Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ŞEBNEM BURSALI

Hem sahada hem masada zafer

Beklenen haber çok uzaklardan, Japonya'dan geldi. Başkan Erdoğan'ın G-20 Liderler Zirvesi için bulunduğu Osaka'da, ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmede, uzun süredir hem iç hem dış gündemi meşgul eden S-400 füzeleri ile ilgili Türkiye'nin haklılığını teyit eden sözlerinin karşılığı çok önemli. "Obama döneminde Türkiye'ye adil davranılmadı. Türkiye patriot almak istedi fakat izin verilmedi" sözleri, bu konuyu Türkiye aleyhine kullanmakta ısrar eden kişi ve ülkeler açısından en doğrudan cevap oldu.
Bu konuyla ilgili sayısını unuttuğum kadar yazı ve konuşmam oldu. İki ülke arasındaki ilişkinin en gergin halinde bile savunduğum tez; 'ABD'nin Türkiye'den vazgeçemeyeceği' idi. Türkiye gerçekten de çok zor bir bölgede. Doğu Akdeniz'deki gelişmeler, Suriye iç savaşının yansımaları, YPG-PYD ve oluşturulmaya çalışılan terör koridoruna karşı duruşumuz, S-400, F-35 ve tüm bu süreçte gerilen Türkiye-ABD ilişkilerine karşın ne ABD ne de Avrupa'nın, bölgedeki gelişmiş tek demokrasiye sahip ülke olarak bizden vazgeçmeleri öyle kolay değil.
Bu noktaya gelene kadar başta CHP olmak üzere muhalefet partileri tam bağımsızlığımız anlamına gelen tezlerimizden çark etmemiz çağrısında bulundular. Bununla da yetinmeyip ABD ile uzlaşmamız yönünde yaptıkları açıklamalarla en ağır eleştirileri yaptılar. Başkan Erdoğan'ı da acımasızca eleştirdiler. Ancak, tüm krizler döneminde Türkiye olarak ne tezlerimizden vazgeçtik ne de diplomatik müzakere adımlarımızdan ödün verdik. Hatırlayın, Rusya ile uçak düşürme krizinde bile savaş çıkmasını bekleyenler, Türkiye'nin usta diplomasi ataklarıyla ters köşeye düştüler. Doğrudan kurulamayan diplomasiyi, Irak üzerinden müzakere ile yürüttük ve krizi aşmayı başardık. ABD ile de S-400 krizinde işler kopma noktasına geldiğinde bile haklılığımızı, tezimizi savunmaya devam ederken diğer taraftan da müzakere yollarını hep açık tuttuk. Gelinen nokta ve Trump'ın açıklamaları da gösteriyor ki; hem sahada hem masada yine kazanmayı başardık. Başkan Erdoğan'ın kararlılığı ve diplomatik öngörüsü olmasaydı bu noktaya gelmemiz neredeyse imkansızdı..
Trump'ın bu sözlerine karşılık Amerikan Senatosu'nun Türkiye karşıtı lobisinde bağlayıcılığı olmadığı doğrudur. Ama ABD Başkanı'nın iki ülke ilişkilerinin belirleyiciliğindeki rolü de unutulmamalı. Ayrıca bu sözlerin bir başka karşılığı daha var; 'Türkiye-ABD arasındaki sorunlar giderek krize dönüşüyor ve çözümsüz bir hal alıyor' yönünde negatif propaganda ve algı yaratmaya çalışanların elindeki en önemli koz sona ermiş bulunuyor. Ve pozitif diyalog süreci başta ticari, ekonomik ve siyasi ilişkilere olumlu yansıyacaktır.
Bu konuyu AK Parti Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ile konuşurken çok önemli bir söz söyledi: "Bu süreç Türkiye'nin gücünü, iddiasını ve müzakere yoluyla bir krizi daha aştığını dosta düşmana bir kez daha göstermiştir" Bu sözlere itirazı olan var mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA