Yurt dışındayım iş için. Türkiye'de neler olup bittiğini takip edebilmek pek mümkün olamıyor ama sağolsun arkadaşlar beni yakından ilgilendireceğini düşündükleri mevzuları telefonla bildirmeyi ihmal etmiyorlar. Duydum ki, Soner Yalçın denen zat-ı muhteremin kendilerine dair yaptığım eleştirilere pek bir canı sıkılmış!
Öyle canı sıkılmış ki yine her zaman ki yöntemini kullanarak, yani yalan, dolan ve iftira dolu bir metinle aleni bir şekilde saldırıya geçmiş bana karşı.
Demiştim size... İşte bunlar canlarını sıkan herkese böyle saldırdılar. Yani, "At sen çamuru, tutmazsa bile izi kalsın" kafasıyla...
Şimdi sıra bende!
Epeyce çalışmış Soner ve tayfası hakkımda atıp tutabilmek için... Eee tabii adam kallavi bir istihbaratçı. Türkiye'de binlerce insanın sabetayist olduğunu ortaya çıkaran bir Soner Yalçın için ben neyim ki!
Eşimin kömür pazarlamacısı olduğundan tutun da, toprak kayması nedeniyle kaybettiğim evime, çalıştığımız işyerlerimize dair tüm bilgileri toplamış, sonra da altına alabildiğince döşenmiş yalan ve iftiralarını...
Ama minik kuşları onu fena yanıltmış...
Mesela kömürü eşimin sattığını, benim de ona yardımcı olduğunu yazdırmış kankasının köşesinde.
Vallahi yalan!
Çünkü, kömürü eşim değil bizzat ben satıyordum... Hem de kapı kapı dolanarak... İkimiz de İletişim Fakültesi'ni bitirip gazete ya da televizyonlarda iş bulamayınca bir aile dostumuzun sayesinde kömür pazarlaması yapan bir şirkette çalışmaya başladık pazarlamacı olarak. O yıl kömür satışından kazandığım paralarla kalktım dil öğrenmek için İngiltere'ye gittim. O arada eşim pazarlamada ustalaştı. Döndüğümde bölge müdürü olarak buldum karşımda. İşte o İstanbul Üniversitesi gazetecilik mezunu olan ancak hayatını idame ettirmek için kömür pazarlaması yapan adamla hayatımı birleştirip ve sonra da onun yanında çalışmaya başladım...
Uzatmayayım... Kömür İstanbul'da yerini doğalgaza bırakmaya, küçük Denizde büyümeye başlayınca çok ama çok sevdiğim mesleğime yani gazeteciliğe yeniden dönmeye karar verdim... Ama tabii benim jet sosyetenin göbeğinde olan "Beyaz Türk" bir teyzem, medyatik arkadaşları olan bir anneciğim yok! Uzun süre iş bulamayınca yaşadığım bölgede yayın yapan yerel bir gazetede çalışmaya başladım. Sonra bir gün usta Yalçın Bayer'in kapısını çaldım," Ulusal basında bir yol açsın bana" diye...
2002 yılının Haziran ayıydı...
Bana, "Bağımsız ve işsiz gazetecilerin adresi" sloganı ile yayın hayatına giren Habertürk'ü işaret etti. Sağolsun aradı rahmetli Ufuk Güldemir'i; "Bak bu kız iyi habercidir. Pişman olmazsın" diyerek referans oldu...
2007'ye kadar Yalçın Ağabey'imin yüzünü karartmadan çalıştım Ufuk Güldemir'in yanında. Kendimi bu yüzden çok şanslı kabul ediyorum her zaman. Çok şey öğrendim ondan. En başta, yalana, dolana sarılmadan habercilik yapmanın hangi ritüelleri gerektirdiğini... Gün oldu bağırdı, gün oldu sarıldı... Yaptığım bir haberden sonra başarımı övmek için Habertürk'teki yetkililere attığı o sms'leri hala gözüm gibi saklarım. Miadı geçmiş olsa da o mesajların saklı olduğu eski telefonumu ara sıra alıp tekrar tekrar okurum...
Hele de ben ayrılmaya karar verdiğim gün tüm müdürlere gönderdiği o son mesajı... Melih Meric'e, eşi Gaya'ya ve diğerlerine...
Tüm bu gerçeğe rağmen, "Ufuk yaka paça attı Sevilay'ı Habertürk'ten" diye yazmışlar...
Ha bir de programıma sponsor olan kişileri şantaj aracı olarak Habertürk'ün yöneticilerine karşı kullandığımı...
E be alçaklar... Hadi bana saldırmak için kocama, aileme iftira ettiniz anladım...
Peki, her alanda adını kullandığınız, üzerinden prim yaptığınız, sayesinde adam olduğunuz Ufuk Güldemir'i niye bu işe karıştırdınız.
Hiç utanmadınız mı, arlanmadınız mı, benim şantajcı olduğumu, UG gibi bir ustanın da bu şantaja para için boyun eğdiğini yazmaya...
Ha hadi söyleyin bana!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN