Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Sevgili Hıncal," diyor, hayat boyu her tartışmayı karşısındakiler pes edene dek sürdüren ağabeyim Öcal, mailinde, "Anlaşılıyor ki, Salkımsöğüt tartışması devam edecek."
Sonra da anlatıyor..
Buyrun,!..

***
Sayın İlsever de kendi görüşünü yazmış.
Şimdi sana Azerbaycanlı Türkolog ve Politbüro üyesi Ekber Babayev'in Nazım için yazdıklarını gönderiyorum.
Babayev, son 15 yılında Nazım'la aynı evi paylaşmış ve Nazım'ın oğlu gibi sevdiği, dahası, neredeyse içtikleri su ayrı gitmeyen yoldaş, can yoldaşıdır!..
Bakalım ne diyor, Babayev?.
".... O devirdeki Sovyet şiirinin Nâzım'a etkisine bir örnek daha:
Yirminci yıllarda Moskova'da ağızdan ağıza dolaşan bir şiir vardır, Mihayil Svetlof'un 'Grenada' şiiri. Grenada İspanya'da bir kasabadır. Şiirin kahramanı 'Grenada, Grenada, Grenada moya!' (Benim Grenadam) diye bir türkü söylüyor ve birdenbire alnından bir kurşun yiyince, Grenada kelimesini sonuna kadar söyleyemeyip, 'Grena...' diye ölüyor. Şiirdeki sözleri anlamayan Nâzım Hikmet, şiirde kelimeyi yarıda bırakma oyununu, o zamanlar yazdığı 'Salkımsöğüt' ve 'Bahri Hazer' şiirlerinde kullanıyor:
Atlılar atlılar kızıl atlılar
atları rüzgâr kanatlılar!
atları rüzgâr kanat...
Atları rüzgâr.
Atları...
At...
(Salkımsöğüt)
Çok sonra, 1952'de, bu şiirlerden söz açıldığı zaman Nâzım şöyle demişti:
- Svetlof'un şiirinde patlamamış, fakat bir an sonra patlayacak bir el bombası, benim şiirlerimde ise batmamış, fakat bir an sonra batacak bir kayık (Bahri Hazer) ve düşecek bir at (Salkımsöğüt) var.
- Ne söylüyorsunuz? Ne el bombası, üstat? dedim.
- Granata el bombası değil mi?
- Evet, el bombasıdır ama şiirdeki 'Granata' değil, 'Grenada'dır, yani İspanya'da bir kasabadır.
- Yok canım! Hay allah kahretsin, öyle anlamışım ne yapayım, şiiri artık yazmışız...
Bu örnek de, Nâzım Hikmet'te Sovyet şiirinin etkisinin önce şekilde olduğunu gösteriyor.
O devirdeki Sovyet şiirinin etkisini her şeyden önce o devrin şiirini yaratan havada, ihtilalin doğurduğu heyecanda aramak gerekir. Mayakovski'lere, Bagritski'lere, Svetlof'lara şiir yazdıran ihtilal, iç harp Nazım'a da o heyecanlı şiirleri yazdırmıştır."
***
Bilmem ki, "Salkımsöğüt için" Babayev'den daha iyi bir "tanık" olabilir mi?..
Dahası, şiirin tamamı okunduğunda görülecektir ki, Salkımsöğüt'te, "düşen ve ölen atlıyı" Nazım tarif de ediyor; "sarı saçlı ve mavi gözlü!." Vala Nurettin bu tarife uyuyor mu?..
Bitmedi, şu mısralar, "Kızıl atlının kim olduğunu" çok açık anlatmıyor mu:
"Ne yazık ki ona dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak, Beyaz Orduların ardında kılıç oynatmayacak!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN