Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Beni yakından tanıyanlar bilir.
Kolay kolay nefret etmem kimseden.
Kızsam da, kırılsam da yine de vazgeçmem arkadaşlıktan, dostluk kurmaktan falan...
Bir insandan nefret etmem için, muhakkak haklı bir sebebimin olması lazım...
Nefret ettiğim insanın ya tamir edemeyeceği kadar kalbimi kırmış olması ya da ailem ve namusumla ilgili telafi edemeyeceği ağır laflar etmiş olması gerekir.
Bana sorsanız şimdi mesela, "Peki kim onlar? Kim senin bu nefretini kazanan insanlar?" diye size çok fazla isim sayamam.
Çünkü gerçek anlamda kimden nefret ettiğimi bilmiyorum.
Bunu anlamam için sanırım o nefret ettiğim kişiyle ilgili somut bir sınav vermiş olmam gerekiyor.
Tıpkı Soner Yalçın'da olduğu gibi.
Önceki gün onun gözaltına alındığı haberini duyunca kesinlikle ondan nefret ettiğimi anladım.
Nedense için için sevindim.
Nedense aynı mesleği yapıyor olmamıza karşın onun gözaltına alınmasını bir meslektaş gibi yorumlayamadım.
Mesela hayatımda bir kez bile görmediğim gazeteci Mustafa Balbay'ın gözaltına alınışında yaşadığım gibi o garip mesleki dayanışmanın getirdiği sorumluluktan kaynaklı burukluğu yaşamadım.
Şaşırmayın bu yazdıklarıma.
Çünkü yerden göğe kadar haklıyım!
Çünkü şahsım tam bir Soner Yalçın zededir!
"Kahramanmışşş", "Muhalif bir yürekmişşşş... Kalemmiş..."
Sakın ola inanmayasınız bu safsatalara!
Çünkü hepsi palavra!
Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltında olan Soner Yalçın'ı bu noktaya getiren mesele muhalif gazeteciliği falan değildir!
Onu bugün adaletin terazisine oturtan tek neden vardır.
O da kötücül kalbi ve her daim tetikçi gibi kullandığı o pis kalemi!
Mutluyum. Çünkü şimdi yıllarca kalemini neden bir silah gibi kullandığının, hizmet ettiği karanlık güç ve düşünceler için tehlike arz eden herkese neden bel altı vurduğunun hesabını verecek adalete!
Bakın şaşırmayın sakın bu yazdıklarıma.
Çünkü bu adam ve çetesinden gerçekten nefret ediyorum. Pisler! Pislikler!
Onlarca kez bana karşı kullandılar o kirli kalemlerini.
Saldırdılar defalarca.
Hatırlarsanız önce medyada kurdukları kalem kardeşliğinin gücüyle, mahkemelerde sonradan kanıtlayamayacakları belli olan iftiralarla bendenizi pes ettirmeye çalıştılar. Pes etmedim.
Alçakça saldırılarının hepsine tek tek cevap verip, attıkları bütün iftiraların yalan olduğunu belgeleriyle ortaya koyup hesabını görmek için mahkemelere çağırdım.
Baktılar ki olmuyor.
Bu defa bir kadının canını yakacak en hassas yerlerden girdiler.
Namusumla oynamaya kalktılar.
Evli barklı 13 yaşında bir erkek çocuğu sahibi olmama aldırış etmeden alçakça iftira attılar şahsıma.
Çok değil, daha üç beş ay evvel...
5. sınıf asparagasçı magazincilerin kullandığı yöntemleri kullanarak şerefimi haysiyetimi kirletmeye kalkıştılar.
Siz de biliyorsunuz!
Manşetlerine koyduğu koca koca fotoğraflarımla kâh Tanzanya'da zavallı bir bellboy'la, kâh Bodrum'da bir gazeteci ağabeyimle kırıştıran aşifte ve namussuz bir kadın gibi göstermeye çalıştılar beni.
Günlerce devam ettirdiler bu yayınlarını Oda TV'lerinden.
Tek bir maksatları vardı.
O da, "Sen çamuru at! İzi kalsa bile yeter!" diyerek psikolojik olarak çöküntüye uğramamı sağlamaktı.
Baktılar ki çökmüyorum.
Yine devam ediyorum bildiğim yolda.
Bu defa sektörde meslektaşlarına yaptığı ihanet ve kalleşliklerle ün yapmış, ciğeri beş para etmeyen hain ve alçak eski bir tanıdığımın haysiyetsiz kişiliğini kullandılar bana karşı.
"Eski bir dost!" diye mektup yazdırdılar ona. İçi yalan, dolan ve palavra dolu o mektubu günlerce tuttular Oda'larının manşetinde.
Cevap vermek isteseydim, karşılığında bir başka mektubu da ben yayınlasaydım bu köşede inanın o mektubu yazan sözüm ona eski dostumun insan içine çıkacak yüzü kalmazdı. Ama yapmadım.
Çünkü hep onlar kadar alçalmamam gerektiğini düşündüm.
Evet her saldırdıklarında yıkıldım.
Ama her defasında, "Allah'ım sana havale ediyorum. Sen bilirsin ne yapacağını" diyerek yoluma devam ettim.
İşte önceki gün gözaltına alındığında Soner Yalçın ve bir kısım tayfası...
İster istemez ağzımdan sadece şu iki cümle döküldü: "Sen büyüksün Tanrı'm! Seni seviyorum!"

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA