Türkiye'nin en iyi haber sitesi

20 milyon nüfuslu New York'ta haziran başından beri pandemi ile ilgili bütün kısıtlamalar kaldırıldı. Ne maske kaldı, ne mesafe.. Her yer eskisi gibi açık, eskisi gibi çalışıyor.. Ama bu New York'un dünyaca ünlü gazetesi The New York Times, 18 Haziran'da "Pandemi bitti demekten vazgeçin" diye bir tam sayfa araştırma ve analiz yazısı yayınladı.
"Dünyanın pek çok yerinde kriz bitmekten çok uzak. Koronovirüs, 2021'in ilk altı ayında, 2020'nin tamamından fazla insan öldürdü" diye başlıyor yazı, "Tehlike bitti" diye gevşeyen insanları uyarmak için..
Okuduğum gün Doktor Erdoğan iki gün nefes almak için İstanbul'a gelmişti.
Hemen, iki yıldır korona ile boğuşan doktorla konuştum.
"New York serbest bıraktı. Biz gevşettik. Temmuz başı iyice gevşeyecek.. Almanya'da durum tam ne?. Bunları anlatan ve tavsiyelerini içeren bir yazı hazırla hemen" dedim..
Doktorun yazısı beklediğimden geç geldi.
Okudum. Çok ama çok önemli konuları anlatıyor ve "Ölüm kalım meselesi" diyebileceğim tavsiyelerde bulunuyordu.
Özellikle "aşı" konusunda..
Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca ve onun Bilim Kurulu başta, bu ülkede yaşayan her ama herkesin okuması gereken çok ama çok önemli bir yazı..
Hem de tepeden değil, 7-24 içerden, Kovid'le yüz yüze içerden savaşan, bir uygulamacı bilim adamının sözleri bunlar..
Okuyun. Kesin, cebinize koyun ve her tanıdığınıza okutun, eğer Kovid'in gerçekten bitmesini istiyor ve "Eski günlere dönmek" istiyorsanız!.
Söz Doktor'da..

***

Sevgili ağabeyim..
Sana en son korona yazımı yaklaşık 2.5 ay önce yollamıştım.
Neden bu kadar bekledim, bu arada hiç mi önemli bir şey olmadı?
Oldu elbette.
Her şeyden önce aşılamada büyük mesafe aldık. Dünyanın yüzde 10'dan fazlası aşılandı, yani yeryüzündeki insanların yaklaşık 820 milyonu ikinci aşısını oldu.
Bu sayılar Türkiye için şöyle:
İkinci aşısını olup koruma sağlanan insan sayısı yaklaşık 15 milyon. Bu da toplumun yüzde 18'inden fazlasına eşit.
Yapılan toplam aşı sayısı ise 47.1 milyon.
Gelelim Almanya'ya: Biz şu anda toplam olarak yaklaşık 75 milyon doza ulaşmış bulunuyoruz. İkinci doz aşısını yaptırmış bulunan insan sayısı ise yaklaşık 29 milyon, bu da toplumun yüzde 35'i demek.
Dünya genelinde aşılama başladığında, çok gerilerde kalan, bir türlü sistemi oturtamayan Almanya'nın bu politikasını daha önceki yazılarımda defalarca eleştirmiştim.

Sonunda yanlıştan dönüldü ve nisan başından itibaren muayenehanelerde de aşılamaya izin verildi. Başlangıçta çok az doz aşı geliyor ve istediğimiz hıza bir türlü erişemiyorduk. Ancak bu durum mayıs ortasından sonra değişti ve ihtiyacımız olan sayıya yakın doz aşı gelmeye başlayınca, biz de hızlandık. Günlük aşılama sayılarında rekor üstüne rekor kırmaya başladık.
Geçtiğimiz hafta sonu Galatasaray Kongresi için İstanbul'a geldiğimde sana da uğramış ve yeni yazıyı göndereceğimi söylemiştim.
Ancak bugün (pazar günü) gece yazabiliyorum yazımı, çünkü pazar günü de aşı için muayenehaneye gittim.
Muayenehanenin normal akışı yanında, aşı yapmamız bize ek yük getirdi, yük derken yanlış anlaşılmasın, seve seve çalışıyoruz. Bu pandemi illetinden başka türlü kurtulamayız!
Yani her gün aşı yapıyorum, akşamları da, cumartesi, pazar da. Geçen hafta gece 23.00'ten önce eve geldiğimi hatırlamıyorum.
Bu yaptığımızın karşılığını fazlasıyla almaya başladığımızı görmek, bizi fazlasıyla mutlu ediyor!
Pandemi başladığından beri Kovid belasıyla uğraşanlardan birisi olan ben, son 4 haftada muayenehanemde tek bir pozitif vakaya rastlamadım. Ne büyük mutluluk!
Yılbaşından sonra sürekli artan bulaş sayısı ve bir türlü aşağıya çekilemeyen kayıp insan sayısı nedeniyle oldukça sıkıntılı aylar geçiren Almanya'da önlem üstüne önlem, kısıtlama üstüne kısıtlamalar birer birer yürürlüğe giriyordu.
Devletin sürekli yardım yapmasına ve desteklemesine rağmen, esnaf bu durumdan hiç hoşnut değildi.
Tabii halkın geneli de.
Kardeş iki ailenin bir evde bir araya gelmesi bile yasaklanmıştı. Yani bırakın komşuları, aile fertlerinin bile bir araya gelmesi neredeyse imkânsız olmuştu.
Bütün bunların yanı sıra dostlarla, sevdiklerimizle yarım saat oturup bir yerde kahve, çay içip sohbet etmeyi sadece hayal edebiliyorduk.
Ve..
Bunun kıymetini sanırım çok iyi anladık, hiçbir şeyi ertelememek, yani hayatı ertelememek gerektiğini çok iyi anladık.
Ve biz Almanya'da artık açık havada maske taşımak zorunda değiliz, sadece kapalı alanlarda maske zorunluluğu devam ediyor.
Restoran, kafe ve barlar, temizlik ve mesafe kurallarına uymak kaydıyla açıldı, herkes hasret gideriyor. İş ve dükkân sahiplerinin yüzleri gülmeye başladı.
Günlük bulaş sayımız 500'ün, kayıp sayımız ise 10'un altına indi.
Tek dileğimiz artık o kayıpları da yaşamamak.
Kovid-19'a karşı tam bir tedavi henüz bulunamasa da, geçen bu sürede büyük tecrübeler edindik ve kayıplarımızı yaptığımız hamlelerle minimuma indirdik.
Yoğun bakım ünitelerimiz rahat bir nefes aldı. Artık korona dışındaki hastalarımıza tam kapasiteyle zaman ayırabiliyoruz.
Sadece Almanya mı, dünyanın birçok metropolünde de bu rahatlamalara rastlamak mümkün, New York'ta olduğu gibi. Günlük bulaş sayısı 200'ün, kayıp sayısı ise 5'in (yazıyla beş) altına inen New York'ta Belediye Başkanı Bill de Blasio, "New York'ta şov devam ediyor!" diyerek daha mayıs ayında açılma müjdesini vermişti.
Halkın en az yüzde 75'inin bir doz aşı olduğu New York'ta şu an için hayat normale dönmeye başladı.
Müzeler, restoranlar, alışveriş merkezleri tam kapasiteyle çalışıyor.
4 Temmuz'daki Kurtuluş Bayramı tüm coşkuyla, havai fişeklerle, eğlencelerle kutlanacak.
Darısı diğer ülkelerin ve tüm dünyanın başına..

***

Yukarıda aşılama sayısını verirken ikinci doz aşısını almış insan sayısını özellikle vurguladım. Şimdi buna biraz değinmek istiyorum:
Biliyorsunuz gündemden hiç düşmeyen bir mutasyon, varyant konusu var. Daha önce yazılarımda defalarca vurguladığım gibi, her virüsün doğasında var mutasyon geçirmek.
Mutasyonun amacı, virüsün yaşamını devam ettirmesidir. Yaşamını devam ettirebilmesi için de mutlaka bir konağa ihtiyacı vardır. Kovid-19 virüsünde konak insandır. İnsan ölürse virüs de ölür. Doğada bütün canlılar gibi virüsler de yaşamını devam ettirmeye çalışır.
Konağı, yani insanı öldürürse kendi de ölür. Başlangıçta bunu başaramaz ve konağını hasta eder. Konak da bu virüsü hiç tanımadığı ve savunma yapamadığı için onu öldürür. O zaman kendisi de ölür.
Virüs zamanla mutasyona uğrayarak, öldürmemeyi ve ölmemeyi öğrenir.
Kovid-19 ortaya çıktığından beri yüzlerce kez mutasyona uğradı, hiçbirini siz duymadınız. Sizin duyduğunuz varyantlar tehlikeli olanlar, yani son örneği, nisan ortasından beri hızla yayılan Delta varyantı gibi..
Elbette, bu mutasyona uğramış virüse karşı da önlem alınmalı, alınacak da..
Ancak bu Delta varyantı insanı daha çok öldürmüyor, daha çok hasta etmiyor, sadece daha hızlı yayılıyor. Bu yüzden önlem alınması gerekiyor.
İşte bu noktada ikinci doz Kovid-19 aşısını yaptırmış olmak çok önem taşıyor.
Şöyle ki..
Son yapılan araştırma sonuçlarına göre, ikinci doz aşısını almış insanlarda bu varyantlara karşı da koruma sağlanmış oluyor. İki doz aşı olmuş bir insan Delta tipi virüsle karşılaştığında hem hasta olmuyor, hem de bunu daha az miktarda bulaştırıyor. Yani vücuttaki koruma ne kadar yüksekse bu virüs varyantından korunma da o kadar yüksek oluyor.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz..
İkinci aşılar mutlaka zamanında yapılmalı, asla ertelenmemeli.
Bir insana ikinci aşı yapmak yerine o aşıyı hiç aşı olmamış insana kullanmak, bu varyantların yayılmasını artıracaktır.
Çünkü, yukarıda bahsettiğim araştırmada, aşılanan insanlarda bu Delta varyantına karşı korumanın, yani antikorların birinci aşıdan 8-16 hafta sonra düşmeye başladığı ve ikinci doz aşıların zamanında yapılmasıyla korumanın da yüzde 95-97'lere çıktığı ortaya çıkmıştır.
Özet olarak, elimizde yeterli sayıda aşı yoksa öncelik ikinci aşılara verilmeli, böylece daha fazla insan korunma altına alınarak bu mutasyonların yayılmasının önüne geçilmesi sağlanmalıdır.
Yine son yapılan araştırmalardan ilginç bir örnek vererek bugünkü yazımı noktalamak istiyorum.
Yukarıda hep çift doz aşıdan bahsettim, peki Kovid-19 geçirip iyileşen insanlarda durum nasıl?
Bu kişilerin en az bir yıl, hatta daha fazla Kovid-19'a karşı korumaları var ve bir de tek doz aşı bile olmuşlarsa bu onları Delta varyantına karşı da koruyor. Yani Kovid-19 geçirip iyileşmiş olanlar, en az altı ay geçtikten sonra tek doz aşı olurlarsa, varyantlara karşı yeterince korunma sağlamış oluyorlar.
Şunu asla unutmamamız gerekiyor ki, herkesin vücudu farklıdır ve her vücudun ilaçlara, dış etkenlere ve tabii aşılara reaksiyonu da farklıdır.
Bunu yazmamın nedeni şu..
Bazen basında veya soysal medyada, özellikle aşı karşıtlarının çok yaydığı bir habere rastlanıyor, "Bir doz aşı oldu, koronadan vefat etti" veya "Hatta iki doz aşı oldu yine de korunamadı" gibi.
Bunun cevabı çok basit; nasıl ki diğer aşılarda yüzde 100 koruma yok, grip aşısı, tetanos aşısı, hepatit aşısı vs. gibi aşılarda olduğu gibi, Kovid aşısında da nadiren de olsa aşı tutmayabiliyor.
Bu, aşının korumadığı anlamına asla gelmez!
Sağlıklı kalın, mutlu kalın..

***


YÜKSEL ŞENGÜL...
Geç haberim oldu, Yüksel Şengül'ü de kaybetmişiz.. Kansermiş. Haberim bile yoktu.. Neden haberimiz oluyor ki? Biri ona sövecek ya da o birine ki, haber olsun bu ülkede..
Yüksel, bu ülkenin en eski, en usta magazin röportajcılarının başında gelirdi. Yazılarının nasıl tiryakisiydim.
Çünkü gerçek magazinciydi. Hayal dünyasından yalanlarla sütun işgal etmezdi. Gündemin en önemli kişilerini seçer, dersini iyi çalışır, en merak edilen soruları, kimseyi kayırmadan, yermeden sorar, cevaptan sorular çıkarır, gene sorardı.
Ünlüleri bugünkü gibi, gazetesine ve siyasi temayüllerine göre seçmez, röportajlarını politikaya alet etmezdi. Amaçlı ya da eline verilmiş sorular sormazdı.
Son Mohikanlardandı yani..
Benden çok gençti ama, Hey dergisinde beraber çalışmıştık. Ordan tanır ve çok severdim..
Işıklar içinde yat Yüksel Kardeş!.

***


TEBESSÜM
Kör kovboy, yol boyu rastladığı bir bara girdi. Bara yanaştı. Bir tabure buldu, oturdu. Az sonra barmene bağırdı.. "Hey!. Bir sarışın fıkrası dinlemek ister misin?."
Bir uzun yol gezisine çıkan kız bisikletçilerin konakladığı barda bir sessizlik oldu önce. Sonra yanında oturan kadın, kör kovboyun kulağına eğildi..
"Fıkranı anlatmadan önce şu dört şeyi bil" dedi. "Barmen sarışın bir kadın ve elinin altında bir beyzbol sopası var. Garson sarışın bir kız. Onun da belinde koca başlı bir golf sopası asılı. Ben, 1.80 boyunda siyah kuşak karateci bir sarışınım. Öbür yanında da seni kuş gibi kaldırıp fırlatabilecek bir ağır sıklet halterci kadın var ki, o da sarışın.. Hâlâ sarışın fıkrası anlatmak istiyor musun, kovboy?."
Kör kovboy bir an düşündü.. "Hayır" dedi, "İstemiyorum. Ayni fıkrayı dört defa izah edemem!."

***


SEVDİĞİM LAFLAR
Mutlu bir hayat yaşamak için çok az şeye ihtiyaç vardır. Ve bunların hepsi içinizdedir. İnsanı mutluluğa kendi düşünce yolu götürür. Marcus Aurelius

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA