Erdoğan, Suriye lideri Beşşar Esed'le fotoğraf çektiren CHP'lilere ise Grup Başkan Vekilleri Muharrem İnce'nin "Canı cehenneme" sözleriyle yüklendi.
Erdoğan, Hicri yılbaşını kutlayarak başladığı konuşmasında sert mesajlar verdi.
10 YILA TEŞEKKÜR: AK Parti 19 Kasım itibariyle 10'uncu yılını tamamladı. Bugün artık 11'inci yıldan gün almaya başladık. 10 yılda görev almış tüm bakan ve milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Milletimize şükranlarımı sunuyorum. Milletimizin desteğiyle bu hizmet kervanı daha nice on yıllar emin adımlarla yürümeye devam edecektir. Bu dava geçmişi olmayan, köksüz bir dava değildir. Medeniyet değerlerinden ilham alarak yükselen bu dava 1071'de Malazgirt Ovası'nda, 1923'te Ankara'da sürekli büyüyerek bugünlere erişmiş bir davadır. Sancağı 10 yıl boyunca çok yüksek burçlara diktik. O sancağı 2023 burçlarına da hep birlikte dikeceğiz. Sizden ricam, yaptıklarımızı gençlere anlatmanız. Çünkü bugünün gençleri, 10 yıl öncesini bilmiyor.
SAVUNMA HAKKI DEĞİL: İsrail'in Gazze'ye yönelik kanlı eylemini sürdürdüğü bir dönemde yaptığımız Mısır teması ayrı bir önem kazandı. Dünyanın anlaması ve ellerini vicdanlarına koyarak bunun üzerinde düşünmesi gerekiyor. İsrail bu bölgede barışı hiçe sayarak bir millete karşı etnik temizlik uyguluyor. Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. Filistin halkı da meşru savunma hakkını, meşru direniş hakkını kullanıyor. Tüm Batı'ya sesleniyorum, kimse 'İsrail savunma hakkını kullanıyor' diyemez. İsrail, Ortadoğu'da terör estiriyor.
ÖLECEKSEK ADAM GİBİ ÖLELELİM: BM Güvenlik Konseyi bunca kararlar almıştır İsrail hakkında. Ama hiç biri ile ilgili bir yaptırım uygulayamamıştır. Onun için diyorum, ben BM'nin adaletine inanmıyorum. İşte BM Güvenlik Konseyi, 5 daimi üye, Suriye konusunda bakıyorsunuz 2 üye olumsuz yaklaşıyor, İsrail'le ilgili de bir-iki farklı üye olumsuz yaklaşıyor. Bu ne menem bir şey? Al birini vur ötekine. Durumunuz bu. İşte bu sabah Gazze'deki son durum. 115 ölü. Yaralı 960. Egemen güçler, nerede sizin adaletiniz? Biz hakka ve halkımıza güveniyoruz. Biz bir şeyi yaparken diğerin ide ihmal etmiyoruz. Sessiz mi kalacağız? Burada bizim için üç yol var: ya elimizle müdahale edeceğiz, ya dilimizle müdahale edeceğiz ya da kalbimizden buğz edeceğiz. Bunu yapmak zorundayız. Hiç birini yapma, yan gel yat. Bizim değerler silsilemiz içinde böyle bir şey yok. Biz bu adımları atmak zorundayız. Başta Amerika olmak üzere tüm Batı hep şunu söylüyor: iki devletli çözüm. Nerede iki devletli çözüm? Türkiye, Mısır, Katar başta olmak üzere, Suudi Arabistan, hep birlikte el ele vermeliyiz. BM'deki Güvenlik konseyindeki daimi üyelerin ağzına bakarak adım atarsak, halimiz perişan olur. Bugün onlara, yarın bize. Öleceksek adam gibi ölelim. Bunu başaralım.
NEREDE İNSAN HAKLARI?: Bir yandan hak hukuk diyeceksiniz öte yandan her türlü hakkı hukuku ayaklar altına alan saldırılara destek vereceksiniz. Dünyadaki barış örgütlerine sesleniyorum, insan hakları diyen derneklere sesleniyorum. Sizin insan hakları dediğiniz zaman aklınıza ateistler veya farklı inanç grupları mı geliyor? Gazze'de Haniye kardeşimizin kucağındaki 9 aylık çocuk niçin gündeminize girmiyor? Türkiye'de PKK'yı takip ediyorsunuz, onlar için buraya gelip gidiyorsunuz? Gazze'de niye yoksunuz? Bu sabah 100'ün üstünde sorti yaptı İsrail savaş uçakları. Enkazın altında bir aileden 15 kişi, biri 4 yaşında biri 81 yaşında. 4 yaşındaki çocuğu katletmek, meşru savunma hakkını kullanmak mıdır ey Batı, Ey Amerika, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere?
BM'NİN REFORMA İHTİYACI VAR: BM Güvenlik Konseyi'nin bir reforma ihtiyacı var. Ne Almanya, ne Japonya gibi kendimize daimi üyelik istemiyoruz. Biz Güvenlik Konseyi'nin tamamını reforme edilmesini istiyoruz. Okullar, hastaneler, yetimhaneler vuruluyor. Ambulansları hedef almak nasıl oluyor da meşru savunma hakkı oluyor? Belki bilmeyenleriniz vardır. Başbakanlığımın ilk günlerinde Tel Aviv'i ziyaret ettim. Oradan Filistin'e geçerken, yarım saat araba içinde tutulduk. Neymiş, güvenliğimiz için. Ne güvenliği? Filistin'e gidiyorum, kardeşlerimin yanına gidiyorum. Siz bir ülkenin başbakanını sınır kapısında yarım saat beklettiğinize göre, kim bilir o Filistinlilere ne çileler çektiriyorsunuz.
OBAMA DOSYAYI İSTEDİ AMA: Dünyanın bir çok ülkesinden yardım gönüllülerini taşıyan Mavi Marmara tam da bir korsan devlete, terör devlete yakışır şekilde, Akdeniz'de uluslar arası sularda saldırıya uğramadı mı? 9 insanımız şehit olmadı mı? 19 yaşındaki Furkan'ın adli tıp raporunu görünce çıldırmamak elde değil. Yakından 5 mermi. 1 tanesi iki kaşının arasına. İsrail bu! Ben bunu sayın Obama'ya gösterdiğim zaman görmemezlikten geldi. Sonra bizden dosyaları istedi.
BABAN DA SÖYLEMİŞTİ: Ariel Şaron'un oğlu bir yazı yazmış. Filistin, Gazze'nin aynen Hiroşima, Nagazaki'ye çevrilmesini savunuyor. Baban da zaten aynı şeyi bana söylemişti ama farklı söylemişti. İsrail ziyaretimde Şaron Başbakan'dı. Bana 'Dünyada en zevk aldığım an, Filistin'de tankların üzerinde olduğum an' dedi. Basın toplantısında da söylemesini istedim, 'Ayıp olmuyor mu?' dedim. Kaç yıldır makineye bağlı yaşıyor. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Böyle bir yazıyı yazmak, insanlık suçudur. Buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Ülkemdeki avukatları, İnsan Hakları Mahkemesi mi dersiniz, bu yazı üzerinden müracaatı yaparsınız. Bu adam bir savaş suçludur diye ihbar ediyorum.
SIRTIMIZI DÖNMEYİZ: Filistinlilere insanca yaşam hakkı teslim edilmedikçe bu bölgede kan ve gözyaşı eksik olmayacaktır. İsrail'i yüreklendiren ülkelerin bölge barışı adına, Filistin meselesinde hakkın ve haklının yanında olması bir gerekliliktir. Herkes sırtını dönse de biz Filistin'e sırtımızı dönmeyeceğiz. İsrail de er ya da geç masumların hesabını verecektir.
CÜNEYT ÜNAL'IN KURTULMASI: Suriye'nin elinde tuttuğu gazetecimiz, Cüneyt Ünal kardeşimiz için çile sona erdi. Fakat diğer kardeşimiz bırakılmadı. Akıbeti belli değil. Öncelikle gazeteci kardeşimiz Cüneyt Ünal'a ailesine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Birkaç kez telefonla aradım, ulaşamadım. Başar Kadumi'nin de bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını, ailesiyle kucaklaşmasını temenni ediyor, girişimlerimizi kararlı bir şekilde sürdürüyorum. Elbette CHP heyetinin girişimi farklı şekillerde değerlendirilebilir. Biz insani her türlü girişimi memnuniyetle karşılarız. Ancak esir gazeteci daha Türkiye'ye ulaşmadan, CHP heyetinin Şam'da Beşşar Esed'le çektirdiği resmin ulaşması son derece manidardır. Yandaş medyasında Esed'i öven yayınların yapılması da aynı derecede manidardır. Bu olayın Esed'in PR çalışmasına dönüştürülmesi, adeta bir siyasi şov haline getirilmesi üzüntü vericidir.
UTANÇ VESİKASI: CHP, 21. Yüzyılın kanlı diktatörüyle, Beşşar Esed'le hatıra fotoğrafı çektirmekten kaçınmıyor. Aylar önce Kılıçdaroğlu'na İsrail'e gidip, Arkasına Gazze'yi alıp bir hatıra fotoğrafı çektirmesini önermiştim. Adresi şaşırdılar. Şam'a gidip, çektirdiler. Bu fotoğraf bir utanç vesikasıdır. CHP tarihine kara bir leke daha kazınmıştır. Kurtulan Gazeteci 3 ay boyunca kaldığı kötü muameleyi anlatıyor. Gazeteciye bunu yaşatan sanki farklı biriymiş gibi CHP heyeti utanmadan, sıkılmadan işkenceci başıyla hatıra fotoğrafı çektiriyor. Yetmiyor, göklere çıkarıyor. Suriye'nin eli kanlı diktatörü CHP'yi adeta parmağında oynatıyor. Daha birkaç ay önce CHP'nin bir grup başkanvekili Meclis kürsüsünden aslanlar gibi kükreyerek, 'Esedin canı cehenneme' diyordu. Birkaç hafta sonra kendi milletvekilleri gidip hatıra fotoğrafı çektirdi. Suriye ile aramızdaki mesele kişisel bir mesele değildir. CHP'nin de meselesi olmalıdır. CHP'yi tarih boyunca defalarca yaptığı gibi diktatörlerin değil, mazlumların yanında bir kez olsun yer almaya davet ediyorum.
(SABAH)