Gerçekten çok mutluyum. 'Mutluyum' kelimesinin içini doldurarak söylüyorum. Bu bireysel bir başarıdan çok, gelen tebrikler, Twitter'dan, sosyal medyadan, her yönden gelen kutlamalarla görüyorum ki, bu milli bir mutluluktur. Bu zaten çok milli bir film. İki tarafın, bizim ve Avustralyalıların karşılıklı duygularını eşit şekilde anlatan bir film olduğu için anlamı çok büyük. Russel Crowe'a hep birlikte teşekkür etmeliyiz. Çünkü, her şeyin sebebi o.. Bu fırsatı veren de o.. Bu ödüle sebep olan da o.. Bu filmi hazırlayan da o.. Zamanla Russel Crowe'un bu yaptığı şeyin Türkiye açısından ne anlama geldiğini daha iyi anlayacağız.."
"Milli" sözcüğünü kullanmaktan ödümüzün patladığı günlerde, Avustralya Oscar'ı AACTA heykelciğini kaldıran Yılmaz Erdoğan, sıcağı sıcağına, daha tüm heyecanı üzerindeyken NTV'ye bağlandı.. (Bravo NTV. Hep eleştiri değil ya.. Bu defa kutlarım.) "Çok mutluyum.. Ama sosyal medyadan gelen mesajlara bakarsam, ülkemde herkes mutlu. Yani bu bir milli mutluluktur" diyor.. Ve ekliyordu..
"Bu zaten milli bir film!.."
Çanakkale savaşları, onlar açısından milli.. Çünkü, bu savaş onlara "Milli Kimlik" kazandırdı. Dünyanın dört bir tarafından oraya göçmüş, ipten kazıktan kurtulmuş, ülkelerinde yaşama şansını kaybetmiş, umudunu yitirmiş insanlar topluluğu, Çanakkale ile "Avustralya Milleti" oldular. Avustralya tarihleri öyle yazar..
Bizim açımızdan, nasıl milli olduğunu anlatmak gereksiz. Kurtuluş Savaşı'nı kazanan "Milli ruh" Çanakkale'de doğdu..
Yılmaz "Russel Crowe'un yaptığı şeyin Türkiye açısından ne anlama geldiğini zamanla anlayacağız" diyor..
Son Umut, yabancılar tarafından çekilmiş, Türklere eşit davranan, Türklerin hakkını veren bir film çünkü.. Gece Yarısı Ekspres'i gibi, bir ulusun tümünü karalayan ırkçı filme yanıt gibi olmuş çünkü..
Medyamızda, bu filme hala anlayamadığım sebeplerle saldıran, aşağılayan, yalan yanlış haberlerle gişe yapmasını önlemeye çalışanlara tokat gibi bir cevap aslında, ödül ve Yılmaz'ın söyledikleri..
AACTA Ödüllerinde "En İyi Film" seçilen Son Umut, bizde iddia edilenin aksine Avustralya'da çok iyi gişe yapmış, aday olan diğer filmler içinde kendisine en yakın olana 10 misli fark atmıştı.
Film dünyada Anzak Günü kutlamaları döneminde, yani nisan ayında vizyona girecekti. Nisan ayı, 1915'in 100. Yılı olarak Türkiye'ye küresel saldırıların yoğunlaşacağı bir dönem olacaktı. Son Umut, böyle bir dönemde Türk insanının ne olduğunu anlatacaktı işte.."Bu filmin Türkiye için ne demek olduğunu zamanla anlayacağız" derken Yılmaz, biraz da buna işaret ediyordu.
Avustralya Oscarları'nda Yılmaz'ın işi gerçekten zordu. Çünkü rakipleri arasında, Avustralya'nın en ünlü, en sevilen oyuncuları vardı. Ama asıl, tıpkı Yılmaz gibi bir konuk oyuncu vardı.. Robert Pattinson.. Dünya genç kızlarının sevgilisi..
"Alacakaranlık Efsanesi/ Twilight Saga" filmleri ile efsane olan genç oyuncu.Yılmaz "Ödülü vermek için gelen Avustralya Sinemasının ünlü oyuncusu, zarftan çıkardığı ismi okumakta zorlanınca 'Tamam.. Bu benim ismim' dedim" diye anlattı mutluluk anını, gülerek..
Heykeli kaldırdığında da "Bu ödülü Çanakkale'de hayatını kaybeden herkese adıyorum" dedi..
Çanakkale'de hayatını kaybeden Anzaklar için, onlara karşı savaşıp mucizeler yaratan ve Kurtuluş Savaşı'nın temelini atan Mustafa Kemal Atatürk şöyle demişti..
"'Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız... Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."'
Avustralyalı bir anne bu sözleri öğrendiğinde Mustafa Kemal'e bir mektup yazmıştı..
"Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını ali-i cenap (Onurlu) sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi. Bir anne olarak bana bir güzel teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine Ata demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın başında söylediğiniz sözler ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce, ilahi... Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata'ya tüm anneler adına şükran, sevgi ve saygıyla.."
Russel Crowe'un filmi Son Umut, Ata'nın ve ona yanıt veren Avustralyalı annenin duygularını hem de öylesine güzel yansıtıyordu ki..
Teşekkürler Russel!.. Teşekkürler Yılmaz!..
Teşekkürler, Atam!..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN