Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BÜLENT TİMURLENK

Podolski'den çok Melo'nun kalması sevindirir

Fenerbahçe analizleri büyük ses getiren Rıdvan Dilmen, 'Futbol Bayramı'nın ikinci gününde Bülent Timurlenk'in Galatasaray ağırlıklı sorularını yanıtladı

Podolski mi G.Saraylıları heyecanlandırır Melo'nun dönüşü mü derseniz, yüzde yüz Melo derim. G.Saray'ın şimdiye kadar Melo'nun kontratını 50 kere uzatması lazımdı.

Galatasaray'ın son 4 sezonda kazandığı 3 şampiyonlukta büyük pay sahibi olan Melo'nun kalması için yönetim pek ısrarlı görünmüyor, kontratını uzatmadılar. Giderse Galatasaray ne kaybeder?
Selçuk ve Burak'ın iki yıl daha kontratı varken onların kontratını Galataray 3 yıl daha uzattı. O kontratların sona ermesine bir yıl yoktu, iki yıl vardı. En az Burak ve Selçuk kadar, Galatasaray Kulübü'nün şimdiye kadar Melo'nun kontratını 50 kere uzatması lazımdı. Ben Galatasaray yöneticisi olsaydım Melo'nun kontratını şimdi değil 6 ay önceden uzatırdım. Hadi onu yapmadın, yaz başında, "Gel kardeşim Melo. Senin bize acayip katkın oldu. Sen önemli bir değersin. Olmazsa olmazımızsın. Al kardeşim sana iki yıl daha kontrat" derdim.

Peki sizce Galatasaray bunu neden yapmıyor olabilir?
Bilmiyorum. Bunun bir futbol açıklaması yok. Melo, Riera'yı soyunma odasında dövdü tolere edildi. Melo saha içinde Emre Belözoğlu gibi antipatik bakılan bir adam. Taraftarının sevdiği bir isim. Galatasaray açısından, taktik açıdan baktığımda Melo olmazsa o bölgeye üç adam almak lazım. Bunun da çok büyük bir maliyeti var.

Hamza hoca "Melo giderse Selçuk'un yanında Hamit Altıntop, Hakan Balta ya da Bilal Kısa'yı kullanabilirim" dedi. Bu görüşe katılıyor musunuz?
Melo'nun İnter ve Milan'da oynayabileceğine inanıyorum. Ama ben İnter veya Milan teknik direktörü olsam almam. Galatasaray teknik direktörü olursam alırım. Türkiye ve Galatasaray şartlarında uyuyan aslanı uyandırabilen bir oyuncuya ihtiyacı var Galatasaray'ın. Ellerinde de mis gibi Melo vardı. Neden böyle bir adım atıldı bunu bilmiyorum. Melo da mutlaka kendi geleceğini görmek zorundadır. Galatasaray açısından baktığımız zaman Melo kontrat uzatılmasını çok özel bir durumu yoksa fazlasıyla hak etmiştir. Podolski mi Galatasaraylıları heyecanlandırır, Melo'nun dönüşü mü derseniz, yüzde yüz Melo derim. Hamza hoca da kulüpçü demeçler veriyor bu konuda. Yoksa gönlündeki demeç o değil onun. Bu durumdan rahatsızlığı vardır.

PODOLSKİ İÇİN ŞÜPHELİYİM


Galatasaray üç yıldır peşinde olduğu Podolski'yi kadrosuna kattı...
Lukas Podolski ve Robin van Persie ile ilgili Sneijder kadar iddialı değilim. Sneijder'in verimi kadar, hatta Drogba'nın verdikleri kadar verebileceklerinden şüpheliyim. Hatta Fenerbahçe'de belki Fernandao dünya yıldızı Robin van Persie'den daha etkili olacaktır.

Neden?
Son iki yıllarına bakıyorum sakatlıklar yaşadılar, sürekli forma giymediler Podolski ve Van Persie. Nani için de geçerli. Nani'nin bir avantajı var coşkulu takıma gitti. Sporting Lizbon coşkulu taraftarı olan bir takım. 12 gol Nani için iyidir. Kaldıraç yaptı, burada da yapabilir. Van Persie'den kimse Alex performansı beklemesin. Alex'in etkinliğinin, istatistiğin yarısını beklemesinler.

BİLAL, EMRE GİBİ KÜSÜP GİTMEZ

Bilal Kısa çok doğru bir transfer. Maliyet olarak da öyle. Her yerde oynatabilirsin. Zayıf bir takımla oynadığında Selçuk-Bilal yapabilirsin. Bazen Sneijder'in solda oynadığı bölümlerde forvetin arkasında oynatabilirsin. Daha da önemlisi oynamadığı zaman "Hocam beni niye oynatmadın" diyenlerden değildir. Emre Çolak gibi küsüp gitmeyecektir. Çünkü kendisi kıymetini bilecektir, 32 yaşında Galatasaray'a geldi.

FİKRET BEY GİTSE NE OLACAK?

Passolig'le ilgili bir sürü eleştiriler oldu. Bu durum kulüplerin işine geldi. Kandırıyorlar insanları. Passolig ile bağlantılı olarak kulüpler ciddi krediler aldılar

Passolig çıktı, Passolig'le ilgili bir sürü eleştiriler oldu. Bu durum kulüplerin işine geldi, kandırıyorlar insanları. Türkiye'de Passolig ile bağlantılı olarak çoğu kulüp milyonlarca lira kredi aldı. Teminat mektupları da veriyorlar. Bildiğim kadarıyla Trabzonspor, Bursaspor ve Beşiktaş'ın borcu var. Duyduklarım var ama bildiklerimi söyleyeyim. Bunların ismini duydum. Mesela Beşiktaş 140 milyon liranın üzerinde para almış Passolig'den. Diyelim ki Fikret Bey yarın gitti, ne olacak? Bir sürü borç batağındayız. Devlet kanun çıkarmalı.

BURAK'IN İKİZİNİ BULSA HEMEN ALIR

Hamza Hamzaoğlu Burak Yılmaz'ı birinci forvet olarak görüyor. "Daha pahalı birini getirirsem Burak Yılmaz'ı nasıl oynatacağım" diye bir soru işareti var kafasında...
Hamza Hoca'nın Burak'ı forvetin arkasında kullandığı maçlar oldu. 4-2-3- 1'in üç bölgesinde de oynatıyor. Hatta dört mevkide oynatıyor Burak'ı. Santrfor, sağ kanat, forvet arkası, sol kanat. Hamzaoğlu bence bir tane yeni Burak arıyor. İkizini bulsa hemen alır.

UYUYAN ASLAN'I UYANDIRAN GİDİYOR

Geçen yıl Muslera'nın kahraman olduğu Galatasaray'ın eksikleri nedir?
Yine Felipe Melo. Galatasaray taraftarının profili değişti. Statla birlikte daha da hızlandı bu. Ali Sami Yen çok değerli bir stattı ama milli kütüphane gibiydi. TT Arena artık Şükrü Saracoğlu gibi oldu. Bu çok önemli. Hele hele dolduğu zamanlar bir kere yüzde 60 hakemi etkiliyor bu iki stat. Taraftarı etkiliyorlar, kim etkiliyor? Melo etkiliyor. Uyuyan aslanı uyandırmak var ya, o uyandıran Melo'ydu zaten. Onu da kaybediyorlar; inanılır gibi değil. Taraftar zaman zaman uyur, uyuyacaktır. O uyuyan taraftarları uyandıran Melo'ydu. Bir de şu var, oyuncu öyle sadece bir oyuncu değil. Bildiğin iyi bir futbolcu. Oyunun yönünü değiştirir, gol atar, basar, coşkulu, ayağı iyi...

ŞAMPİYON OLMASA HAMZA HOCA GİDERDİ

Fenerbahçe'nin flaş transferleri Galatasaray yönetiminin üzerinde baskı oluşturdu. Hamza Hamzaoğlu ise bir taraftan iki kupa kazanmış kadrosuna güveniyor, diğer taraftan "Takım içi" dengeler diyerek pahalı transfere karşı çıkıyor. Yönetimini kollayan bir teknik adam portresi var karşımızda...
İki tip teknik direktör var Türkiye'de ve dünyada. "Bana ne kardeşim kulübün ekonomik yapısından" deyip "Olmazsa olmazım transferdir" diyenler. Altına da beş tane alternatif sıralar, x, y, z diye yazar, maliyetlere bakılır. Kulübün ekonomik durumu kötüyse daha ucuz olanlar tercih edilir. Hamza Hamzaoğlu bilmiyor mu sol beke Carole'u değil de daha iyisini almayı. Yok mudur kafasında, vardır. Ama Hamzaoğlu kulüpçü bir antrenör. Çünkü Galatasaraylı Hamza Hamzaoğlu o. Bugün Galatasaray'ın başına çok iddialı bir teknik adam getirilseydi, "Sizin ekonomik yapınızdan bana ne. Bana şunları şunları alın" derdi. Tolunay Kafkas bunun sıkıntısını yaşadı. Ben geçen yaz Tolunay Kafkas'a "Kadrona güveniyor musun" dedim, "Kulübün ekonomik yapısı" cevabını verdi. "Risk alıyorsun" dedim. Bazı antrenörler "Bana ne kardeşim" der. Fenerbahçe gibi davranır. Hamza hoca kulübün ekonomik yapısını başkanla konuşuyordur. Galatasaray'da gözüken şu ki para arayışlarında bağlayabilecekleri bir şey kalmamış durumda. Ekonomik bir problem var. Dursun Özbek Bey de "Takımı değil ekonomiyi düzelteceğim" diyor.

Peki madalyonun öteki tarafında, Şampiyonlar Ligi ve lig yarışında kötü sonuçlar gelirse yönetim de "Sen Galatasaraylı Hamza'sın" diye takımın başında tutmazlar...
Hamzaoğlu eğer ayrıldıktan sonra "Ya kardeşim siz biliyordunuz" falan diyecekse kötü bir şey yapıyordur. Ama Hamzaoğlu gördüğüm kadarıyla böyle biri değil. Açık yüreklilikle düşüncelerini söyleyen bir adam. Şu anda Galatasaray'ın bir başkanı, kongre üyesi, evladı gibi davranıyor. Galatasaray taraftarı Hamza hocaya, "Neden transfer yapmıyorsun" demesin. Onların kendi dünyalarında bu zorunluluğu vardır. O da onu Galatasaraylı olduğu için yapıyordur. Yoksa çok kolay. Hamza hoca müthiş bir etiket kazandı. Bir çekilse şöyle bir sene kenara, döndüğünde yılda 2-3 milyon Euro para kazanır. İstediği transferi yapacak kulüplere de gider. Sonra Galatasaray'a da gelir. Orası hep açık ona. İki kupalı apoleti takmış Hamza hoca riske girmiştir. Ama tabi riske girdiği yer de Galatasaray'dır. Rüyasında göreceği yerdi. Eyüp'teki, Denizli'deki, Akhisar'daki antrenörlük serüveninde hep hedefi orasıydı. A Milli Takım yardımcı antrenörlüğünü bıraktı, Galatasaray'a gitti. Benim de çocukluk hayalim futbolculuktu, futbolculukta hayalim F.Bahçe antrenörlüğüydü. Hamza hoca hayallerine geldi. Hiç ummadığı zamanda geldi ama suistimal etmedi. Başarılı olmasaydı bence devam etmeyecekti Galatasaray'da.

500 MİLYON TL ZARAR

Geçen sene 18 takımlı lig, 500 milyon TL zarar etmiş. Benim meclistekilerden ricam bir kanun çıkarsınlar.

Transfer durgunluğuna bakarsak bu sezon için Galatasaray'ın 'Feda' sezonu diyebilir miyiz?
Çalışmaları gizli yürütüyorlarsa bunu söyleyemem ama görünen tablo o. Ünal Bey de biraz çıtayı yükseltti bedelini ağır ödemesine rağmen. F.Bahçe de şimdi çıtayı yükseltti belki bedeli ağır ödenecek ilerleyen senelerde, bilemiyorum. F.Bahçe ciddi paralar harcıyor. Sırası gelmişken şöyle bir bilgi vereyim. Geçen sene 18 takımlı lig, 500 milyon lira zarar etmiş. Benim spor bakanımızdan, meclisteki dört partiden, Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan bir ricam var. Kanun çıkarsınlar. Kulüpler yasası konuşuluyor ya, yeni çıkacak yasayı kim biliyor Türkiye'de? Hiç kimse, ne olduğu belli değil. Çok uğraşmasınlar, bir cümlelik bir yasa koysunlar. O zaman Türk futbolunu bekleyen tehlike kaybolacaktır. Göksel Gümüşdağ ve Yıldırım Demirören'e buradan çağrıda bulunuyorum. Kamuoyunu değil kamu vicdanını düşünsünler. Yabancı kuralının açıklandığı toplantıda borcu olan kulüpler transfer yapamayacak dendi. Eee şimdi nasıl yapıyor Fenerbahçe? Nasıl yapıyor Galatasaray, Gaziantep. Var borçları. Neymiş, o maddeyi açıklamıyorlar. Yapılandırılan borçlar sayılmıyor buna. Bir milyar lira borcun var, "Ben yapılandırdım", Devlete 200 milyon var. Borç değil mi o şimdi? Yapılandırınca o borç ödenmiyor mu? Ben bir 200 daha yapayım! Önerim şu; 100 milyon gelirin varsa, benden de size bir kıyak 120 harcayın ama aşan başkan ve yönetim de o farkın sorumluluğunu alsın. Mevcut başkan ve yönetimler itiraz edecektir. Ama milyonlarca taraftar diyecek ki "Doğru ya." Çünkü 70 yaşındaki Galatasaraylı da Fenerbahçeli de, 10 yaşındaki Galatasaraylı da Fenerbahçeli de düşünecektir çoluğunu çocuğunu. Kamu vicdanından bahsediyoruz. Kamuoyu farklı bir şey. Ünal Aysal çilekleri getirdi. Hakikaten önemli işler yaptı kim ne derse desin. Bu söylediğimi kanunlaştırırsak bu işleri düzeltebiliriz. O bahsedilen 220 milyon lira borç artışından Ünal Aysal Bey ve ekibi sorumlu olsa ne olacaktı, yapacaklar mıydı yine o borcu?

ATLETİCO MADRİD'E GİDERKEN 'BARÇA'YA GİDERSİN' DEDİM

Luis Enrique, Arda'daki cevheri gördü: "Bu çocuk banka gibi. Topu aldığı zaman kalçasını dayıyor, topu vermiyor"

Barcelona'nın teknik direktörü Luis Enrique çok ısrar etti ve Arda Turan imzayı attı. Yeni takımında ne yapar?
Arda, G.Saray'da oynarken bizim programımıza katılmıştı. Arda'nın Barcelona hayali var daha o zaman. Ben ona dedim ki, "Sen Barcelona'da oynarsın. Ben Pedro'yu gözüme kestirdim. Onun yerine oynarsın." O da "Ben de onu kestirdim hocam" dedi. 4 yıl önce Atletico Madrid'e giderken Liverpool Arda'ya iki milyon Euro fazla verdi. Arda "Ben bir söz verdim, Atletico'ya gidiyorum" dedi. "Sen oradan dönmezsin, Atletico'dan Barcelona'ya geçersin" dedim. Güldü, inanmak istedi de iltifat gibi gördü. Arda'nın gelişiminde Manisa savunma yapma anlamında önemli bir adımdır. Zaten hücum özelliği müthiş bir oyuncuydu ve bu özelliğiyle G.Saray'da müthiş oynadı. Temel özelliği bu. Hücum oyuncusuna savunma yaptırmak kolaydır, savunma oyuncusuna hücum yaptırmak zordur. Bazı sağ bekler vardır 15 sene orta yapamaz mesela. Öyle bırakırlar. Manisa'daki döneminde oynadığı bölge itibarı ile savunma yönünü geliştirdi. G.Saray'a döndü sonra da Atletico Madrid'e gitti. Atletico, Şampiyonlar Ligi'nde benim bildiğim en az topa sahip olarak oynayan takımlardan biri; ki geçen yıl final oynamış bir takımdan bahsediyoruz. Topa sahip olma oranında 28. takımdan 1. takıma gitti şimdi. Atletico'da da bir gelişim var. Şimdi Arda, Atletico'da çıkıyor Pazar günü, Alves'i kovalamaktan anası ağlıyor. Top geldiği zaman stop+pas oynayan Arda geliyor Milli Takım'a sazı bir alıyor eline, çat, çat, çat çat... Bence Luis Enrique ondaki cevheri gördü.
Balic'e dönelim, Toshack onun için bir şanstı. Balic Türkiye'de fazla konuşulmayan bir oyuncudur ama hareket halinde ortaya şut atabilen ender oyunculardandır. Müthiş bir oyuncuydu. Onu gördü Toshack ve götürdü. Luis Enrique bir şans oldu Arda için. Barcelona biraz tarz değiştirdi aslında. Topa çok sahip olmadan 2-0'dan sonra oyunu yerleştirmiyor kontratak oynuyor. Xavi yaşlandı ve gitti, İniesta geriye düştü ve Messi'nin geri dönüşü olmadığı için artık o baskıyı zaman zaman yapıyorlar. Hoca şunu gördü, "Bu çoçuk banka gibi. Topu aldığı zaman kalçasını bir dayıyor topu vermiyor" dedi. Oyunun devamında Suarez var 10 topun 8'ini kaybediyor. Göreceksiniz Arda'yı iki türlü oynatacak. Arda'ya yer arıyoruz. Birinci ihtimal 4-4-2'ye dönecekler. Messi'yi Suarez'in yanında gezdirecekler. Sağda Arda solda Neymar ile oynama ihtimali var. İkinci ihtimal, skor yakaladıkları zaman antrenör Pique veya Mascerano'nun yerine hemen Mathieu'yu alıyordu. Mascherano'yu Busquets'in yanına itiyordu ikiliye dönüyordu. Önlerine de İniesta'yı koyuyordu. Forvet arkasında Arda daha iyi oynar İniesta'dan, onu gördü o. 4-3-3 oynarsa Arda'yı oynatmayacak, 4-4-2 oynarsa oynatacak, 4-2-3-1 oynarsa oynatacak. Skor yakaladığında tak diye Arda'yı yine sokacak. Hem forvet arkası hem kanat oynatabilecek. En önemlisi topu tutabilecek ve Messi'ye servis yapabileceğini gördü antrenör. Bence bunları düşünerek aldı Arda'yı ancak altı ay oynamayacak olması dezavantaj.

ENES, SERT MAÇLARDA KAYBOLUYORDU

M. City, Enes'teki cevheri gördü ve aldı...
O eşofmanla görmek güzel. Fatih hoca söyledi bunu da, "Çok hoşuma gitti" dedi. Ama ben Enes'in bir takıma kiralanacağını düşünüyorum. Yatırım yaptılar, bakacaklar. Enes'i City'e hazırlamak için Chelsea'nin Gökhan Töre'ye yaptığını yaptılar bence.

Geleceğini nasıl görüyorsunuz Enes'in. Güçlenmesi lazım değil mi?
Şenol hocayla 90+larda sokuyordu oyuna. Çok alıcı gözle izleyemedik. Kendi yaş kategorisinde sırıtıyor. Fakat biraz sert maçlarda kaybolduğunu gördüm. O yüzden bir yıl kadar bir yerlerde oynamalı.

Atınç da RB Leipzig'e transfer oldu.
Atınç bir proje takımına gitti. Bir kere bizim eksikliğimiz bu işte. Benim "Galiba iyi, iyi mi acaba?" dediğim bir oyuncuydu. Görüyordum da bir ama vardı Atınç için. Bu 'ama'yı hallederiz diye düşündü o scout ekibi. Scout ekipliği budur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA