Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İstemezsen söz bütün kayıtları sileriz

Canlı müzik sahnesinin sevilen ismiydi. Dijital dünyaya geçti, konserleriyle Türkiye’nin de sevgilisi oldu. Yeni teklisi Her Mevsim Yazım’la içimizi açan , “Tek inandığım şey yaptığın işi sevmek” diyor

Giriş Tarihi: 23.5.2020 ABONE OL
İstemezsen söz bütün kayıtları sileriz

Sosyal mesafenin hiç de önemli olmadığı yıllar. Sahnedeki şarkıcı ile dinleyici arasındaki uzaklık birlikte aynı Instagram hikayesinde yer alacak kadar kısa. Zeynep Bastık altı yıl boyunca böyle iç içe geçen performansların ardından ayakkabılarını çıkardı, çıplak ayakla koltuğuna oturduğu ve şarkılarını kamera karşısında söylemeye başladı. "Dijital ortamda aynı samimiyeti yakalayabilecek mi?" sorusu kısa sürede yanıtını buldu. Türkiye, Bastık'ın oturma odasına konuk olmayı çok sevdi. Onu çok gerçek, çok sempatik buldu. Ezhel'in Felaket şarkısını, yaptığı cover'la herkesin diline doladı. Ardından konserler, iş birlikleri geldi. Kariyeri hızla yükselişe geçti. Genç şarkıcı hayalini yaşarken bize de bu güzel hikayeye tanıklık etmek düştü. Şimdi de karantina günlerinin pusunu yeni şarkısı Her Mevsim Yazım ile dağıtann Bastık, sorularımızı yanıtladı.



- "Bu yaz böyle nasıl geçer?" diye hayıflandığımız bir dönemde içimizi açan bir şarkıyla geldiniz. Böyle bir etkisi olacağını tahmin ediyor muydunuz?
- Açıkçası herkes gibi benim de içimin açılmasına ihtiyacım vardı. Bu yüzden içimizi kıpır kıpır edecek bir şarkı olsun istedim. Etkisi de böyle olduğu için çok mutluyum.

- Söz ve beste Oğuzhan Koç imzalı...
- Zaten yakın arkadaşım olması sebebiyle sürekli görüşüp birlikte müzik denemeleri yapıyorduk. Her Mevsim Yazım aslında iki farklı şarkının birleşmesiyle ortaya çıktı.

- Âşık olmak şarkıdaki gibi sizde de yaz etkisi yaratıyor mu?
- Aşkın temsil ettiği o kıpır kıpır, çoğu kez mantıktan uzak spontan hal, bir yandan yaz mevsimi için de geçerli duygular. Böyle bakınca yaz ve aşk bir ikiliymiş gibi. Biri gelirse diğerini çağırıyor bence.



EN ÖNDE DANS EDERDİK

- Ben sizi ilk olarak kulüplerdeki canlı
performanslarınızla tanıdım. Canlı müziğin son yıllarda yükselişe geçmesinde katkınız büyük. Söz konusu dönem size ne kazandırdı?
- YouTube kanalımı kurmadan önce altı seneye yakın canlı performans ve Murat Dalkılıç'a back vokallik yaparak hayatımı ve kariyerimi sürdürdüm. İçindeyken çok eğlendim, zorlansam da biraz da yaşımın enerjisiyle çok hissetmedim. Ama katkısı çok büyük olmuştur. İlk aklıma gelen kriz yönetimi tabii ki, onun dışında sahne hakimiyeti sağlamak, disiplinli olmakla, takım oyunu oynamakla ilgili çok öğretici bir süreç olduğu kesin.

- O dönem belli isimleri neredeyse haftanın her günü bir kulüpte izlemek mümkündü. Aranızda rekabetten çok birlik var gibi görünüyordu. Yanılıyor muyum?
- Tabii ki, çünkü bir tür kader birliği oluyor aranızda. Ben yapı olarak da rekabetçi biri değilim. Sahnede olmadığımız günler birbirimizin sahnesinde en önde dans ederdik.


ARKADAŞLARIMI ÇAĞIRDIM

- Ve YouTube dönemi. Seyirciyle iç
içe geçen canlı performansların ardından bir koltuğa oturdunuz, mikrofonu elinize aldınız ve kamera karşısında şarkı söylemeye başladınız. Nasıl bir duyguydu?
- Şarkı söyleme pratiğim fazla olsa da bire bir interaksiyonun olmaması başta beni zorladı ama aştım. İlk çekimlere tek tek arayıp tüm arkadaşlarımı çağırırdım, onlara bakarak birlikte eğlenerek söylerdim. Ama sonra YouTube'da olan şeyin de bir tür interaksiyon olduğunu anladığımda daha iyi oturdu kafamda.

- Dijital yayınlarda uzman kişilerle çalıştınız. Yine de işin başında kaygılarınız oldu mu? Masaya oturduğunuzda şartlar öne sürdünüz mü?
- Kaygılarım büyüktü, hatta beni "istemezsen tüm kayıtları sileriz, söz" diyerek ikna ettiler. En büyük şartım buydu galiba.

- İlk yayından sonra gelen yorumları anımsıyor musunuz?
- Tek tek değil ama genel olarak 'evimiz gibi', 'bizim salonda çekilmiş gibi' yorumları, en çok sevdiklerim oldu. Genel olarak sevildiğini görünce de havalara uçtum.

- Bu yayınların ardından Türk dinleyici sizi çok sevdi. Bu yoğun ilgiye hazır mıydınız? Daha doğrusu buna hazırlıklı olmak mümkün mü?
- Değil bence. Aslında tanınmanın olumlu sonuçlarını tahmin edebiliyorsunuz ama olumsuzlar hiç aklınıza gelmeyen yerlerden oluyor. Pozitifle birlikte yükselen negatif en büyük sınav aslında.

- Sizi dinleyen insanların üzerinde nasıl bir etki yaratmak istiyorsunuz?
- Şarkı söylemekten inanılmaz keyif alıyorum. Beni dinleyenlerle de birlikte eğlenelim istiyorum. Bunun dışında insanlar üzerinde bırakmak istediğim çok ulvi etkiler yok. Çünkü bunun kontrol edilebilir olduğunu düşünmüyorum. Bana bakan, beni dinleyen insan ne almak isterse onu alır. Umuyorum iyi etkiler olur bunlar.



BİR DÜET BİR DE İŞBİRLİĞİ

- Önümüzdeki dönem için hedefler
belirlendi mi?
- İçinde olduğum şirketin de çalışma şekli sebebiyle biraz fazla planlıyız. Önümüzdeki yaza kadar ne zaman, ne yapacağımız bir aksilik olmazsa belli. İçinde bir düet var. Bir de işbirliği var. Onun dışında yine kendi şarkılarımı yayınlamaya devam edeceğim. Söz, besteler benim olur mu göreceğiz.

- Pandemi yüzünden geçen yılki gibi bir Açıkhava konseri verememe ihtimali sizi endişelendiriyor mu?
- Endişelendirmiyor. Tabii ki konser vermeyi, sahnede olmayı çok özledim ama durum neyse ona adapte olmak gerekli bence. Bu döneminde bambaşka gelişim alanları var. Hep aynı döngüye bağlanmak yerine bu gelişim alanlarını keşfetmek de heyecanlı.



GEÇMİŞTEN BAGAJIM YOK

- Sizi örnek alan şarkıcı adaylarına
neler tavsiye edersiniz?
- Valla ben de genç bir kardeşleri olarak tavsiye işine çok girmeyeyim. Sadece şunu söyleyebilirim, eski düzenlerin yıkıldığı bir süreçteyiz. Kendini ifade etmek için çok alan var. Gerisi zaten size kalmış. Başta işler zor olsa da umutsuzluğa düşmesinler. Biz oluşturduğumuz Açık Koltuk platformunda bu fırsatı vermek için çaba gösteriyoruz.

- Türk müzik piyasasının sizce sanatçıyı en çok zorlayan yönü nedir?
- Türk müzik piyasası dünyada da olduğu gibi büyük bir dönüşüm içinde. Dijitalin etkileri piyasadaki dengeleri değiştirdi. Şu an gördüğüm şey, dijital dünyaya doğan gençlerin ve geleneksel dengelerin içine alınmamış müzik türlerinin yeni düzende baskın şekilde yer aldığı ve kitleleri peşinden sürüklediği. Türkiye'ye özel olan sıkıntı ise bu iki grup arasındaki kutuplaşma, iki tarafın da birbirini küçümsemesi ve işbirliğine uzak durmaları.
Ben garip şekilde tam aralarında görüyorum kendimi. Yaptığım müzikle de ne tarafa aitim bilmiyorum. Bilmeye de çalışmıyorum. Tek inandığım şey yaptığın şeyi sevmek. Mesela biz genel olarak üretim süreçlerimizde kimsenin fikrini sormuyoruz. Tüm süreç Tolga (Akış) ile aramızda geçiyor. Çünkü herkesin yorum yaparken geçmişten bir bagaj taşıdığının farkındayım. Ben bagajı olmayan, anda kalan ve sevdiği müziği yapan biri olmak istiyorum.



KAOSA GERİ DÖNMEK İSTEMİYORUM

- Pandemi dönemiyle ilgili neler düşündüğünü en çok merak ettiğim isimsiniz. Çünkü son dönemde çok yoğun çalışıyordunuz. En azında fiziksel olarak yavaşlamak size nasıl geldi?
- Her şerrin içinde bir hayır vardır sözü gibi, bu dönem de hepimiz için güzel fırsat oldu durmak ve kendimize vakit ayırmak için. Ben ertelediğim çok fazla şeyi hem yapma, hem de hayatımın bir parçası haline getirme fırsatı buldum. Şu an önceki dönemden daha verimli, daha düzenli, daha dingin bir hayat sürüyorum. Hissim, önceki hayatımın kaosuna geri dönmek istememek yönünde. Çünkü birçok açıdan daha az tükettiğim ama çok daha kaliteli yaşadığım bir süreç geçiriyorum. Umuyorum bu kazanımlarımız sürekli olur.

- Karantina dönemini sanırım birlikte olduğumuz kişiyle geçiriyorsunuz. İş olarak mutlaka çok verimli olmuştur. Peki yedi gün 24 saat birlikte olmak ilişkinizi nasıl etkiledi?
- Uzun süre yoğunluklarımızdan dolayı birbirimizle vakit geçiremediğimiz için başta çok iyi geldi. Sonra da kendi alanlarımızı yarattık aslında. Şimdi yine aynı evin içinde görüşemiyoruz.

- Günleriniz nasıl geçiyor? Sıkılmaya vaktiniz oluyor mu?
- Hiç olmuyor. Yapacaklarım güne sığsın diye olabildiğince erken uyanmaya çalışıyorum.

- Bu dönemde günlük tuttunuz mu? Kendinizi ileride çocuklarınıza bu dönemi anlatırken hayal edebiliyor musunuz?
- Günlük değil de, bir kişisel gelişim eğitimi alıyorum. Oradaki telkinlerle farklı meditasyonlar yapıp çıkarımlarımı yazdığım bir defterim var. Bu dönemi çocuklarıma anlatırken ne derim bilmiyorum ama dramasından çok yaşadığımız ilginç ve komik durumları anlatırım herhalde.



YEMEK YAPMAYI, MİSAFİR AĞIRLAMAYI SEVERİM

- Zeynep Bastık günlük hayatında nasıl biri? Mesela annenize sorsak sizinle ilgili ne der?
- Bu hızlı bilinirlik süreci insanlara benim hırslı ve başarı odaklı biri olduğumu düşündürmüş olabilir. Ama ben kendimle ilgili bile hiçbir şeyi takip etmem aslında. Yorumları okumam, medya takip kullanmam. Şarkı çıkarsam ne izlendiğini, dinlendiğini bilmem. Genelde bu durumlarda beni ne paylaşmam gerektiği ile ilgili yönlendirirler, ben de 'trendlerdeyiz!' derim. Yoksa ne çoktur ne azdır onu bile bilmem. Eski moda, kendi halinde yaşayan biriyim. Yemek yapmayı, misafir ağırlamayı çok severim. Çocukluk arkadaşlarımla doludur etrafım ve ben sürekli planları yapan kişiyimdir. "Hadi şuraya gidelim hadi şunu yapalım" diye gaza getiririm herkesi. Annem de en yakın arkadaşımlarından biri olduğu için muhtemelen beni anlattığım gibi tanımlar.

- Sizi en çok ne mutlu eder? Sizi en çok ne öfkelendirir?
- Hediye almayı ve seyahat planı yapmayı çok severim. Çok erken çalışmaya başladığım için ciddiye alınmak konusunda çok öfkelendiğim durumlar olmuştur.

ARKADAŞINA GÖNDER
İstemezsen söz bütün kayıtları sileriz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA