Dış basının son haberlerine göre Çin ordusu, bilişim teknolojisiyle ilgili hizmetler veren şirketleri olası bir siber savaşa hazırlıyormuş. Teknoloji firmalarında çalışan Çinliler bir taraftan da Çin ordusu tarafından siber saldırı birimleri şeklinde örgütleniyormuş. Bu kişiler, olası bir gereklilik durumunda siber atak yapacak 'hacker-askerler'. Yaşları ise 30'un altında. Çin ordusu tarafından asker kabul edilen bu bilişim uzmanları gerektiğinde klavyelerini silah olarak kullanacaklar. Şu an için net siber asker sayısı vermek mümkün değil ancak sadece Hengşui'de bu askeri birimlere bağlı olarak çalışan 5 bin bilgisayar uzmanı olduğu söyleniyor.
Oluşturulan askeri birimlerde görevlendirilenler, günlük yaşamlarında normal işlerini yapmaya devam ediyor. Bu siber askerler 'Siber Savunma' adı altında oluşturulan birimlerde görev yapıyor. Çin ordusu bu siber askeri birimleri sadece şirketlerdeki personellerden değil üniversitelerdeki öğrenci ve akademisyenlerden de seçiyor. Geçtiğimiz yıllarda ABD başta olmak üzere birçok devlet, ulusal bilgisayar ağlarına yönelik siber saldırılar düzenlendiğini iddia etmiş ve birçoğu da Çin'i sorumlu tutmuştu. Saldırıyı gerçekleştirenlerin Çin ordusunun kurduğu bu yarı askeri birimler tarafından yapılmış olabileceği tahmin ediliyor. 2009'da açığa çıkan bu olaylarda, Batılı askeri kurumların ağlarına girmekle itham edilen Çinli casus ağının adı Ghostnet'di.
Sanal ortamdan somut darbe
Bu son gelişmelere bakarak geleceğin savaş meydanlarının siber ortam olduğunu tahmin etmek hiç de güç olmasa gerek. Virüsler, Truva atları ve casus yazılımların silah olarak kullanılacağı bir çağa ilk adımımızı atmış bulunuyoruz. FBI'ın siber-güvenlik sorumlusu Steven Chablinsky de geçtiğimiz yıl "Yeterli zaman, motivasyon ve finans kaynağı ile her zaman bir sisteme sızmak mümkün" demişti.
Bir siber askerin, bir ülke için kritik derecede önemli olan gizli belgelerine ulaşması için gerekli kodları çözmesi yeterli. Bilgisayarlar programlarının ve sistemlerin sabote edilerek durdurulması hatta istenildiği şekilde çalıştırılması mümkün. Bunların içine savunma koordinasyonunu sağlayan bilgisayar ve uyduların da girdiğini düşünürsek, herhangi bir askeri tesisin kolaylıkla felç edilebileceğini korkarak görebiliriz. Enerji santralleri, ulaşım ve su şebekeleri, boru hatları, yakıt rafinerileri, hava ve kara ulaşımıyla ilgili tesislere de bilgisayarlar üzerinden fiili zarar vermek olası. Çünkü artık tüm bu tesisler bilgisayarlarla yönetiliyor.
Truva atları koşuyor

Siber savaşın en popüler silahlarının başında Truva atları (trojan) geliyor. Trojanlar veri silme ya da üzerine yazma, dosyaları zorla kriptoviral alıkoyma ile şifreleme, bilgisayar kamerasını açarak kullanıcının görüntüsünü kaydetme, dosyaları çekme, kurbanın bilgisayarına uzaktan erişim sağlama, zombi bilgisayar ağı kurma, spam e-posta gönderme, sistemi devre dışı bırakma ve klavye tuşlarının takibini yapabilme gibi yeteneklere sahip. Geçen yıl İran'da yaşanan Stuxnet saldırısı bir trojan saldırısına dair verilebilecek en yakın zamanlı örnek. Stuxnet, endüstriyel kontrol sistemlerini hedef alan dünyanın ilk bilgisayar solucanıydı. İran, en önemli tesislerinin sistemlerini bozmak için çalışan bu trojanı sistemlere sızdıktan birkaç ay sonra fark ettiklerinde, 30 bin bilgisayara çoktan bulaşmıştı bile. Stuxnet'in hedefi şüphesiz ki, Buşehr nükleer santraliydi. Ve ardında bir devletin parmağı olduğu da su götürmüyordu. Şüpheliler ise elbette ABD ve İran'ın nükleer programını aksatmak için daha önce de sayısız girişimde bulunan İsrail'di.

ABD, siber savaş için hazırlık yapan ülkelerin başında geliyor. Daha geçtiğimiz yıl Pentagon araya girerek, Ulusal Güvenlik Bürosu NSA'in başkanı General Keith Alexander'in komutasında "Cyber Command Strategy" projesini başlattı. İngiltere de sanal güvenlik elemanlarını yetiştirmek üzere SANS Institute'te çalışmalar başlattı. Amaç bir hacker ordusunun temellerini atmak.
Siber savaşın üç büyük azılı rakibi Rusya, Çin ve ABD. Onları Kuzey Kore, İsrail ve İran takip ediyor. Uydular aracılığıyla patlatılan bombalar, uzaktan kumanda edilebilen uçaklar, milyonlarca veri işleyen askeri karargâhlar artık siber askerlerin tehdidiyle yaşıyor.