Türkiye'nin en iyi haber sitesi

WASHINGTON

Geçen hafta Ortadoğu'da tekrar yoğunlaşmaya başlayan savaş riski üzerinde durmuştum. Kısa bir hatırlatma yapalım. Ortadoğu'daki gelişmeleri takip eden dünya basını 2010 yılı boyunca daha çok İran nükleer dosyası ve Arap-İsrail meselesine odaklandı. Ama bu arada çok önemli bir gelişme gözden kaçırıldı: İran ve Suriye Hizbullah'a büyük oranda füze transferi gerçekleştirdi. The Economist dergisine göre Hizbullah'ın eline 2006'dan bu yana 50 bin kadar menzil alanı uzun ve vurucu gücü yüksek, Rus yapımı Skud füzesi geçti.
Bu füzeler sayesinde Hizbullah, İsrail'le yeni bir savaş yaşandığı takdirde, İsrail'in bütün şehirlerine ulaşacak bir vurucu güce sahip. İşte bu nedenle 2006'da Lübnan'da yaşanan Hizbullah-İsrail savaşından çok daha kanlı, binlerce kişinin öleceği bir "rövanş" yaşanabilir. Böylesine kanlı bir Hizbullah-İsrail "rövanşı" kitlesel ölümlere sebep olunca Suriye ve İran'ın da devreye gireceği bir İran-İsrail savaşı çıkabilir.
Sonuç olarak yanı başımızda gittikçe büyümekte olan ciddi bir savaş riski var. İki komşumuz İran ve Suriye, İsrail'le savaş durumuna gelirse Türkiye ne yapar?
Yaklaşık iki haftadır Ahmet Davutoğlu'nun Türkiye için ortaya koyduğu "vizyon diplomasisi" kavramını tartışıyoruz. Nasıl bir vizyon bu? Davutoğlu'nun kendi sözlerine bakmak yeterli: "Yeni bir dünya kurulacaksa, o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğiz." "Yeni dönemde Türkiye'nin rolü aktif bir ülke rolüdür. Küresel olaylarda sözü dinlenen, alternatif çözümler üreten bir ülke olacağız." "Bize biçilen rolleri dar gördüğümüzü ilan etmek zorundayız."
Şimdi sormak gerekiyor: Türkiye bu iddialı vizyonun içini nasıl doldurur? Yanı başımızda yoğunlaşan savaş bulutları ortada. Bir şeyler yapmak gerekiyor. Öte yandan gerçekler de apaçık ortada. İsrail'le kriz devam ediyor. Suriye ve İsrail arasında arabuluculuk yapacak durumda değiliz artık. İran ile Tahran antlaşması bir sonuç getirmedi. Sonuç getirmediği gibi Washington ile aramızın bozulmasına sebep oldu. Rusya ve Çin bile İran'a yaptırımlara onay verirken biz Tahran antlaşması uğruna BM Güvenlik Konseyi'nde yalnız kaldık.
Sonuç olarak 2008'e oranla Ortadoğu'da prestijimiz daha yüksek.
Ama ABD ve İsrail ile yaşadığımız sorunlar nedeniyle iş yapma, çözüm üretme, aktif olma, söz dinletme gücümüz daha azalmış durumda
.
Peki, bütün bunlara rağmen gene de yapılacak bir şey var mı? Kanımca var. Her kriz bir fırsat yaratır. İsrail'le yaşadığımız krizden çıkmak için önümüzde bir fırsat olabilir. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton önümüzdeki ay Türkiye'ye geliyor. Gerek Clinton, gerek Obama, Ortadoğu'da bütün sorunların birbirine bağlı olduğunun farkındalar. İran'ın nükleer programı, Suriye, Lübnan, Hizbullah, Hamas ve İsrail-Filistin meselesi birbirinden bağlantısız sorunlar değil. Bu nedenle Suriye ve İran'ın içinde olmadığı bir Ortadoğu barış süreci olamaz. Bölgedeki dinamikler gittikçe daha geniş katılımlı bir uluslararası konferansı gerektiriyor. Ankara ve Washington her şeyden önce bu analiz üzerine anlaşmalı.
Birinci Körfez savaşından sonra, 1991'de Madrid'de yapılan Ortadoğu Konferansı'na benzer bir platformda bütün meselelerin masaya yatırıldığı ve bütün aktörlerin temsil edildiği bir konferansa ihtiyaç var. Şurası kesin: böylesine geniş katılımlı bir uluslararası konferans ancak ve ancak Obama liderliğinde toplanabilir. Clinton ile bu analiz üzerine anlaştıktan sonra, Davutoğlu kendisine basit bir soru sormalı: "Nasıl yardımcı olabiliriz?" Böyle bir konferans İstanbul'da düzenlendiği takdirde Türkiye ve İsrail arasında barışma için daha sağlam bir zemin yaratılmış olur. İş yapmak ve çözüm üretmek, en azından özür diletmek kadar önemli değil mi? Krizden fırsat çıkarmak gerekiyor. Türkiye'nin önünde Davutoğlu'nun söz ettiği vizyoner diplomasiyi gerçekleştirmek için önemli bir fırsat var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN