Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ay’a ilk adımın dramı

Damien Chazelle’in yönettiği Ay’da , Neil Armstrog’un Ay’a ayak basma öyküsünü, astronotun yaşadığı kişisel bir dramdan yola çıkarak anlatıyor. Oscar yarışında adı öne çıkan yapım, fenomen film Yıldızlararası’nın yolundan gidiyor

Giriş Tarihi: 20.10.2018
Ay’a ilk adımın dramı
Gönlümüzün Oscar'ını kazanan Aşıklar Şehri gibi bir filmden sonra yönetmen Damien Chazelle'in ne çekeceğini merak etmemek elde değildi. Whiplash ile yıldızı parladıktan sonra Aşıklar Şehri'nde çıtayı yükseltse de neticede müzik tutkusu üzerinden hareket eden hikayeler anlatıyordu Chazelle bize. Yönetmen aynı aksta mı devam edecekti yoksa farklı bir yola mı sapacaktı?
Chazelle üçüncü filminde Ay'a ayak basan ilk insan Neil Armstrong'un hikayesini anlatarak sinemasını farklılaştırmayı seçti.
1960'larda ABD'nin Sovyetlerle girdiği uzay yarışında geri düşmesi ve sonrasında hedef büyütüp Ay'a insan gönderme macerası aslında bilinen bir hikaye. Chazelle kendi sinemasında farklı bir kulvar açarken bu bildik hikayeyi de farklı bir şekilde anlatmaya soyunuyor ve tüm o uzay macerasını Armstrong'un yaşadıkları üzerinden ele alıyor.
Farklı anlatımın kılavuzu Christopher Nolan'ın Yıldızlararası filmi aslında. Nolan filminde bir baba-kız hikayesi üzerinden insanlığın uzay keşfini anlatmıştı. Chazelle de Armstrong'un yaşadıklarını yine baba-kız ilişkisi üzerine kuruyor ve Nolan'ın açtığı kapıdan içeri giriyor.
Astronotun daha bir pilotken küçük kızını, beynindeki tümör nedeniyle kaybetmesiyle başlıyor film. Onun kaybı hem ona hem de eşine ağır geliyor.
Chazelle, Armstrong'un Ay'a gitme motivasyonunu kızının gökyüzü sevgisine bağlıyor. Onun için bu zorlu yolculuk kızına son veda gibi adeta. Böylece film insanlığın uzay macerasına tıpkı Yıldızlararası'nda olduğu gibi son derece kişisel ve dramatik bir anlam yüklüyor. Bu perspektif de Ay'da İlk İnsan'ı, bir bilim macera hatta ABD'nin hep böbürlenerek anlatageldiği gibi başarı öyküsü filmi olmaktan çıkarıyor ve bir drama dönüştürüyor.

OSCAR YARIŞINDA ELİ GÜÇLÜ
Tabii Chazelle'e bu perspektifi veren filmin uyarlandığı James R. Hansen'ın First Man: The Life of Neil A. Armstrong kitabı. Ama Chazzelle, Whiplash'te olduğu gibi kamerasını adeta kahramanı Neil'e odaklayarak onun ruh halini çok iyi yansıtmayı başarıyor ve kitaptan aldığı perspektifi perdeye iyi yansıtıyor. Özellikle uzay yolculuğunda adeta bizi uzay kapsülüne sokup Neil'in yaşadıklarını birebir hissetmemizi sağlıyor.
Fakat bununla da sınırlamıyor yönetmen. Bir yandan da 60'ların politik, sosyal atmosferini de işliyor. Vietnam'ı, NASA'nın çalışmalarının toplum tarafından sorgulanmasını, uzay yarışındaki popülizmi, astronotlar arasındaki rekabeti, dayanışmayı filmin fonuna ustaca yerleştiriyor.
Oscar yarışında adı geçen filmlerden biri Ay'da İlk İnsan. Bu yarışta iddialı olur mu bilinmez. Ama Chazzelle'in bağımsız sinema anlatısıyla anaakım sinema anlatısını iyi harmanlaması, Hollywood'un sevdiği klasik başarı öykülerine farklı bakmayı becermesi filmin bu yarışta elini güçlendiriyor...

YENİ NESİL İÇİN PERİ MASALI
1937'de William A. Wellman ve Jack Conway'ın çektiği A Star Born sinema tarihinin doğurgan filmlerinden biridir. O zamandan beri aynı ya da farklı adlarla birçok versiyonu hem Hollywood'da (1954'te George Cukor, 1976'da Frank Pierson çekmişti) hem de başka ülkelerde çekildi. Mesela Türk sinemasındaki versiyonu Minik Serçe'dir. Ama en bilineni ve hatırlananı Barbra Streisand ve Kris Kristofferson'ın oynadığı 1976 versiyonudur.
Modern bir peri masalı olması, aslında hikayenin bu kadar doğurgan olmasının sebebi. Bunun için aradan 42 yıl geçtikten sonra yeni nesle bu masalı bir kez daha anlatmak fena bir fikir değil. Yeni nesle uygun olarak bu dönemin starı Lady Gaga'nın 'yıldız' olarak seçilmesi de mantıklı. Asıl sürprizse filmin yönetmeninin Bradley Cooper'ın olması.
Ünlü bir country şarkıcısı ile onun barda keşfettiği ve sonrasında yıldızlaştırdığı bir müzisyenin aşk öyküsü olan filmin iyi bir yeniden çevrim olduğu söylenebilir.
Cooper yine etkili bir oyunculuk performansı sergilediği gibi yönetmenlik konusunda da iyi bir kumaşı olduğunu gösteriyor. Lady Gaga özellikle filmin ilk yarısında gayet iyi... Bir aşk filmi olarak düşünüldüğünde etkili denilebilir. Ama böylesi filmlerin kaderi öncekileriyle kıyaslanmasıdır.
Açıkçası 1976 yapımı filmde Barbra Streisand ve Kris Kristofferson'ın uyumu, performansları bu peri masalının zirvesiydi. Cooper ve Gaga iyi olsalar da o zirveyi aşamıyor.
Peri masalı sevenler için iyi bir tercih olabilecek filmin kazananı ise Bradley Cooper. Nihayetinde yönetmenliğe iyi bir başlangıç yapmış oluyor.

ASIL YILDIZ BRADLEY COOPER
Bir Yıldız Doğuyor'da peri masalını yaşayan Lady Gaga. Ama sanki gerçek hayatta bu masalda mutlu sona ulaşan Bradley Cooper gibi. O, malum geniş oktavlı oyunculardan. Zaten son yıllarda üst üste gelen Oscar adaylıklarıyla heykelciğe göz kırpıyor. Ama bu sefer yönetmen olarak da ilk filmiyle rüştünü ispatlıyor. Irina Shayk'la olan birlikteliği, katılımcı babalığıyla özel hayatında da iyi bir fotoğraf veren Cooper'ın açıkçası sinema macerası yönetmenliğe başlamasıyla şimdi daha heyecan verici olmaya başladı...

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Ay’a ilk adımın dramı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN