Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Dağlarına bahar gelmiş, memleketimin..

Kapkara bir gecenin sabahına uyanmıştım perşembe günü.. Kalkar kalkmaz davrandığım ve turladığım haber kanallarındaki görüntüler insanın kanını donduruyordu.. Memleketimin dört bir yanı, kana ve ateşe boğulmuştu..
Ben de boğulmuştum.. Pencerelerden içeri dolan güneş ışığı, dışarı, bahçeme çekti.
Bahçe kapısının hemen yanında bir rejisör koltuğum vardır. Oturdum.. Tam karşımda, balta girmemiş ormanlar gibi duran ağaçlarıma baktım.. Yeşiller sarıya, sarılar kızıla dönüşmüş, bir renk cümbüşü.. Hafif esen rüzgarla kopup, yerlere uçan sarı yapraklar.. Birden dondum kaldım.. Gözlerimi ovuşturdum, bir daha baktım.. Sonra çok daha dikkatle bir daha..
Hayır.. Göz yanılması falan yoktu. Doğru görüyordum.. Tam karşımda duran Erguvan ağacı çiçeklerle doluydu.. Erguvanlarım, benim en sevdiğim renkleriyle, en sevdiğim çiçeklerim açmıştı.. Ekimde..
Ekimde erguvan.. Tam o sırada bahçıvanımız Gürsel Usta girdi, bahçeye..
"Bu ne usta" dedim, erguvanları gösterip.. "Ağaçlar da şaşırdı sonunda" dedi, "Bu karmakarışık iklim değişikliklerinden dünya sapıttı.."
Daldım Google'a.. Açtım Erguvan maddesini.. Yığınla yazı var. Hepsi ayni..
"Erguvanlar nisan, mayıs aylarında açar.. Bahar müjdecisidirler.."
Kapkara bir gecenin sabahında, hem de ekim ayında Bahar Müjdesi..
Sevgili dostum, meslektaşım, yıllarca omuz omuza çalıştığımız, benim günlük yazılarımı, Türkçemi düzeltmekten bir hal olan ünlü Kürt ozanı Ahmed Arif'in dizeleri geldi aklıma..
"Dağlarına bahar gelmiş memleketimin.."

***

Adam çarşıdan aldığı bademleri kırıp yemeden ikisini yan yana koymuş.. Tepelerini birleştirip.. Üzerlerine de bir çakıl taşı koymuş.. Çıkan şekil öyle bir ilham vermiş ki, oturup bir benzerini, bu defa el kadar büyük alçıdan yapmış.. Sonra adam boyuna büyütmüş.. Bronza dökmüş.. "Kişi" yazmış altına.. Sergisine koymuş..
Yıllar yıllar sonra, heykeli müzede gören bir sinema adamı "İşte bu" demiş.. "Kafamdaki filmin kahramanı bu.."
Heykeli yapan adam ünlü Katalan sanatçısı Miro.. Müzede gören sinema adamı Steven Spilberg.. Bire bir sinemaya uyarladığı "Kişi" heykelinin, filmindeki adı da E.T..
Bu heykel ve bu heykelin yapım aşamaları, birbirine yapışık iki bademden başlayarak, Sakıp Sabancı Müzesi'ndeki Miro sergisinde..
Kız kardeşim Serpil, o erguvanlı sabahın öğle sonrası bana geldi, Miro'ya gitmek için.. Sevgili Nazan Hocamla (Ölçer) gezdik sergiyi.. Onunla gezmek bir başka oluyor..
Harika şeyler anlattı.. Katalanları anlattı.. Katalanlar'ın bizimle nerdeyse akraba olduklarını anlattı.. Miro'yu anlattı.. O akla hayale sığmaz, o dünyada ilk, o benzersiz serginin nasıl olup da ilk defa Türkiye'de, İstanbul'da açıldığını anlattı.. Sabancı'nın terasındaki Çanga'da Miro desenli tatlılar eşliğinde yorgunluk çayımızı içerken (Zencefilli Lemon Grass diye enfes bir bitki çayı) içimizi ısıtan, gururla dolduran güzellikler anlattı..
Hepsini, bu köşenin asıl sanat yazarı Serpil nakledecek size hafta içinde..
Nasıl keyif içinde döndüm evime..
"Dağlarına bahar gelmiş memleketimin.." diye mırıldanarak..
***

Televizyonu açtım, salona girince "Ne var, ne yok" diye bakmak için.. Ekranda Fatih Terim.. Basın toplantısı yapıyor..
"Ahlaksız olmak fırsatı eline geçmemiş birine 'Ahlaklı' demek olmaz" diyor..
"Vay be" dedim, kendi kendime.. "Fatih Hocama bak.. Nietzsche'yi geçmiş.. Nerelere gelmiş.."
Telefonuma sarıldım. Bir mesaj yolladım Hocama..
"İmparator Fatih devri bitmiş, Filozof Fatih devri başlamış" diye..
Az sonra gelen cevabı silmedim.. O gece önüme gelene gösterdim..
İnanamadılar..
Siz okuyun bakalım, inanacak mısınız?.
"Sevgili Hıncal,
Hayat insanın kendine yolculuğu, en az benim kadar iyi biliyorsun.. İnsanın yaşanmışlıkları arttıkça derinliği de artıyor. Sahadaki mücadelemiz devam ederken, evlatlarımıza, ülkemize nasıl daha faydalı oluruz diye de kaygılarımız var.. Bizim de hayatla sınavımız bu olsa gerek.
..Artık iyilerin de sesi en az kötüler kadar gür çıkmalı.
Ne dersin?"
"Hayat insanın kendine yolculuğudur" lafına bir kitap dolusu anlam yüklenmez mi?.
Ya da "İnsanın yaşanmışlıkları arttıkça derinliği de artıyor" lafının derinliğine ulaşmak mümkün mü?.
İnsan durup dururken Fatih Terim olmuyor..
Ve bu güzel kafa da bizim.. Benim memleketimin..
Ekim sabahında erguvanlar boşuna açmadı, memleketimde..
"Sadece karalara bakıp, karalar basma.. Ne güzellikler var, ülkende onların da farkında ol" dedi, "Bahar"ı müjdeleyen erguvanlar bana.. Ve bütün gün ne güzellikler yaşadım, ardından..
Perşembe gecesi başımı yastığıma koyarken bir kere daha mırıldandım, Ahmed Arif'i..
"Dağlarına bahar gelmiş memleketimin.."
Gelecek.. Dağlarına bahar gelecek memleketimin..
Ekimde erguvanlar açıp verdi ya müjdeyi..
Gelecek!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA