Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçen defa ben temenni ile karışık tahminimi yazmıştım. Bu defa en yetkili ağız, AKM'nin onarım ve yeniden açılması için gereken bütçeyi elinde bulunduran 2010 İstanbul Ajansı'nın başındaki yetkili resmen açıkladı.
2009- 2010 sezonunu, opera çukurlu bir sahneye sahip olmadan geçiren Avrupa Kültür Başkenti İstanbul, 2011 kışında da orkestralı opera ve bale temsil edemeyecek..
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç "Bunu önleyecek ve İstanbul halkını AKM'ye kavuşturacak tek kişi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dır" dedi.
AKM'nin başına gelenleri özetleyelim..
AKM'nin içi tam bir hurdaya dönmüştü. Zamanın Kültür Bakanı Atilla Koç "Bu leşi onarmaya çalışmaktansa, yıkalım ve yepyeni bir merkez yapalım. Hem mimarisi, hem de iç kullanımı ile İstanbul'un simgesi olsun" dedi.
Kişisel olarak tamamen Koç ile ayni fikirdeydim.
AKM, gerek hiçbir özelliği ve güzelliği olmayan dış mimarisi, gerekse, fevkalade kullanışsız iç tasarımıyla bir yüz karasıydı. Örneğin sekizinci kattaki resim heykel galerine minnacık bir asansörle çıkılabiliyordu. Büyük salonda akustik felaket, küçük salon evlere şenlikti.
Koç, sadece temsil geceleri açılan değil, 24 saat yaşayan bir Kültür Merkezi düşünüyordu. Sydney Operası, Paris Pompidou Kültür Merkezi gibi bir kent simgesi hayal ediyordu. Koç'u medya yanlış tanıdı ve tanıttı ve bu fevkalade başarılı olabilecek bakan gitti. Onun bu işleri çok iyi bilen müsteşarı Prof. Mustafa İsen'i de Cumhurbaşkanı seçilince Abdullah Gül kaptı, Köşk'e Genel Sekreter yaptı.
Ne var ki, İstanbul Belediye Başkanlığı da yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan işin farkındaydı. O, daha da büyük düşündü. AKM yıkılacak, yanındaki otopark yer altına alınacak. Buradan kazanılan arsa da, bugünkü binanın arsasına eklenecek, ortaya çıkan o geniş alanda da, İstanbul'a simge muhteşem bir Kültür Merkezi inşa edilecekti. Bunun için de uluslararası bir mimari yarışması açılacaktı. Bu müthiş bir projeydi.
Ancak Başbakan da düşüncesini gerçekleştiremedi. Kurullar, mevcut binayı korumaya aldılar. Yıkılmasına izin vermediler. Bunun üzerine Kültür Bakanlığı bir iç tadilat planı hazırladı. Mevcut bina yapılan rötuşlarla içinde restoran, kafe gibi yaşayan unsurlar ekleyerek her gün ve her saat gidilebilecek bir Kültür Merkezine çevrildi.
Ama bu memleketin her kentinde olan "İstemezük"çüler AKM'ye de el attılar. Mahkemeye gittiler.. Bu tadilat projesi için anında "Yürütmeyi durdurma" kararı aldılar. Bunun üzerine Kültür Bakanı Ertuğrul Günay "Lanet olsun" dedi.. O rötuşlardan da vaz geçti. Mevcudu aynen toparlayacak, örneğin sadece eskimiş koltukları değiştirecek bir proje yaptırdı. Artık mahkemenin "Dur" diyeceği bir şey de kalmamıştı. Bina 6 ay içinde toparlanıp, 2010 kasımında açılabilirdi.
İhale de açıldı. Bir firma kazandı. Ama çalışmalar başlamadı. çünkü, AKM'yi onaracak para Kültür Bakanlığı'nda değil, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'ya bağlı İstanbul 2010 ajansında idi..
Ajans parayı çıkarmıyor, "Başla" emrini vermiyordu..
O zaman kısa bir araştırma yaptım. Öğrendiklerimi de yazdım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kurullardan geçmeyen ilk projesinde ısrarlıydı. Mevcut bina yıkılacak, oto park arsası eklenecek ve o alana açılacak yarışmayı kazanacak bir sembol bina yapılacaktı. Şimdi bu onarım yapılır ve AKM yeniden kullanıma açılırsa, bu projenin gerçekleşmesi bir daha mümkün olmayabilirdi. O zaman bu onarım ve açılış yapılmamalıydı.
Başbakan Erdoğan'a iki kez bu köşeden "Doğru mu" diye sordum. Ses çıkmadı. İkincisinin gecesi başbakanın beni aradığını ertesi gün öğrendim. Bu defa da ben ona ulaşamadım. Konuşamadık.
Ama geçen hafta 2010 Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç ile konuştuk. Bana durumu özetledi. "Hazırladığım dosyayı size göndereceğim. Tüm gelişmeleri anlatan bilgiler içinde var" dedi ve ekledi..
"Ama şunu şimdiden söyleyeyim. AKM'nin kaderi Başbakanın elinde. O isterse tadilat yapılır ve bu kış açılır. İstemezse açılmaz.."
Bekledim ki dosya gelsin. Okuyayım ve yazayım. Ama gelmedi.
Projeyi yapan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve bütçeyi elinde tutan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da bir araya gelip sorunu çözmediler. Çünkü çözemeyeceklerini, çözümün Başbakanda olduğunu biliyorlardı.
Şimdi sizler de biliyorsunuz.
AKM, başbakan emrederse, bu yıl açılacak. O sessizliğini korursa, kapalı kalmaya devam edecek.
Mevcut yapıyı korumaya alan kurullar, ya da Başbakan "Pes" edene kadar da kapalı kalacak.
Olan da İstanbul'a olacak!.
Durum budur!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA