolayımında konuşurken, "Linç kültüründe bizimkiler sizinkilerin eline su dökemez..." demiştim.
Haklı çıkmamın göstergesinin kendisi olmasını istemezdim.
***
Yazık... "Asrın liderimiz" vurgulu sayısız AK Parti ve Erdoğan eleştirisinin hatırı yokmuş anladık; onca Atatürkçülüğünün de mi hatırı yokmuş?***
Bütün bunları durduk yere değil, gazeteci arkadaşımız Pınar Aydın'ın şu paylaşımı vesilesiyle yazdım: "35 yıllık köşe yazarı İhsan Aydın'ın, Bozbey'i eleştiren yazısının ardından Olay Gazetesi'ndeki görevine son verildi..."