Kim ne derse desin, "Hayatımın En Kötü Gecesi /Walk of Shame (Utanç Yürüyüşü)" çok hoş bir yaz keyfi filmi..
Başından sonuna neşeyle izledim..
İlk defa gördüğüm Elizabeth Banks'a da bayıldım. Öyle şirin oynuyor ki..
Efendim Elizabeth, güne talihsiz başlıyor.
Nişanlısı evi boşaltıp onu terketmiş. Yerel bir kanalda çalışırken, ana kanalda iş bulma şansı doğmuş, iki kişi yarışmışlar, kanal ötekini tercih ediyor, o gün.. Liz dertli.. İki yakın kız arkadaşı onu teselli için çılgın bir geceye zorluyorlar. Daracık ve kısacık bir sarı elbise giydirip fırlıyorlar.. Bir barda zurna gibi olduktan sonra, olanlar oluyor. Kötü başlayan günün gecesi daha da felaket..
Liz kendini ıssız bir sokakta, gecenin bir yarısı sarhoş ve yapayalnız buluyor. (O ıssız, berbat yer, Los Angeles şehir merkezi, inanmazsınız.
1984 Olimpiyatları'nda Basın Merkezi ordaydı. İnanın gece yarısı çıktığımda, daha kapının önünde korkmaya başlardım, öyle berbat bir kent merkezi dünyada yok.) Arabası da çekilmiş. Kimliği ve çantası arabada. Telefonu kayıp.. Arabanın çekildiği trafik parkına ulaşması gerek..
Yürüyüş başlıyor. Yürüdüğü yol ve kılığı yüzünden onu fahişe zannedenlerden başlayarak (Ki bunlar arasında devriye polisler de var) akla gelmez kazalara uğruyor.
Los Angeles'in o karanlık dünyası güzel.
Olup bitenler neşeli.. Film hareketli..
Sonunda feministleri mutlu edecek bir nutuk da var..
Yaz günü için daha ne olsun?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN