Geçen hafta sonu üç defa Pera Palas'a gittim. Şaka yollu "Artık buraya yerleşsem iyi olur" diyerek..
Bu tarihi , kültürel zenginliğini yaşatıyor. İstanbul'da bunca otel sadece kâr etmeyi düşünürken, ötekilerin yanında küçücük kalan Pera'da, etkinlik üzerine etkinlik..
Önce İki Tenor.. Yazdım.. Sonra Şehrin zamanı.. İlham Gencer'in 90'ıncı Yaş Günü kutlamasıyla birlikte..
Türk cazı ve popuna onlarca sanatçı kazandıran büyük usta, gene kendi öğrencisi İpek'le harika bir caz konseri verdi. O yaşta.. Çalarak, söyleyerek, dans ederek.. Harikaydı.. Eşlik eden orkestra da..İlham Usta sonra piyanoya oturdu ve benim en sevdiğim Elvis şarkısı Wise Man"i söyledi.. Ağlatarak..
Cumartesi sabahı bir harika konser daha.. Anjelika Akbar!.
Bach Klasikleri ile başladı Akbar, piyanosu ile.. Enfes bir program yaptıktan sonra, kendi beste ve düzenlemelerine geçti..
Nazım Hikmet için yazdığı Yalnız Çınar'la başladı... Çanakkale Türküsü düzenlemesi harikaydı.
İstanbul'da Yağmur'u dinlerken dışarı baktım.. Şişhane'ye.. Şişhane'ye yağmur yağıyordu.. Hayır canım.. Gerçekte değil.. Haldun Taner'in öyküsünde..
Anjelika'nın bestesi cama vuran yağmur damlalarının sesini getiriyordu kulaklarımıza.. Lisedeki derslerim geldi aklıma..
Yağmur şiirinde, Tevfik Fikret "T" seslerini tekrarlayarak, yazdığı şiirin musikisini yaratırdı. "Küçük, muttarit, muttasıl damlalar.." Yani monoton ve aralıksız damlalar" ama okurken o cama vuran damlanın sesini duyururdu şair.. Neydi o edebiyat türünün adı, Tanrım?.
Teşekkürler Pera Palas!. Atatürküm'ün Oteli böyle olur işte!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN