Türkiye'nin en iyi haber sitesi
LEVENT TÜZEMEN

Bir tarz, bir duruş: centilmenlik

Galatasaray ile Fenerbahçe "Süper Kupa" finalinde Kayseri'de karşı karşıya geldi. Maç öncesi iki kaptan Emre Belözoğlu ile Selçuk İnan basın toplantısında, kazananın kaybedeni alkışması konusunda ortak akıl olarak "Alkışlarız" sözünü verdi. 120 dakikalık mücadele sonunda Galatasaray 99. dakikada Drogba'nın attığı golle Süper Kupa'yı üst üste iki yıl ezeli ve ebedi dostu Fenerbahçe'yi yenerek müzesine götürdü. Maç sonunda Emre Belözoğlu basın toplantısında verdiği sözü büyük bir centilmenlik örneği göstererek kazanan takımın oyuncularını tek tek kucakladı ve büyük alkış aldı.. Milli Takım'ın ve Fenerbahçe'nin kaptanı Emre'yi bu duyarlı davranışından dolayı kutluyorum. Türk futbolunda görmeye alışık olmadığımız bu tür görüntüleri dilerim 2013-14 sezonunda da sık görürüz. Londra'daki "Emirates Cup"ta Arsenal ile oynanan ve Galatasaray'ın kazandığı kupa sonrası Başkan Sayın Ünal Aysal'la bir söyleşi yaptık. Aysal'a "Kayseri'deki Süper Kupa'ya gidecekmisiniz? Giderseniz protokol tribününde Fenerbahçe Başkanı Sayın Aziz Yıldırım'la birlikte oturacak mısınız?" diye sorduk.

BUGÜN VARIZ YARIN YOKUZ

Başkan Aysal da, "Fenerbahçe bizim ezeli ve ebedi dostumuz. Biz başkanlar bugün varız yarın yokuz. Ancak Aziz Bey'in 'O takımın renklerini sevmiyorum, nefret ediyorum' sözünden sonra yan yana asla oturmam. Ayrıca; Galatasaray etiğine de yakışmaz" dedi. Süper Kupa'ya iki değerli bakanımız Taner Yıldız ve Suat Kılıç katılınca yan yana da olmasa Aysal ile Yıldırım protokolün sağ ve sol başında maçı izledi. Kupa töreni ve madalya dağılımı saha içinde değil protokol tribününde yapılacaktı. Ve futbolcular merdivenleri çıkarak tören yerine ulaşacaktı. Kupayı Galatasaray kazanınca Fenerbahçe Başkanı sayın Aziz Yıldırım tüm erkanın önünde yürüyüp protokolü terk etti..

TEVAZU SAHİBİ OLMAK...

Aziz Başkan Galatasaray'ı, renklerini sevmeyebilir. Hatta nefret bile edebilir. Bu kendisinin tercihidir. Bu tür söylemler taraftarlar arasında düşmanlığı körükler. Ancak kupa töreninde merdivenleri madalyalarını almak için ilk çıkan Fenerbahçeli futbolculardı. En azından rakibe saygı göstermeyen Aziz Başkan kendi oyuncularının elini tek tek sıkması gerekirdi.. Çünkü o oyuncular 10 kişi kalmalarına rağmen adam gibi sahada mücadele etmiş, maçı uzatmalara taşımış golü yemelerine rağmen maçı döndürmek için yürekli bir mücadele sergilemişlerdi. En azından başkanları tarafından tebrik edilmeyi beklerlerdi. Galatasaray Başkanı Ünal Aysal ne yaptı? Kupayı kaybeden Fenerbahçeli futbolcuların elini sıktı, tek tek kutladı. Aysal, "Ben o renkleri sevmiyorum" demedi ve protokolü geçici olarak terk etmedi. Bence Aysal büyük centilmenlik göstererek Fenerbahçeli futbolcuların elini sıkarak önemli bir doğruya imza attı. Ne diyelim; Bir erkeği centilmen yapan en önemli özellikler; tevazu sahibi olması, sabrı, hayırseverliği, cömertliği ve rakibine göstereceği saygıdır.

SPREY İTİRAZI BİTİRİR
Türkiye
olarak düzenlediğimiz U-20 Dünya Futbol Şampiyonası'nın final dahil İstanbul ayağındaki maçları hiç kaçırmadım. FIFA organizasyonunda en çok hakemlerin ceza alanı önündeki faullerde barajı ve topun yerini belirleme adına beyaz renk içeren ve kısa süreli zeminde kalan "Sprey" uygulamasını çok beğendim. Bu sprey, yıllardır Brezilya ve Arjantin'de kullanılıyor. Uzağa değil, Kayseri'deki Süper Kupa finaline gidelim. Maç içinde birkaç kez ceza alanı önünde fauller oldu. FIFA kokartı bulunan ve mükemmel bir maç yöneten Bülent Yıldırım baraj kurma konusunda zorlandı. Futbolcular, hakem Yıldırım'ın gösterdiği yere geldi, hakem sırtını dönünce kolkola öne hamle yapıp mesafeyi kısalttı. Vuruşu kullanacak olan oyuncular hep "Baraj yakın" itirazında bulundu. Önce TFF'ye sonra MHK'ye öneriyorum; bu tür kararlar bizim tasarrufumuzdur. Bir yönetmelikle "Sprey" uygulamasına geçilebilir. Sprey sayesinde kimse hakemlerin çizdiği alanı ihlal edemez, faulü kullanacak oyuncu da topun yerini kafasına göre değiştiremez. Çizilen çizgiye rağmen kendini kurnaz sanıp ihlal eden oyuncu olursa kartı da görür. Bu uygulama ile ayrıca itirazlar azalır, oyundan da süre çalınmamış olur.

BURAK'A ÖNERİ
Tarih: 12 Temmuz 2011.. Fatih Terim, kampta futbolcularla 15 dakika süren ilk toplantıda şöyle demişti: "Çalışma şeklimizin, iletişimimizin, ilişkimizin, nasıl olacağını, düzgünlük ve dürüstlük üzerine kurulmuş bir davranış sergilememiz gerektiğini, oyun felsefemizi, ne istediğimizi oyuncularla paylaştık. Her sorunlarında burada bizi bulacaklarını, arkadaşlığın başarıda rol oynadığını anlattık."

VERDİĞİ GÖRÜNTÜ YANLIŞTI
Bu konuşmaları yaptığında Burak Yılmaz, Galatasaray'da değildi. Duymamış olabilir. Terim, yine bu söylemleri dile getirmelidir. Çünkü; Galatasaray'daki ilk yılında 39 maçta 32 gol atarak, Metin Oktay, Tanju Çolak, Hakan Şükür ve Jardel'den sonra 30 gol barajını geçerek tarihe adını yazdıran 'Goal.com'un 'Dünyanın en iyi 50 oyuncusu' listesinde 20. sıraya oturan Burak'ın Süper Kupa sonrası yedek kalmaktan dolayı verdiği görüntü ve davranış biçimi yanlıştı. Bir hoca 'Gol Kralı' olan ve Avrupa'da tur kapısını açan goller atan oyuncusunu yok edecek kadar çılgın değildir. Burak, Terim'in, "Her sorunlarında burada bizi bulacaklar" sözünü kulağına küpe yapmalıdır. Burak sıkıntılarını Terim'in yarattığı aile ortamında aşabilecek sıcaklığa sahiptir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA