Kapalıçarşı'ya gitme fikrini aklıma getiren şeyin
Kapalıçarşı dizisi olduğunu itiraf ediyorum! Ama yine de bir alışverişkolik olarak, içinde 3 bin 500'den fazla dükkân barındırdan, dünyanın en eski ve en değerli alışveriş merkezlerinden birini, sadece yabancı turistlerin gittiği bir yer olarak görmenin her zaman haksızlık olduğunu düşünmüşümdür. Kendimi şöyle sıkı bir alışveriş maratonuna hazırlarken meşhur Şark Kahvesi'ne oturmuş, kahvemi yudumlayarak gelen geçeni seyrediyordum ki, gözüme harika Osmanlı minyatürleri, kaligrafi ve gravürlerler çarptı. Ottoman Art isimli bu dükkânın sahibi Ömer Bey, Osmanlı sanatına ilgi duyduğumu anlayınca bana her şeyi tek tek gösterdi ve açıkladı. Mağazaya gelenlere karşı böyle zarif yaklaşan kişileri unutmuşuz doğrusu; böylece Kapalıçarşı'ya gelmenin doğru bir karar olduğunu bir kez daha anladım. Ottoman Art mağazasından aldığım Osmanlı minyatürlerinin fiyatı 60 TL'ydi. İkinci durağım, daha önce Arnavutköy'deki şubesinin müptelası olduğum Deli Kızın Yeri oldu. Zaten Kapalıçarşı'da kime sorsanız burayı seve seve tarif ediyor; Deli Kız, Kapalıçarşı'daki şubesiyle de buranın en sevilen isimlerinden biri olmuş anlaşılan. Geleneksel Türk motifleriyle süslü o kadar şeker şeyler var ki, resmen kendimi kaybettim! Burada değişik motifler süslenmiş çeşit çeşit çantalar, tokalar, bebekler ve hatta şemsiye bile bulmak mümkün. Kendime bir sürü kitap ayracı ve yurtdışında yaşayan arkadaşlarıma hediye etmek için oyalı aynalar aldım.
HALILARA BAKMADAN OLMAZ
Kapalıçarşı'ya gelip de halılara bakmadan gider miyim hiç! Ünsal isimli mağazada çeşit çeşit kilim ve halının yanında el dokuması yatak ve masa örtüleri de vardı. Burada en çok dikkatimi çeken ise ipek ve yün karışımı yumuşacık halı oldu. Ehh mütevazılık yapamam doğrusu, iyi halıdan anlarım. Böyle halıların genelde ipek ve pamuk karışımı olduğunu sorduğumda, bunu dokumanın daha zor olduğunu bu yüzden fiyatının da daha yüksek olduğunu söylediler. Fiyatı 3 bin TL'ydi. Beğendiğim halının dokunma tarzına 'cicim' adı veriliyormuş. Enstrüman çalmaya pek yetenekli olmasam da özel olan şeyler her yerde ilgimi çeker biliyorsunuz. Ali Baba müzik aletleri dükkânında gördüğüm sedefli flütler (15 TL) ve ziller (5 TL) oldukça eğlenceli ve şık görünüyordu. Hiçbirini hakkını vererek çalamayacağım için dekoratif olsun diye minyatür davul takımını (50 TL) aldım. Kapalıçarşı gezim boyunca gördüğüm en enteresan parçalardan biri sanıyorum Diyar gümüş ve hediyelik eşya mağazasındaki satranç takımları oldu. Tahtası Osmanlı figürleriyle süslü bu satranç tahtalarının piyonları Roma askerleri ya da Bizans şövalyeleri şeklindeydi ve fiyatı 220 TL'ydi. Osmanlı-Amerika kombinasyonu ise kesinlikle görmeye değer. George W. Bush ya da Condoleezza Rice şeklindeki piyonlar satranç oyununa ayrı bir hava katmış doğrusu. Ayrıca burada özel yapım tavla setleri bulmak da mümkün. Çarşı'da 39 numarada yer alan Füsun isimli mağazadan pipo içmeyi çok seven babam için bir hediye almayı unutmadım. Lüle taşından yapılan pipoların fiyatları 40 TL'den başlıyor. Hazır hediye almaya başlamışken Ak Gümüş mağazasından da küçük kuzenim için keçeden yapılmış tavşan ve kedi şeklinde parmak kuklalar (10 TL) aldım. Benim gibi şal almaya doyamayanlar için herhalde Kapalıçarşı'dan daha doğru bir alışveriş yeri olamaz. Şehrazat isimli dükkânın önünden geçerken yüzlerce şaldan gözümü alamadım. Şalların fiyatları genelde 65 TL; ipek ve kaşmir gibi kumaşlardan yapılan fular ve eşarpların fiyatları da 15-90 TL arasında değişiyor. Mağazadaki turistlerin oldukça ilgi gösterdiği pembe kaftanın fiyatı da 380 TL'ydi. Güzellik ürünlerine olan merakım burada da kendini gösterince, içgüdülerim beni Zenne isimli mağazaya doğru yöneltti. Mağazanın önüne koydukları doğal sabunların tanesi 5 TL. Kükürtlü, nar özlü, papatyalı, yeşil çaylı gibi çeşitleri olan bu sabunlar meğer her derde devaymış! Uzun zamandır plajda havlu yerine kullandığım peştamalleri artık banyoda da kullanmaya karar verdim. Tanesi 25 TL olan pamuklu peştamallerden üç tane aldım.
RENGÂRENK LAMBALAR
Beni karanlık tarafa çekmeye çalışan sahte çantacılardan olabildiğince kaçarken kendimi Regalos'da buldum. Burası Alaaddin'in sihirli lambasını bulduğu yer olmalı! Mozaikli el işi lambaların teklisi 25 TL, setleri ise 120 TL'ydi. Bir setin içinde üç tane var ve set olarak aldığınızda asma aparatlarını da almış oluyorsunuz. Renkli masa lambalarının fiyatları da 25 TL'den başlıyordu. Kapalıçarşı'daki yüzlerce kuyumcu gözümü alsa da onlardan uzak durmaya çalıştım. Malum ekonomik kriz hepimizi etkiledi! Yine de aksesuar almadım sanmayın. Coral gümüş mağazasında o kadar güzel şeyler vardı ki, neye bakacağımı şaşırdım. Coral, İngilizce mercan demek olduğu için bu ismi tercih etmişler. Zümrüt, kök yakut gibi değerli taşlardan yapılan küpeler çok nostaljik görünüyordu. Kol düğmesi satın alma işini sadece erkeklere bırakma taraftarı değilim, fiyatları 40-60 TL arası değişen kol düğmelerini çok beğendim. Kapalıçarşı'da daha gezemediğim, bakamadığım o kadar çok yer kaldı ki en kısa zamanda tekrar gitmeyi planlıyorum.