Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ben her 14 Şubat'ta hüzünlenirim..
14 Şubat, bir sevgi adamının Orhan'ın doğum günüdür çünkü.. Deliler gibi sevdiği kadın kendisini terk edince, aylarca bekleyen, dönmeyeceğini kabul edince, hayata küsen ve yapayalnız ölümü bekleyen, davet eden Orhan'ın doğum günü..
"Ne talihlisin" derdik, "Ne güzel, ne unutulmaz günde doğmuşsun.."
Gülerdi.. "Aslında talihsizlik.. Bir hediye ile iki günü kurtarıyorlar.."
Pazartesi gecesi İş Sanat'a gittik.. "Aşk Şiirleri"ne.. İş Sanat'ın artık vazgeçilmezleri arasına giren bu pek sevdiğimiz şiir geceleri, şubat ayını hep Sevgililer Günü'ne ayırır..
En güzel aşk şiirlerini okurlar yıllardır, Tilbe Saran, Hümay Güldağ, Metin Belgin ve Hakan Gerçek.. Serdar Yalçın'ın piyanosuyla Deniz ve Hüseyin Likos dünyanın en güzel aşk şarkılarını söylerken, Birkiye Kardeşler' in harika yapımıyla..
Ünal (Özüak), Fethi (Gogen), ben gittik ki, koca salon tıklım tıklım dolu.. En güzeli ne bilir misiniz?. Yüzde 90'ı genç.. Teenager dediğimiz yaşlar.. Hani günümüz gençliği şiir sevmezdi?.
Şiiri sevmemek olur mu?. Şiirsiz aşk olur mu?. Sevgiliye en güzel hediye, kulağına fısıldanan dizeler değil mi?.
Gece Nazım'la başladı.. Nasıl içten, nasıl yürekten okuyorlar aşkı Tilbe, Hümay, Metin ve Hakan..
Metin, Cahit Sıtkı'nın Dalgın Ölü'süne girince Ünal'a baktım, eğilip.. O da bana bakıyordu..
Yıllar önce Orhan'la gitmiştik.. Gene Metin okumuştu..
"Dün güzel bir kadın geçti
Kabrimin yakınından
Doya doya seyrettim
Gün hazinesi bacaklarını
Gecemi altüst eden
Söylesem inanmazsınız
Kalkıp verecek oldum
Düşürünce mendilini
Öldüğümü unutmuşum."
"Valla bu sen" demiştim Orhan'a.. Öyle bir saygı adamı, görgü kurallarının öyle sıkı ve yorulmaz izleyicisiydi ki.. "Sen mezarından kalkar verirsin kadının mendilini" dedim..
"Ama bacaklarına bakmam" dedi Orhan.. "Hadi ya" dedi Ünal..
Daha dün gibi.. Gene Cahit Sıtkı.. Gene Metin.. Gene Ünal'la ben.. Ama Orhan mezarda.. Kaç kadına mendilini vermiştir acaba, öldüğünü unutup?..
Deniz Likos en sevdiğim soprano parçası, Bizet, Carmen, Habenera'ya başladığında gözüm Tilbe'ye kaydı..
Az sonra, İspanyol Meyhanesi'ne girecekti..
Ve ne muhteşem okuyacaktı, bir kadın çığlık çığlığa şarkı söylerken..
Bu sahneye bayılmıştım. Ölmüştüm ve Ünal'la karar vermiştik.O zaman HaberTurk'te TelePazar yapıyoruz. Aynen alacağız, canlı yayına..
Herkesi ayarladık. Tilbe Bursa'ya gitmişti, tiyatrosuyla turneye, cumartesi gecesi..
Pazar öğleden sonra yayına yetişmek için "Söz verdim" diye taksi tutup gelmişti, nefes nefese. Ünal, bir elinde saat, bir elinde telefon, nasıl saniyeleri ve kilometreleri saymıştı, yapımcı olarak.. Salon nasıl yıkıldı alkıştan..
Hüseyin Likos da operanın en güzel aşk şarkısı E Lucevan la Stelle ile bir daha yıktı ortalığı..
..Ve Turgut Uyar'a geldi sıra..
Senfoni'ye..
"Önce sesin gelir aklıma
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak"
derken Hakan, bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda kendimizi bahçeye atıp nasıl çılgınca ıslandığımız geldi..
"Sen yanımdayken ister istemez
Uzak ırmakları hatırlıyorum.
Ara sıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya,
ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum" dedi Hakan..
Ben içimi çektim..
"Yanında ihtiyarlamak istiyorum" demiştim ama olmadı..
İhtiyarladım sadece.. Yanım boş!..
Ben 14 şubatlarda hüzünlenirim ya.. İkinci sebep de bu.. Ama unutmam.. Hiç unutmam, en unutulmaz dostlar, en güzel aşklarla, dolu, dopdolu yıllar yaşadığımı.. Sonu kötü bitti diye, film kötü olur mu?.
Hayat, sana teşekkür ederim!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN