Gruptaki kritik maç yüksek tempolu, sert, müthiş bir mücadeleye sahne oldu. Güçlü rakibimiz karşısında ilk devre denk bir futbol sergiledik. Prese pres ile karşılık verdik. Kazandığımız toplarda hep hücumu düşündük. Takım savunmamız mümkün olduğunca güvenliydi. Görünen en büyük tehlike hücuma çıkarken kaptırdığımız toplar ve defans bloğunun ortasındaki ikilinin oyunu geriden başlatma özelliklerine sahip olmayışlarıydı. Bizi en zorlayan oyuncu etkili kanat adamı Gronkjaer'di. Yediğimiz penaltı golü sonucu skor dezavantajına düştük. İşimiz çok zorlaşmıştı. Ama Gronkjaer'in atılması bir anda Milli Takımımız'a kötü dönemde avantaj getirmişti.
İkinci devreye tempolu ve atak başladık. Sayısal eksikliğe düşen ve skor avantajına sahip Danimarka geride gömülüyor ve iyi savunma yapıyordu. Risk alıp telaşlı oynadığımızdan her an ikinci bir kontratak golüne imkan verecek tablo oluştu. Çok da ciddi tehlikeler atlattık. Penaltıyı kaçırınca işimiz daha da zorlaştı. Ancak Nihat'ın attığı kafa golü tam zamanında ilaç gibi geldi. Son bölümde maçı kazabilirdik de kaybedebilirdik de...
Rüştü eskisi gibi
Emre, Hüseyin, Okan, Ümit ve ikinci yarıda oyuna giren Tuncay en başarılı isimlerdi. Ama Rüştü'ye ayrı bir paragraf açmak lazım.. Eskisi gibi kalesinde güven veren görüntüdeydi. Bilhassa kazandığımız penaltı öncesi yaptığı mükemmel kurtarış kader anıydı.
Aldığımız bir puan Danimarka gibi bir takım önünde çok büyük bir avantaj... Genel oyunumuzu analiz edersek, çok hırslıydık, çok koştuk.. Tempomuz yüksekti ve günümüze uygun çabuk futbol oynadık. Ama en büyük silahını kaybedip 60 dakika 10 kişi oynayan rakip karşısında yeterince pozisyon bulamayışımız ve kontrataklarda geniş alanda yakalanıp çok pozisyon vermemiz eleştirilmeli. Taktik açıdan gördüğümüz tek yanlış da etkili kanat oyuncusu Rommedahl oyuna girdikten sonra Ümit Özat'a bir oyuncunun yardım etmekle görevlendirilmemesiydi. Bu yüzden rakibin sağ kanat akınlarında çok zorlandık.