Tek maçlık serilerin klasik stratejisini seyrettik. Konyaspor kendi sahasında olmasına rağmen maçı penaltılara kadar dengede tutmaya niyetli, hiç risk almadan, pozisyon futbolu oynamayı tercih etti. 90 dakika bittiğinde gol pozisyonu yoktu. Fenerbahçe'nin fırsatı var, kaleyi tutan şutu yok. Fenerbahçe'de planlar için söylenecek söz yok; çünkü plan yok. Tedesco oyunu futbolcuların inisiyatiflerine bırakmış. Birisi bir şey yapar taktiğini vermiş, ağır ve bilinçsiz oyunun seyircisi olmuştu. Kante-Guendouzi ikilisi oyuna hükmetti, kararları verdi. İkisi olmasa kaleye bile gidemezlerdi, akıl edemezlerdi. Fransızlar "ne yapalım" diye başlarını kaldırdıklarında öylece duran takım arkadaşlarını gördüler.
İsmail Yüksek'i savunduk hep beraber. Milli Takım'ın en iyisi nasıl oynamaz diye yorumlar da yaptık. Kendisi özel olarak hocasını haklı çıkarttı. Ne koştu ne koşturdu. "Kral" moduna almış kendisini, "ekstra" olduğunu falan zanneder gibiydi. Kerem, Rize maçında da dün de "ölü topları", daha da "öldürme" göreviyle oynadı. Böyle bir oyuncu maçı tek olumlu hareket yapamadan bitiriyor. Rize maçının "travması" vardır elbette üstlerinde. Bu havayı değiştirecek olanlar ne yaptı, hangi odalarda sohbetler oldu merak ediyorum.
Maç biterken VAR'ın tuzağına düşürdüğü genç bir hakem kararı, sonucu belirledi. Semedo rakibini tutuyor, VAR'daki arkadaş "çekti" diyor. İlhan Palut tuzağı kurdu, oyuncuları uyguladı. MHK'nin emir erleri gereğini yaptı. Sahada da saha dışında da savruluyor koca takım.