Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Her sabahki minik kahvaltımdan sonra, salona geçtim ve televizyonu tıkladım. Hayır, Müzik'i değil.. Çünkü bu kanalın Genel Sanat Yönetmemen'i, bizim vergilerimizle oturduğu yerde binlerce lira maaş alan Kenan Bölükbaş adlı umursamaz adam sayesinde, sabah programları da izlemez oldum.
Tüm aile evde.. İki lokma kahvaltı. Sonra işe gidenler işe.. Okula gidecekler bilgisayarlarının başına.. Yahu orada, sabah sabah herkesin keyfini getirecek, türküler, şarkılar, poplar çalsana.. Aile saati o da.. Hayır..
Amatör, ne adını, ne yüzünü bildiğiniz birilerini çekmişler.. Eee.. Güzel.. Amatörlere de şans tanımak güzel.. Ama her şeyin saati var, Kenan Efendi.. Televizyonculukta birinci maddedir, Aile İzleme Saati.. Prime time.. Bildin mi?. Duydun mu?.
Neyse!. O da, benim vergilerimle maaş alıp bu rezil işleri yapan "işini bilen" memurları da değil konum. Keyfinizi kaçırmayayım..
Artık salona girince, TRT Nağme'yi açıyorum. Hani o dünya güzeli Türkiye manzaraları üzerine, harika müzik çalan TRT Nağme, radyo aslında..
Kumandayı tıkladım.. Ekran açıldı, karşıma Akdamar Adası çıkmaz mı?.
Dünya güzeli Van'ımın dünya güzeli gölündeki dünya güzeli ada..
Dünyanın en eski ve en güzel Ermeni Kilisesi var bu adada.. Ve de ben tam mevsiminde gitmişim dünyanın en lezzetli çağlaları..
O sonra, ne mutlu bana, çorbada tuzum var, o harap kilise restore edildi.. Teşekkürler Ertuğrul Günay dostum. Zamanın Kültür Bakanı..
Çan Kulesi'nin tepesine tarihi haç yeniden kondu ve kilisede yüzlerce yıl sonra ilk defa ayin düzenlendi.. Yobazlar çok direnmişti, açılmaya da, haça da, ayine de.. Ama, başardık.
Van 100. Yıl Üniversitesi Öğretim Görevlisi Eylem Güzel Hocam, gezdirmişti ve de ne güzel anlatmıştı, Kiliseyi ve tarihini önemini. Kim bilir nerelerdedir şimdi?.
Van deyince özlediğim iki kişi daha var..
Biri gene üniversite görevlisi, ama beni ve köşemizi hiç unutmayan Nuray Haytabaşı kardeşim.. Kaç kere okudunuz ondan gelen Van haberlerini, nerdeyse 12 senedir..
...Ve de, meşhur 1943 Van depreminde kapı sıkışmış biz ikinci katta mahsur kalmışken, annem, Serpil, ben, artçılarla durmadan sallanan ve nerdeyse çökmek üzere olan eve dalıp, elindeki balta ile kapıyı kırarak hayatımızı kurtaran Kürt ev sahibimiz Sait Amca vardı.. Onun torunu, beni arayıp bulan, ordaki evimizin olduğu yere götüren, sonra da kendi evine davet eden, o gün bugün kardeşim, Mustafa Saitoğlu..
Van'ı, o tüm güzellikleriyle emsalsiz Van'ı özlediğimi hissettim.
Nuray'ı, Mustafa'yı özlediğimi hissettim.. Hele de onlarla birlikte Van'ı..
Özlem!.
Karantina günlerinde, hiçbir yere gidemez, nerdeyse hiç kimseyi göremezken, insanı en vuran duygu "Özlem" oluyor..
En çarpan!.
Sevgiden de öte.. Evet!.. Sevgi ötesi çünkü, sevginin ölçüsüdür özlem..
İnsan sevmediği şeyi özler mi?. Ne kadar seviyorsan, o kadar özlersin!.
Akdamar'ın ardından, 'ndeki flamingolar geldi ekrana..
İşte bir özlem daha.. Türk Halk Edebiyatı'nda, "sılanın, hasretin" simgesidir, flamingolar.. Yani "Allı turna"lar..
Evinden, yurdundan, sevdiklerinden, yavuklusundan uzak düşmüşler, sıla hasreti çekenler, özgürce uçan ve istedikleri yere giden turnaları gözlerken dile getirirler özlemlerini..
Benim en sevdiğim türküdür, Allı turnam.. Hele Muazzez Abacı, ya da Musa Eroğlu veya Sezen Aksu okursa..
Keskin yöresinden, sözleri Aşık Hacı Taşan'a ait bu yanık özlem türküsünü, Muzaffer Sarısözen derleyip ülkeye mal etti.

"Allı turnam bizim ele varırsan Şeker söyle kaymak söyle bal söyle

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük benzi soluk yar
söyle

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Allı turnam ne gezersin havada
Arabam kırıldı kaldım burada

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Ne onmamış kul imişim dünyada
Akşam olsun allı turnam dön geri

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Arap atın iyisine binerler
Mor çiçeğin koyusuna konarlar

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey"


Van Gölü'mün allı turnaları beni bu karantina günlerinde nerelere götürdü bir bilseniz..
Ne mutlu bir insanım ben, Yüce Tanrı'ma şükürler olsun!. Özlediğim ne kadar çok şey, ne kadar çok insan var..
Karantinaya da teşekkür edeceğim nerdeyse.. Ne çok özlemim olduğunu, evde kapanıp kalmak anlattı bana, çünkü..
Düşünsenize, aylardır bir evin içindeyim ve hiçbir şey özlemiyorum..
Yaşamanın tadı, anlamı kalır mıydı?.
İyi yaşamış, iyilerle ve iyilerde yaşamışım ki, oraları, onları özlüyor ve bir gün kavuşacağımı düşünerek, anılarıma gömülüyorum..
Kavuşmanın güzelliği özlemden gelmiyor mu?

***


Darwin'in kertenkelesi!..

Çocukken, köyde babaannemin bahçesi çiçekleri ve böcekleriyle benim için cennetti.. Öcal Ağbimle ne kertenkeleler kovalardık.
Serpil yazları Tuzla'ya gelince, en sevdiğim yer, verandası..
Çünkü benim koltuğumun tam karşısındaki ağaçta bir kertenkele ailesi yaşıyor..
The New York Times'da bu resmi görünce, merakla daldım tabii. Colin Donihue diye bir hayvan bilimci Karayip Adaları'nda çektiği tonla videonun birinden yapmış bu fotoğrafı.

Bir dala tutunmuş kertenkele, yaprak gibi sallanıyor.
Tek fotoğrafta sallanmayı, videodaki görüntüleri üst üste bindirerek ifade etmiş..
Niye bu kadar uğraşmış bu resim için peki?.
Darwin'e yardımcı olmak için..
Karayipler, hani içlerinde Küba'nın da olduğu, Meksika Körfezi ve Florida'nın karşında yer alan takım adalar. Her sene televizyonlarda görürsünüz, buraları vuran, evler yıkan, TIR'lar uçuran kasırgalar olur, durmadan.. Peki o kasırgalarda, ağaçlarda yaşayan bu minnacık kertenkeleler nasıl hayatta kalır?.
Cevap mı?
Resme dikkat!. Karayip türü kertenkelelerin ön ayak parmakları ve avuç içleri yüzlerce yılda, öyle uzamış, büyümüş ve gelişmiştir ki, hayvan o dehşet fırtınalar ve kasırgalarda üzerinde olduğu dala sımsıkı sarılsın ve kopmasın..
Evrim!.
Darwin'in kaplumbağası vardı.. Geçenlerde öldü hani.
Donihue'nun da kertenkelesi..

***


Bayram Gazetesi!..

Ahmet Hakan "Bu bayramda da keşke Bayram gazeteleri çıksaydı" diye yazmış..
Çocukluk günlerimi hatırlarım..
Ramazan ve Kurban Bayramları'nda gazeteler çıkmaz, çalışanlar tatil yapardı.
Şeker Bayramı'nda iki, Kurban Bayramı'nda üç gün Gazeteciler Cemiyeti "Bayram Gazetesi" yayınlardı.
Ben çok severdim Bayram gazetelerini..
Çünkü babam eve bir gazete alabilirdi ancak. Adını duyduğumuz ünlü yazarları, aynen bir "Milli Takım" havasında çıkan Bayram gazeteleri sayesinde okuyabilirdik, yılda beş kez.
Yıllar içinde cemiyetler işin tadını kaçırdı. Bayram gazeteleri, bayramdan evvel basılan ilan bültenlerine döndü. Haberin "H"si olmadan..
Bir gün evvel derbi oynanmış, Bayram gazetesinde sonucu bile yok. Nasıl olsun?. İlan bülteni iki gün önceden basılmış bile..
O zaman SABAH'ın patronu Dinç Bey (Bilgin) "SABAH bayramda da çıkacak. Halkımız gazetesiz kalmayacak" deyince, en çok destekleyen yazar oldum..
SABAH "Bayram Gazetesi" adı altında çıkan rezillikle, halkın gazetesiz kalmasına engel olan adımı attı. Ötekiler de uydular, zorunlu olarak.
Günün birinde, İletişim fakülteleri öğretim üyelerinden biri, Bayram gazetelerini, doktora, doçentlik, hatta profesörlük tezi olarak yazmalı..
Yazmalı ki, kimse o rezilliğe özlem yazıları yazmasın!.

***


Tebessüm
İmamın küçük kızı çok yaramazlık yapınca, annesi kızmış "Bu pazar okul pikniğine gitmeyeceksin" demişti. Cumartesi geldiğinde minik kızına çok sert davrandığını düşündü. Yanına çağırdı.. "Yarın pikniğe gidebilirsin" dedi.
Küçük kız acı acı baktı.. "Çok geç anne" dedi.. "Biz babamla yağmur duasına çıktık bile.."

Sevdiğim Laflar
Kalbiniz her neredeyse, hazinenizi bulacağınız yer orasıdır."
Paulo Coelho

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA