Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Birinci sayfadan anons bile edilmemiş. 13'üncü sayfadan verilmiş. Genelev patroniçesi Matild Manukyan'ın oğlu, Kerope Çilingir 80 yaşında bir özel hastanede hayatını kaybetmiş.
Haberin son paragrafındaki satır arasında "Matild Manukyan 2001'de hayatını kaybettiğinde, Amerika'da yaşayan oğlu Kerope Çilingir'e binlerce gayrimenkul ve 220 ticari taksi plakası bırakmıştı" deniyor.
Aslında 2001'den bu yana olanlar da, mafyanın her an işin içinde olması dolayısıyla harika bir polisiye hikaye ama, nerde o hatta polisiye roman yazacak çapta polis adliye muhabirleri, nerde öyle hikayeleri uzun uzun basacak gazeteler..
Varsa yoksa, sayfalar dolusu Bodrum, ikoncan resimleri.. Polis adliye muhabirleri de durmadan lahmacun ve şezlong fiyatlarını, her yıl yeniden yazıp duruyor..
Bunlardan, yani günümüz gazetecilerinden bir tekinin içinde, Manukyan haberinin sonuna eklenmiş o cümledeki 5 kelimeye dikkat eden oldu mu acaba?.
Beş kelime..
"..220 ticari taksi plakası bırakmıştı."
Genelev kraliçesi, yani kadın satarak Vergi Rekortmeni olan (Utananlar çıktı mı acaba, Holdingciler) Manukyan'ın elinde 220 tane de "Ticari taksi plakası" varmış, iyi mi?..
18 milyon nüfuslu 'da taksi rezilliği diz boyu. En son taksi plakası 1998'de verilmiş. 22 senede nüfusu ve bireysel geliri nerdeyse katlanan İstanbul'a bir daha plaka tahsis edilmemiş.. Ve mevcut plakaları ellerinde tutanlar, durduk yerde milyonlar kazanır hale gelmişler..
Kim bu plakaları ellerinde tutanlar?.
Taksici esnafı değil tabii. Kim peki?.
İşte Manukyan gibi, bu işle uzaktan yakından ilgisi olmayan istifçi rantiyeler.. Mesela kadın satanlar..
Bu ülkede kimse merak etmemiş, ne Belediye, ne Maliye, ne de İçişleri, "Yahu kadın satıcısının elinde 220 taksi plakası olması ve bunları, şoför esnafının boğazını sıkarak işletmesi, ne iş?. Bu ayıbı, bu rezilliği düzeltmemiz gerekmez mi" demek!.
Başkan olunca bayağı umutlanmış ve sormuştum..
"Başkan İstanbul Taksi Plaka sahipleri kimlerin elinde?."
Bekledim ki, Belediye bilgisayarında tüm ticari taksi plaka sahipleri açıklansın.. Kimde kaç plaka var görülsün.. Görülsün ki, bu listede, yüzler, hatta binlerce plaka sahibi kaç Manukyan var?.
İstedim ki, şoför esnafını günde 16 saate kadar fasulye parasına çalıştırıp oturdukları yerden, yıllardır milyarlar kazananlar ortaya çıksın.
İstedim ki, konu Meclis'e gelsin. İktidarı, muhalefeti el ele versinler ve bu işe kesin çözüm bulsunlar..
Tık yok.. İmamoğlu, tapusu belediyede olan, mafyanın değil, belediyenin yasal ve insalcıl işleteceği taksilerle devreye girmek istedi. İlk ayağa kalkanlar kim oldu peki?.
Hayır!. Manukyanlar, ellerindeki yüzlerle plaka ile şoför esnafını sömüren mafya değil, Taksiciler Odası mı, Derneği mi, ne karın ağrısı ise, güya Şoför esnafını temsil edenler..
"Biz belediye ile adam gibi, insan gibi çalışmak istemiyoruz. Bırakın bizi Manukyanlar sömürsün" dediler..
İmamoğlu'na partisi bile sahip çıkmadı, arkasında durmadı..
Peki, nasıl düzelecek bu iş?. Nasıl bitecek, kabağın hep İstanbul halkının başında patladığı sömürü düzeni?.
"Bu ülkede her şey Başkan Erdoğan'da bitiyor" diyenler..
"İşte Başkan İmamoğlu da çözemedi. Sayın Başkan Erdoğan bu rezilliğe, bu ayıba, bu çirkinlik ve bu sömürüye el atın. Bir zamanlar başkanlığını yaptığınız İstanbul'a, ordaki taksi rezaletine ve vatandaşın taksilerden çektiği işkenceye el koyun. Gerekirse Meclis'ten yasa çıkararak bu ülkede, taksi plakalarının mafya takımı, kadın tüccarları değil, şoför esnafının elinde olacağı ve elinde kalacağı bir düzen kurun" dersem şimdi, ayıp mı etmiş olurum, hele bir söyleyin..

***

..Ve büyük haberde olmayan ayrıntı!..

Spor sayfamızın manşetinde 8 sütun bir "Özel Analiz" var, Taner Karaman imzalı..
Başlık..
"Avrupa'da sınıfta kaldık!."
Bu sezon Avrupa Kupaları'nda oynayan 5 takımımız, Başakşehir, Galatasaray, Trabzonspor, Beşiktaş ve Malatyaspor topu topu 22 puan toplayabilmişler. Bu yüzden Türkiye Avrupa sıralamasında bu yıl ilk 16 dışında kalmış. Kıbrıs Rum Kesimi'nin bile altındayız.
Toplam klasmanda ise, ilk 10 içindeki yerimizi kaybedip, 11'inciliğe düşmüşüz. Bu, Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan, otomatik katılma hakkını kaybetmemiz demek.
Sezon Avrupa Takım sıralamasında Trabzon 101, Malatya 111 ve Beşiktaş 137'nci olup ilk 100'e bile girememişler. Başakşehir 42, Galatasaray 66'ncı olma başarısını (!) göstermiş.
Peki bu utandırıcı, yüz kızartıcı, gerçeğin, o harika rakamsal analizin içinde "Hiç" olmayan ayrıntı ne?.
Şu soru..
"Biz hani, Avrupa'da iyi dereceler almak, Avrupa takımlarını yenmek için, Türk futbolunu ve Türk futbolcusunu silme, yok etme pahasına, Yabancı transferini, kayıtsız, koşulsuz serbest bırakmıştık!.."
Verdiği sözlerin bir telefonluk canı olan 'e tükürdüğünü anında yalatır ve "Yabancı transferini düzenleyen yönetmeliğin uygulanmasını" erteletirken gene "Avrupa takımlarını yenmek için" gerekçesini kullanmıştık hani!.
Bu mu, ülkemizi çöplüğe döndüren yabancı paçavraların getirdiği Avrupa Zaferleri?..

***


İşte o "Tarihi" manşet!..

"O zaman yeni bir dünya kurulur, Türkiye de o dünyada yerini alır!." demişti, zamanın Başbakanı İsmet İnönü ve bu sözler dünyada bomba gibi patlamıştı.
İsmet Paşa ile konuşmayı, geçenlerde kaybettiğimiz M. Ali Ağabey, Türkiye muhabiri Time adına yapmıştı.
Kıbrıs'ta Türklere yönelik saldırılar, katliam boyutlarına ulaşınca, Türkiye, garantör devlet olarak müdahale hakkını ciddi olarak düşünmeye başlamıştı. Amerika ve kontrol ettiği NATO, Yunanistan'ın yanında yer alarak, müdahaleye karşı çıkmışlar ve ağır tehditlere başlamışlardı. Hava iyice gerilirken, Time, M. Ali Ağbi'den bu görüşmeyi istemişti.
Hatırladığım kadarıyla Time bu haberi aynen yayınlamadı. O zaman da, M. Ali Ağabey, Ankara Diplomatik muhabiri olduğu Milliyet'e yolladı. Abdi Bey de (İpekçi) dünyada gündem olan o manşeti çekti.
Sevgili Sedat Ergin kardeşim, yıllık izin dönüşü, Milliyet arşivini taradı ve 16 Nisan 1964 tarihli o gazeteyi bulup resmini bana yolladı.
Teşekkürler Sevgili Sedat!.
M. Ali Ağbi'nin anısına çok şeyler yazdım bu günlerde. Ama yolladığın bu resim, bir Kışlalı Anıtı oldu, benim için.
Yanaklarından öperim!.

***

Sevdiğim Laflar

"Dürüst bir insan daima çocuk kalır.."
Sokrates

***

Tebessüm
Kuzey Kore'de duruşma salonundan, dinlenme odasına geçen yargıç, püskürtürcesine gülmeye başladı. Oradaki bir başka yargıç arkadaşı sordu..
"Seni böyle deliler gibi güldüren şey ne?."
"Hayatımdaki en komik politik fıkrayı duydum az önce.."
"Bana da anlatsana.."
"Anlatamam.. Bana anlatana az önce müebbet hapis verdim!."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA