Türkiye'nin en iyi haber sitesi

AKP'li değilim. Partinin ilkeleriyle benimkiler çok farklı.. Parti liderinin de benim için Deniz Baykal'dan temelde farkı yok. Yani herhangi bir seçimde AKP'ye oy vermem söz konusu değil. Ama AKP'liler düşmanım değil. Bu partide çok sevdiğim dostlarım, saydığım insanlar var.
Adalet Bakanı M. Ali Şahin bunların başında geliyor. Şimdi onunla sizin önünüzde dertleşmek istiyorum..
Önce 12 Eylül Cuma günü, Star gazetesinde Şamil Tayyar'ın sütununda yer alan şu telefon konuşmasını okuyun..
"Tuğrul Türkeş: Efendim.
Güler Kömürcü: Ne yapıyorsun gelecek misin?
T: Ha yok gelemiyorum.
G: Tamam.
T: Şimdi havaalanına gidiyorum beş uçağı ile gidiyormuşum.
G: Tamam hayatım, tamam.
T: Ondan sonra görüşürüz sonra.
G: Tamam canım bay bay canım.
T: Mehmet'e de selamları var.
G: Yo Mehmet yok Mehmet ne alakası var.
T: Yok mu ha ben sabah beraberiz dedin zannettim de...
G: Yo şeyle beraberiz sizin şu Canbolat Kurtlar Vadisi'nin yapımcısı ile...
T: Ha ha iyi.
G: Ona... Tuğrul karakteri koyduralım diyom ben Mehmet'i o kadar çok sık görmüyorum ayrıca arz ederim.
T: Tamam.
G: Şeylere mevcut tekliflere açığım efendim.
T: Ha ha iyi ben de, beraber ava çıkalım anacığım.
G: Kesinlikle Babacığım.
T: Biz de biz de çünkü şey bizde de durum vahim.
G: Tamam memnuniyetle.
T: Ondan sonra herkes birbirinin çevresinden geçinsin be.
G: Eee. Tamam memnuniyetle.
T: Dayanışma...
G: Hatta Lale'ye de söyleyelim biz bir şey verelim... partisi verelim...
T: Ha ha tamam bu şey vardı Sex and City diye bir dizi vardı biliyor muydun?
G: Bayılırım biliyorsun bayılırım Amerika'dayken izliyordum. Türkiye'de izlemedim hiç.
T: Şimdi onun bir bölümünde herkes eski sevgilisini alıp partiye gidiyor veyahut da atmak istediklerini ondan sonra birinin çöpü öbürünün hazinesi mantığı içinde.
G: Tuğrul...
T: Şimdi böyle yapabiliriz mesela...
G: ...
T: Tamam.
G: Hadi çok öpüyorum seni bay bay."
Şamil Tayyar iki kişi arasındaki bu özel görüşmeye nasıl ulaşmış, peki..
Çok kolay..
Ergenekon iddianamesini açmış, oradan aynen nakletmiş. İddianamede 14 Kasım 2007'de yapıldığı 1 dakika 36 saniye sürdüğü söylenen konuşmanın numaraları da açık seçik yazılıyor. 532 bilmem kaç Güler Kömürcü'nün, 532 bilmem kaç da Tuğrul Türkeş'in.
Şimdi Adalet Bakanı'na soruyorum..
Bu ülkede ve dünyanın tüm "Demokrasi" ile yönetilen ülkelerde Özel Hayatın gizliliği esas değil midir?. Her türlü haberleşmenin gizliliği de Anayasa teminatı altında değil midir?. Sizin milletvekili olarak uymak, Adalet Bakanı olarak da uygulatmakla yeminli ve sorumlu olduğunuz Anayasa'nın.
Tamam..
Yasalar, bazı durumlarda haberleşmenin izlenmesine yargı kararı ile izin verirler. Ergenekon savcısının isteğiyle de, Güler Kömürcü veya Tuğrul Türkeş'in telefonları da dinlemeye alınabilir. Tamam..
Peki ama, bu konuşmanın Ergenekon'la ne alakası var?. Bu tamamen özel bir konuşma değil mi?. Kaldı ki, doğruluğu da şüpheli.. Ayni eklerde yer alan Recep Tayyip Erdoğan ile Yaşar Büyükanıt arasındaki o çok sert konuşma bandının düzmece olduğu açıklanmadı mı?.
Yasalara saygılı bir savcı, kendisine iletilen dinleme kasetleri arasında soruşturmayla zerre ilgisi olmayan böyle özel konuşmaları bulduğu zaman, imha edilmesini mi ister, yoksa çözdürüp iddianamesine mi koyar?.
Bu konuşmanın onu her türlü kullanabilecek (Nitekim kullanan) medyanın elinde işi ne, Sayın Bakan?.
Türkiye'nin geldiği bu noktanın korkunçluğu sizi rahatsız etmiyor mu?. Bu ülkenin Adalet Bakanı olarak, her türlü istismara, şantaja, tehdide, rezalete, çirkinliğe açık bu tür izlemeleri uygun buluyor, savcının yaptığını tasvip ediyor musunuz?.
Sevgili Şahin,
Bu ülkenin önde gelen hukukçularından Turgut Kazan başta, Ergenekon Savcısı hakkında soruşturma açılmasını isteyenlerin sayısı hayli fazlaydı ve iddialar çok ciddi görünüyordu. Bir soruşturma, savcının hatta lehine olabilir, üzerinde şüphe kalmayacak şekilde aklanabilirdi. Siz soruşturma izni vermediniz.
Oysa ayni günlerde Yargıç Sevgi Oruç hakkında ceza davası açılmasına, ayrıca disiplin cezası verilmesi için de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na sevk edilmesine karar verdiniz.
Sevgi Oruç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında açılan 3 kuruşluk tazminat davasını başbakan aleyhine sonuçlandıran yargıçtı. Kararı Yargıtay tarafından da onandı. Buna rağmen Erdoğan'ın kararı o artık ezberlenen üslubu ile nasıl bağıra çağıra eleştirdiğini kendi sesinden dinledik.
Sayın Bakan,
Şimdi kamuoyunu, kararlarınızda bir çifte standart olmadığına inandırmanız kolay olacak mı acaba?.
Ben kamuoyuna değil, size soruyorum..
Adalet Bakanı sizce "Adil" mi?..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA