Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Duyduk duymadık demeyin. Son dönemin iktidar muhalifi en keskin kalemlerinden olan Ahmet Hakan ve familyasının TRT ile rantsal ilişkileri tam gaz sürüyor. Kardeşi Abdullah Coşkun'un TRT'ye 22.5 milyon euroluk iş yapan One Ajans'la gizli ortaklığını, Ahmet Hakan Bey'in bu sözleşme imzalansın diye köşesinden TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'e yaptığı yıkama yağlama çalışmalarını yine bu sütunlardan yazmıştım. (Bakınız SABAH Arşivi; 09.10.2009-14.10.2009)
Evvelden duymuştum, kardeş Mahmut Fazıl Coşkun'un Kültür Bakanlığı'nın desteği ile çektiği "Uzak İhtimal" adlı filmin daha çekimleri yapılırken TRT'ye pazarlandığını...
Ama neye yalan söyleyeyim inanmamıştım.
Daha doğrusu, Ahmet Hakan ve TRT ilişkilerini belgeleriyle ortaya koyan yazılarımdan sonra bu familyanın geri adım atıp filmin satışını iptal etmiş olacaklarını düşünmüştüm.
Ancak yanılmışım.
Bunu da geçen pazar bir arkadaşımdan, "Bu akşam TRT 2'de senin çok ilgini çekecek bir film var. Sakın kaçırma" mesajını aldıktan sonra anladım.
Meğer bizim familyanın utanmazlıkları dur durak bilmeden devam ediyormuş.
Hani güzel bir söz vardır.
"Bir kimse yaptığı yanlıştan utanmadı mı, bir daha utanacak sebep bulamaz."
İşte bu familyanın durumu da bu sayın okurlar!
Sanırım bunlar birbirine; "Nasıl olsa ortaya çıktı. Nasıl olsa rezil olduk maaile. O halde neden geri adım atalım?" diyerek gaz veriyor. Sonra da fütursuzca ağabeyleri Ahmet Hakan'ın yerden yere vurduğu AKP iktidarının para kaynaklarından ceplerini doldurmaya devam ediyorlar.
Peki burada tek utanmaz olan Ahmet Hakan ve kardeşleri mi?
Değil tabii.
TRT'nin de garip bir aymazlığı var bu konuda. Belli ki kurumun genel müdürü İbrahim Şahin taa Amasya'dan tanışıklığı olan bu aileye köşe döndürmeyi kafasına koymuş.
Hani mal babasının olsa... Hiçbir özel televizyonun almak için bugüne kadar girişimde bulunmadığı bir film için ödediği parayı kendi cebinden çıkarsa...
Diyeceğim ki tamam.
Ama eski dostlarının gönlünü hoş etmek için ödediği paralar, sizin benim ödediğimiz vergilerden toplanan paralar. Öyle değil mi?
Ha bir de tabii kurumun Ahmet ve kardeşleriyle olan sıkı ilişkileri bizim bildiğimiz... Gördüğümüz.
Kim bilir acaba TRT koridorlarında başka ne haşır neşirlikler var?
Kim bilir kurumda eski dostları memnun etmek için nasıl bir gayret var? Nerelere, kimlere ve ne şekilde para ödeniyor?
Neyse...
Ben sözün özüne geleyim.
Hani birtakım zevat var. Hani devlet televizyonunun kaynaklarından utanmadan faydalanan Ahmet'imin, Hakan'ımın aralarında olduğu zevat.
Hani bunlar durup durup birilerine, "Yandaşsın sen yandaşsın!" diye çakıyor ya. Ya da, "Ülkede sivil faşizm var!
AKP hükümeti bize nefes aldırmıyor! Baskı yapıyor ve karşıt kalemleri susturuyor!"
diye bas bas bağıran güruh var ya.
İşte benim son sözüm onlara.
"Hele bana bir deyin bakalım. Bütün bu yazdıklarımın, ortaya koyduklarımın neticesinde kim kime yandaş oluyor? Kim kimin cebini dolduruyor? Şu sivil dikta dediğiniz şeyin özü bu mudur yani? İstediğini yaz. İstediğin kadar muhalif duruş sergile ama ondan sonra git yedi sülalenin cebini devletin kasasından doldur! Oh ya yesinler böyle faşizmi! Ve hatta kurbannnn olsunlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN