Erken ve ileri yaşta hamilelik

Annelik pek çok kadının tatmak istediği bir duygu. Fakat yoğun iş hayatı ve kadınların sorumluluklarının hızlı artışı, ileri yaşta anne olmayı beraberinde getiriyor. Öte yandan erken yaşta hamile kalanlar da elbette hala var. Peki, annelik için doğru zaman hangisi?

Giriş Tarihi: 15.8.2017 14:36 Son Güncelleme: 10.1.2018 10:11
Erken ve ileri yaşta hamilelik
Geçmiş yıllarda kadınlar, genellikle şimdiki döneme göre çok daha erken yaşlarda anne olmaktaydı. Günümüzde ise anne olma yaşı, gitgide yükselmeye başladı. Toplumda kadının yeri, sosyoekonomik durumu ve ikinci evliliklerini yapan kadınların sayısının artması, bu durumun en büyük nedenleri arasında sayılabilir. Uzmanlara göre sağlık açısından ideal çocuk sahibi olma aralığı kadınlarda 20-35 yaş. Bu aralıktan daha erken veya daha geç anne olmanın ise bazı riskleri var. Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. E. Nihan Dedeoğlu, bu riskler hakkında önemli bilgiler verdi.

Erken ve ileri yaşta anne olmanın riskleri

Günümüzde ergenlik çağı, yani doğurganlığa geçiş dönemi, kızlarda ortalama 12.5 yaşında başlar. 1820 yılındaki tıbbi literatürler ergenlik çağının başlangıcını 17.5 yaş olarak belirtirken bu yaş lineer bir şekilde düşmüş olup, 2020 yılında 12 yaş sınırına dayanacağı tahmin edilir. Hamileliğin anne yaşı ile olan ilişkisi ise gerek annebebek sağlığını gerekse doğum şeklini belirleyen çok önemli bir faktördür. Bu nedenle günümüz toplumunda sağlıklı bir hamilelik ve hamile kalma potansiyeli üzerine, yaşın oldukça etkili olduğunu artık kabul etmeliyiz. Bir kadın için biyolojik anlamda en uygun doğurganlık dönemi 18-24 yaşlar arasıdır. İki doğum arasında da en az 2 yıl olması istenir, bu da anne adayının yeniden sağlıklı bir doğum yapabilmesi, vücudunun toparlanması ve gebelikte kullanılacak besin depolarının dolmasına yetecek kadar geçen zamandır. Anne adayının yaşının 19'un altında veya 35'in üzerinde olması hamilelikte gelişebilecek olan riskleri artırır.

Erken yaşta hamilelik

Dünyada her yıl 19 yaş altı 16 milyon genç doğum olur. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan Türkiye nüfus ve sağlık araştırması gösterir ki; 15-19 yaş grubundaki kadınlar arasında evlilik yüzde 9.6 olup, bu yaş grubundaki kadınların yüzde 5.9'u ilk doğumunu yapmıştır. Bunun yanında ülkemizde 15 yaş altında yaşanan hamileliklerin oranı da küçümsenemeyecek kadar yüksektir. Ülkemizde genç yaş hamilelikleri daha çok geleneklerimizden kaynaklanan bir durumdur ve hem kırsal kesimde hem de sonradan kente göç etmiş sosyoekonomik durumu bozuk olan gruplarda daha sık rastlanır. Bu hamilelikler her ne kadar genç karı-koca tarafından pek istenmese de aile büyükleri tarafından planlanmış ve kabul görülen hamileliklerdir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 10-19 yaş grubu adolesan (ergenlik) olarak tanımlanır. Adolesan döneminin en büyük özelliği fiziksel, cinsel ve psikolojik gelişimin tamamlanmasıdır. Erken yaşta yani 19 yaş ve altında adolesan dönemde gerçekleşen hamilelikler hem anne hem bebek açısından çeşitli riskler içerir. Bu hamilelerde artmış hamilelik komplikasyonları ve prenatal sorunların yanında emosyonel stres ve sosyal sorunlar da sık görülür.

Adolesan dönemde gerçekleşen hamileliklerde artmış olan riskler

1. Yüksek tansiyon, hamilelik zehirlenmesi (preeklampsi-eklampsi),
2. Gelişme geriliği ve erken doğum; düşük doğum ağırlığı olan bu bebeklerde daha fazla nörolojik hastalıklar görülebilir. Bu durum ileriki yaşamlarında zeka geriliği, serebral palsi, epilepsi (sara) gibi sinirsel bozukluklara neden olabilir.
3. Kansızlık (Anemi); özellikle gelişmekte olan ülkelerde genç annelerde yetersiz beslenmeye bağlı ortaya çıkar.
4. Doğum sırasında aşırı kanama
5. Kendiliğinden düşükler
6. Perine laserasyonları (yırtıklar)
7. Doğum sonrası depresyon
8. Doğum sonrası enfeksiyonlar
9. Zor doğum; pelvik (kalça) yapının gelişmemiş olması zor doğumlara neden olur. Zor doğuma bağlı olarak uterus rüptürü (rahim yırtılması), fistül, idrar ve gaita kaçırma görülür.
10. Anne ölümü; erken yaştaki hamilelikler anne ölümlerinin yaklaşık yüzde 13 kadarından sorumludur.
11. Yenidoğan ölümü (neonatal mortalite); normalden çok daha fazladır. Annenin yaşı ne kadar küçükse bebek ölüm oranı da o kadar fazla olur. 10-15 yaş arası hamileliklerde bebek ölüm oranı yüzde 55 civarında, 16-17 yaş hamileliklerde yüzde 19, 18-19 yaşlarındaki hamileliklerde yüzde 6 civarındadır.
12. Küçük yaşta hamileliklerden meydana gelen çocukların kognitif (bilişsel, anlama) becerileri ve okul başarıları daha düşüktür. Bunların yanında adolesan yaşta hamileliğin ve çocuk sahibi olmanın psikososyal yönü oldukça ağırdır. Hamilelikleri nedeni ile bu annelerin pek çoğu okullarını bırakmak zorunda kalırlar, sosyal ortamlarda sorunlar yaşamaya başlarlar bir de bunlara ekonomik problemler eklenince içinden çıkılamaz bir hal alabilir. Tüm bu sorunlar hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz olarak etkiler. Bunun için toplumlarda farkındalığı artıracak etkinliklerin yapılması ve ergenlik dönemi hamileliklerinin sık görüldüğü bölgelerde bilinçlendirici faaliyetlerin artırılması gerekir.

İleri yaşta hamilelik

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük şehirlerde ve özellikle üniversite eğitimi almış olan ve çalışan kadınlarda hamilelikler ileri yaşlara ötelenir. Günümüzde birçok kadın ilk doğumunu 30'lu yaşlarda yapar. Hamileliği ertelemenin nedenleri arasında ise; öncelikle aile düzenini oluşturmayı istemek, kariyer yapmak, maddi güvenceyi sağlama kaygısı, zihinsel olarak anneliğe hazır olduğundan emin olmak gibi nedenler sayılabilir. Annenin doğum sırasındaki yaşının 35 ve üzerinde olması ileri anne yaşı olarak tanımlanır. Elbette ki anne yaşının ilerlemiş olması, bazı riskleri de beraberinde getirir. İleri anne yaşı hamilelikleri maternal morbidite ve mortalite ve de perinatal morbidite ve mortalite açısından risk taşır. Bunun yanında 35 yaş üzeri anne adaylarında; ilerleyen yaşla birlikte yumurtalık rezervleri azalır ve yumurta kalitesinde de düşme oluşur. Bu nedenle, yaşla birlikte hamile kalmada da problemlerle karşılaşılır.

İleri yaşlarda gerçekleşen hamileliklerde artmış olan riskler

1 Diyabet (Şeker hastalığı)

Genelde yaş ile birlikte diyabet görülme sıklığı artar. Hamilelik öncesinde "tip 2 diyabet" tanısı olan (halk arasında "yaşa bağlı şeker" olarak bilinen durum) kadınların hamileliklerinde bazı istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Diyabetik anne adayları "preeklampsi" denilen hamilelik zehirlenmesi açısından diyabetik olmayanlara göre daha yüksek risk altındadırlar. Yine bu anne adaylarında düşükler, erken doğum, plasenta problemleri ve ölü doğumlar normalden daha fazla görülür. Diyabetik annelerden doğan bebeklerde yenidoğan döneminde daha fazla probleme rastlanır. Hamilelik öncesi şeker hastalığı olmayan ileri yaştaki anne adayları ise "gestasyonel diyabet" adı verilen hamileliğe bağlı şeker hastalığı açısından dikkatli olmalıdırlar. Hamilelik takibi esnasında kan şekeri daha sık aralıklarla kontrol edilmeli ve tarama testleri mutlaka yapılmalıdır.

2 Yüksek tansiyon (Hipertansiyon)

Yaşla birlikte diyabet gibi artan sıklıkta görülen bir diğer durum da hipertansiyon, yani "yüksek tansiyon"dur. Hamilelik öncesi var olan ya da hamilelikte ortaya çıkan yüksek tansiyon ani bebek ölümü, plasentanın erken ayrılması (ablasyo plasenta) gibi anne ve bebek hayatını tehlikeye atan sonuçlar doğurabilir. Yine preeklampsi/eklampsi görülme sıklığı ve dolayısı ile kalıcı hasar bırakan sinir sistemi problemleri artar.

3 Kromozom anomalili (genetik yapısı bozuk) bebek doğurma

Bu risk en bilinen şekli ile Down Sendromu (Mongol bebek)'nda belirgindir. Bu bebeklerde hem zeka hem de bedensel özürler görülebilir. Down Sendromu görülme riski 25-30 yaş grubundaki kadınlarda 1/1250-1/952 iken, 35-40 yaş grubundaki kadınlarda bu değerin 1/385 -1/250'lere çıktığı görülür.

4 Abortus (düşük) yapma riski

İleri yaş hamilelerde düşük riski 4 kat fazladır. Bu durum, yaşla birlikte kromozomal anomali riski artması ile doğrudan ilişkilidir.

5 Erken doğum riski artar.

6 Dış gebelik (ektopik gebelik)

Ortaya çıkma riski, ileri yaş hamileliklerde, genç yaş hamileliklere göre biraz daha fazladır. Çoğul hamilelik oranı (ikiz, üçüz gibi) anne yaşının ilerlemesi ile birlikte yükselir. İlerleyen yaşla birlikte bebeğin plasentası (eş) ile ilgili problemler de daha sık görülür. (Ablasyo plasenta, Plasenta Previa)

7 Damar dolaşımının ilerleyen yaşlarda bozulmasına bağlı olarak, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riski, plasental yetmezlik riski yükselir.

Intrauterin (rahim içi) gelişme geriliği açısından daha yakın takip ve fetal distres (bebeğin hayatını tehdit eden sorunlar) bulgularının erken dönemde tespiti önem arz eder.

8 Doğum sonrası kanama ve uzamış doğum eylemi nedeni ile sezaryen operasyonu ihtimali artar.

9 Anne ölümü İleri yaş anne ölümleri, genç yaş anne ölümlerinden dört kat daha fazladır.

10 Bebek ölümü


İleri yaş anne adaylarının bebeklerinin herhangi bir nedene bağlı olarak ölme riski ise genç anne adaylarından yalnızca 1.5 kat daha yüksektir. Aradaki farkın bu kadar az olmasının nedeni yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin teknolojik ve bilimsel imkanlarının çok hızlı gelişmiş olmasıdır. Buna karşın 35 yaş üzeri annelerin bebeklerinin yenidoğan (doğumdan sonraki ilk 30 gün) ve süt çocukluğu (doğumdan sonraki ilk yıl) döneminde ölme riski bariz bir şekilde artar. Bu durumun sayısal oranı ve nedenleri tam olarak bilinmemektedir.

Hazırlayan: Aytülike KESKİN

ARKADAŞINA GÖNDER
Erken ve ileri yaşta hamilelik
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA