Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bodrum'a ilk gidişim 1979.. Nükhet Duru ve Erol Simavi'nin konukları olarak, Holly ile birlikte gitmiştik.. Bodrum minik bir kasaba.. Bir tek yeni site var, Aktur.. Civarda da, birkaç daha da küçük köy..
Erol Bey'in Bodrum'da sahilde bir evi vardı. Bir de Güvercin'de..
Sevmedim.. İlerleyen yıllarda tatil için Bodrum hiç aklıma gelmedi.. Üç dört kez, zorunlu gittim, son gidişim gibi.. Ya bir düğün.. Ya bir dostun "İlle gel" dediği açılış, falan filan.. İlk gidişimde 10 gün kalmıştık.. Geri kalan gidişlerimde toplam kalışım 10 günü geçmez..
Bu defa Kaya'nın (Demirer) düğününe giderken kardeşler "Hadi buluşalım" dedik. Kemal'in zaten orda evi var. Yıllardır tatili orda yapar ailecek. Öcal Ağbimler de İzmir'den inerler.. "Düğün gidişini bir mini aile tatiline çevirelim" dedik. Cumartesi sabahı gidip, pazar sabahı dönme yerine, salıdan gittik.. Ve de ne iyi ettik..
Nebil'e teşekkürler.. Benim Yaşamdan Dakikalar kardeşim, meğer Yaşamdan Tat Almalar üstadıymış.. Bodrum'u avucunun içi gibi biliyor.. Ne zaman nerde, nasıl olunur biliyor.. Bir program yapmış, olmaz böyle şey..
Bunca yıldır hiç görmediğim, açıkçası aslında pek de aramadığım güzellikleri öyle bir yaşadım ki, doyamadım.. Hayatımda ilk defa Bodrum'a doyamadım ve "Gene gelmeliyim" dedim.. "Bu dünya cennetine bir daha gelmeliyim.. Burayı içime iyice sindirmeliyim.."
Beni boğan, bezdiren, klimalı lobilere mahkum eden sıcaklarda değil, dışarda saatlerce güneş altında dolaşmama izin verecek baharlarda Bodrum'da olmalıyım..
Türkiye'nin dört bir yanını keşfe bir değil, on ömür yetmez aslında.. Ben her keşfimle yeniden büyüleniyorum..
Yani Tanrı, bir ülkeye bu kadar mı cömert davranır?.. Havası, suyu.. İklimi.. Doğal, tarihsel güzellikleri.. Ve ne bitmez, ne tükenmez..
Bir cennetin, bir hazinenin içinde yaşıyoruz.. Dünyayı gezdikçe, gördükçe, onların fakirliği yanında, bizdeki zenginliği daha iyi tartıyorum..
Peki kıymetini biliyor muyuz?..
Bir örnek vereyim..
Direksiyonda Haşo var.. Yalıkavak'a gidiyoruz, Bodrum'dan.. Haşo ile Nebil arabada olunca, direksiyonda kim olursa olsun, yol tartışma ile geçiyor.. Bir şoför bir de arka koltuk şoförü varsa böyle olur hep.. "Sağdan git.. Hayır soldan.. Bu yol daha kısa.. Bu yol daha düzgün.."
Patladım sonunda.. "Yahu bırakın kavgayı.. Bu yörede her yol, her yere çıkıyor..
Ne tarafa gitseniz fark etmez.. Bir dünya cennetinde gidiyoruz.. Yolu tartışacağınıza, yaşayın.. Yolu yaşayın.." Tam ben bunu derken, bizim yol bitti.. Yani bir "T" kavşağına geldik. Sağa, ya da sola döneceğiz.. Tam karşıda bir işaret levhası var.. Sağa ok.. Bodrum yazıyor.. Sola ok.. Orda da Bodrum yazıyor.. Başka da yazı yok..
Olur mu?.. Burada olur..
Kemal'e anlatıyorum levhaları.. Güldü.. Bir akşam dostlarına yemeğe gitmişler. Onlar Yalı Kavak'ta.. 20 dakikalık yol.. Gece 12'de çıkarken arkadaşı "Şurdan gidersen daha kısa olur" demiş.. Oradan gitmişler.
Bir T kavşağı.. Sağa sapmışlar.. Yarım saat sonra gene ayni kavşağa gelmezler mi?.. Bu defa sola sapmışlar.. Yarım saat sonra gene ayni kavşağa.. Tur Allah tur, hep ayni noktaya geliyorlar, çölde kaybolanlar gibi.. Eve vardıklarında sabahın dört buçuğu..
Yani en kısa yol, en iyi bildiğin yoldur kuralı en çok Bodrum'da geçerli.. Bana sorarsanız, burada tüm yollar kısa.. Çünkü tüm yollar, harika manzaraların içinden geçiyor, zamanı unutuyor, şair oluyorsunuz, ressam oluyorsunuz.. Aşık oluyorsunuz..
Haşo "O zaman yolu yaşayalım Hıncal Ağbi" dedi.. "Bak seni nerden götüreceğim.."
Sürdü arabayı tepeye.. Tanrım bu nasıl bir yol, bu nasıl bir manzaradır.. Sola bakıyorum.. Orta Çağ Haçlı seferleri filmlerinden hatırlarsınız.. Bir saklı vadi, bir yeşil cennet.. İlerliyoruz, solda manzara bu defa..
Bir deniz cenneti.. Yan yana, nasıl ama nasıl koylar.. Ve tepenin zirvesine doğru öyle bir nokta var ki, buradan ayni anda iki tarafı da görmeniz mümkün.. Durun.. Sağ camdan vadi.. Sol camdan koylar.. Ama siz siz olun ön camdan bakmayın sakın..
Ön camdan üzerinden dumanlar, yani zehirli metan gazları, yangın yeri gibi tüten çöplük var.. Yalı Kavak çöplüğü..
Dünyada bu kadar güzel manzaralı, bu kadar pahalı, bu kadar değerli bir doğal güzelliği, zehirli ve iğrenç bir çöplük olarak kullanan bir başka belediye var mıdır acaba?..
Amazon'un insan ve uygarlık görmemiş yamyamları bile yapmaz bunu..
Restoranlar, kafeler, piknik alanları ile para basacak bir dünya güzelliği, bir dünya mirası, bir Tanrı lütfu, bizde çöplük..
Yuh be..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN