Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başlık bilmece gibi değil mi?. Hadi eşi de, kendisi de çok sevdiğim arkadaşım neyse, ama 'ın ne rolü var, o projede, değil mi?.
Her şey, Yasemin'in önüme koyduğu bir maille başladı.
"Yavuz Yiğit" imzalı o mail beni yılların gerisine götürdü..
Yedi Tepe Üniversitesi'nin adının duyulmaya başladığı günlere..
Askerlik arkadaşım, İstanbul'un harika belediye başkanı 'ın, o sıralar sadece ülkeye değil, yurt dışına da yayılmaya başlayan okullarına, ayni silahla cevap vermek üzere kurduğu İstek Liseleri'nden sonra Yedi Tepe Üniversitesi'nin temelini atmıştı.
Hızla gelişen üniversite Münzara Kulübü'nden aldığım ki bir söyleşi daveti dolayısıyla tanımıştım, Kulüp Başkanı bu delikanlıyı.. Ve de yardımcısı Gizem'i..
Bir nefeste okudum, maili..
Yazdıkları hatıralarımı uyandırmakla kalmadı..
Bugünün gençlerine, örnek, ibret ve ders olacak içeriğine bayıldım..
..Ve bugünün gençleri de dikkatle, ama çok dikkatle okusunlar diye sizlere nakletmeye karar verdim. Buyurunuz efendim..

*

Değerli Hıncal Hocam, Umarım çok iyisinizdir? Uzun zamandır size yazmıyorum. Son görüşmemizden sonra epey yollar aldım. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde 100 binden fazla gence eğitim veren organizasyonlar düzenledim. Şu an Münazara Hitabet Derneği Başkanı ve "Okul Dışı" adlı bir ders dışı aktiviteler okulunun yöneticiliğini yapıyorum.
Türkiye'nin en iyi liselerinde çalışmalar yapıyoruz.
Ayrıca gençler ve okul yıllarındaki öğrenci kulüplerinin önemi ile ilgili bir kitap yazma arifesindeyim ve kitabın sizinle ilgili bölümünü tebessümle okuyabileceğinizi düşündüm. İşte o bölüm..

..............................................

Hıncal Uluç, Donald Trump ve Filiz Akın'ı Buluşturan Efsane Proje

2000'li yılların başında Türkiye'nin en çok okunan gazetecilerinden biriydi. Televizyonda Yaşamdan Dakikalar ve 90 Dakika diye iki büyük programı vardı ve gazete yazıları sürekli gündem oluyordu. Ben her iki programı da izliyordum ve çok seviyordum.
2002 yılında ise yazıları takip etme işi bir hedefe dönüştü.
O yıl Türkiye Dünya Kupası'nda efsane maçlar çıkarıyordu. Turnuva Kore'deydi ve pek çok isim o kadar uzağa gidememişti. Maçları Hıncal Uluç pek çok ünlü isimle birlikte evinden yorumluyordu. Dev ekran kurulmuş Türkiye'nin medya, iş ve spor dünyasından ünlü isimleri ekrandan görüntü veriyordu. O an "Orada olmalıyım" diye geçirmiştim içimden.
"Ekrandakiler gibi başarılı biri olmalıyım, o ortamın adamı olmalıyım" dedim. (Tabii müthiş bir ego var.. Lise son sınıftayız o dönem) Üniversiteye girdikten sonra "Orada olmak" , "Oranın adamı olma"nın önüne geçti. O eve, o ortama nasıl girecektim. Nasıl?
Birinci adım Hıncal Uluç ile tanışmaktı.
Okula söyleşiye çağırdım, yardımcısı Yasemin Hanım'ı en az 40 kez aradım. 2 kez kabul ettiler ama sonradan çeşitli gezi organizasyonlarından ötürü iptal oldu. Nihayet bir tarih verdiler. Hem de Nebil Özgentürk ile birlikte.
Ama, benim amacım Hıncal Uluç'u okula getirmek değil. Evine, ortamına girmek. Bu aşamada imdadıma Donald Trump yetişti.
Trump o dönemde televizyonda meşhur Apprentice/ Stajyer programını yapıyordu.
Hani şu "You are fired / Kovuldun" diye biten efsane program. Programın bir bölümünde çıraklara, görevi başarı ile tamamlamaları durumunda ünlü isimlerle yemek vaat ediliyordu.
O fikri Yaşamdan Dakikalar'a uyarladım.
Tabii bir sosyal fayda ilavesiyle. Bu noktada da devreye Filiz Akın girdi.
Filiz Hanım o dönemde kanserli hastalar için mavi bilezik satıyordu. Ulusal bir kampanyaya dönüşmüştü, Mavi Bilezikler ve Hıncal Bey de bu kampanyaya köşesinde destek olmuştu..
Yasemin Hanım'a bir mail attım ve projemi açıkladım.
"Yasemin Hanım biz önce mavi bilezikler satacak, alanlara da birer söyleşi bileti hediye edeceğiz. Söyleşi günü de katılanlar arasında çekiliş yapacağız. Kazananlara vermek istediğimiz ödüller şöyle..
"- Hıncal Uluç ile Maç Keyfi
- Haşmet Babaoğlu'ndan İmzalı Kitaplar
- Nebil Özgentürk ile Film Çekimi
- Sunay Akın ile Oyuncak Müzesi'ni Gezmek." Hıncal Bey bu teklifi kabul etti ve sonrasında beni ofisine detayları konuşmak üzere çağırdı.
Etkinlik günü geldiğinde 4 bin bilezik satmıştık ve kanserli hastalar için ciddi bir gelir üretmiştik.
O gün 1200 kişilik salonda 1500 öğrenci vardı. Harika bir söyleşi oldu ve Hıncal Bey en baştaki hedefim olan şeyi teklif etti bize. Etkinliği sunan arkadaşımız Gizem'i çağırdı:
"-Kulüpte kaç kişisiniz?
-20!.
-Yapın organizasyonu..
4 hafta sizi beşerli gruplar halinde kahvaltıya davet edeceğim." Tam hayal ettiğim şey olmuştu. Kulüp başkanı olarak tabii tüm kahvaltılara gittim. Bir kahvaltı Nişantaşı Salomanje'de. Bir kahvaltı Ortaköy'de, Ertekin'de.. Haliç'te, Miniatürk'ün orta yerinde bile kahvaltı yapmıştık, orayı yaratan Cengiz Özdemir'le.. Her defasında masamızda hep ekranlarda gördüğüm isimler vardı. Belediye Başkanları, CEO'lar, sanatçılar.
Hedefe çok çabuk ulaşmıştım.
Hayalini kurduğum ortamdaydım, işte.
Hıncal Uluç, Nebil Özgentürk ve Sunay Akın'ın ortamında..
Ama..
Büyük bir "Ama" var burada.
Onlara sunacak hiçbir projem, vizyonum, içeriğim yoktu. Çünkü ben sadece onların arasına girmeye çalışmıştım. O insanlardan biri olmaya değil.
Asıl o zaman en önemli şeyin ne olduğunu anladım.
Hedefleri de doğru seçmek gerek.

*

Yavuz'un maili burada bitiyor. Ama ben şimdi "Hedef nasıl doğru seçilir"i anlatan bölümü merak ediyorum, asıl!.
Kitabını heyecanla bekliyorum, Yavuz!.

***


Fark Etmeli İnsan!..

Can Yücel'in bu harika dizeleri
için Bora Erpulat'a teşekkürler..)

Bir damlacık sudan
Nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken
Dünyaya neden sığmadığını
Ve
En sonunda bir metre karelik yere
Nasıl sığmak zorunda kalacağını
Fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın,
Ahrete nispetle
Anne karnı gibi olduğunu
Fark etmeli.

Henüz bebekken
Dünya benim! dercesine
Avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
Ölürken de aynı avuçların
Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!
Dercesine apaçık kaldığını
Ve kefenin cebinin bulunmadığını
Fark etmeli.

Baskın yeteneğini
Fark etmeli sonra.
Azrail'in her an
Sürpriz yapabileceğini,
Nasıl yaşarsa
Öyle öleceğini
Fark etmeli insan.

Hayvanların yolda, kaldırımda,
çöplükte
Ama kendisinin
Güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada
Yemek yediğini
Fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli olduğunu
Fark etmeli
Ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni
Dikenin hemen yanı başındaki
Gülü fark etmeli.

Evinde kedi, köpek beslediği halde
Çocuk sahibi olmaktan korkmanın
Mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine seni çok seviyorum! demenin
Mutluluk yolundaki müthiş gücünü
Fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin
Sadece üçünü giydiğini ama
Arka sokaktaki komşusunun
O beğenilmeyen gömleklere
Muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin
Sofradayken önünde biriken
Ekmek kırıntılarını yemekte
Gizlendiğini fark etmeli.

Annesinden doğarken
Tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve
Aşırı beslenme yüzünden sarkan
göbeğini
Fark etmeli.

Fark etmeliyiz çok geç olmadan...
Ömür dediğin
Üç gündür,
Dün geldi geçti
Yarın meçhuldür...

O halde
Ömür dediğin
Bir gündür,
O da bugündür.

***


Pazar Neşesi

Karı koca arasında bir soğukluktur gitmeye başlamış..
Ortada öyle gözle görünür bir sıkıntı mıkıntı da yok..
"Boşansak mı" falan derken, dostları "Evlilik terapistleri var. Onlara gitsenize" demişler..
Akılları yatmış.
Terapist bir gün kadını, bir gün erkeği dinlemiş, sonra ikisini birden çağırmış..
"Bakın" demiş, "Sizin tek sorununuz cinsel yaşamınızın monotonluğu.. Onu biraz renklendirin. Değişik şeyler yapın, sorun kalmaz.." Çıkmışlar eve dönerken koca "Bu akşam marangoz usulü yapacağım" demiş..
Yemek, az televizyon falan.. Yatağa girmişler..
Sabah kahvaltıda kadının suratı gene bir karış..
"Hayrola" demiş adam..
"Ne hayrolası.. Hani Marangoz usulü yapacaktın.
Her şey eski tas eski hamam..
Ne fark etti ki?."
"Sen fark etmedin o zaman?."
"Neyi fark etmedim?."
"Kulağımın arkasındaki kurşun kalemi.."

***


Latin Sözleri
"De inimico ne loquaris male, sed cogites.."
"Düşmanın hakkında kötü konuşma, ama düşün!" Syrus

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA