Caddebostan Il Padrino'yu çok severim. Menüsü zengin, yemekleri lezzetli bir İtalyan lokantasıdır. Atmosferi sıcak, servisi hızlı ve özenlidir. Üstüne üstlük, fiyatları da benzerleriyle karşılaştırıldığında çok makuldür. 1990 yılında hizmete girdiğinde restoranın önünde park yeri bulmak mümkündü. Bugün "Barlar Sokağı" diye anılan bu sokak aradan geçen 20 yıl içinde yapısını tümüyle değiştirdi. Artık sağlı sollu yiyecek içecek mekânlarının yer aldığı bu sokağa araç park etmek adeta hayal. Geçen hafta Anadolu yakasında, Ataşehir'deydim. Caddebostan'daki Il Padrino'nun Ataşehir'de şubesinin bulunduğunu öğrendiğimde, trafik yoğunluğu nedeniyle bir süredir gidemediğim bu restoranın hiç değilse şubesinde yemek yemek istedim ve bir arkadaşımla birlikte Pazar akşamı gittim. İstanbul'da semtler arasındaki sosyolojik yapı farklarını en iyi görebileceğiniz yerlerin başında restoranlar gelir. Farklılıklar yemek ve içki tercihlerinde olduğu gibi, insanların sofra adabında, çocuklarıyla birlikte yemek yemeye çıktıklarında, çocukların restorandaki davranışlarında izlenebilir. Sözünü ettiğim sosyolojik farklılığı aynı restoranın birbirinden birkaç kilometre mesafedeki iki şubesi arasında bile gözleyebilmek mümkün. Önce biraz Ataşehir'deki yemek sarayından söz edeyim. Burası üç katlı, her birinde aynı anda 200 kişinin rahat yemek yiyebileceği bir mekân. Aracınıza kolayca yer buluyorsunuz. Alt kat Çeşme Dalyan Balıkçısı, orta kat Artı Kebap isimli bir kebapçı, üst kat ise Il Padrino. Hepsi aynı kişiye ait ve istenirse oturduğunuz masaya diğer restoranların listesinden de yemek getirilebiliyor. Ayrıca havalar ısındığında açılacak olan, İtalyan ve balık restoranlarının birlikte servis sundukları bir de terası var. Biz asansörle üst kata çıktık; geniş, albenisi olmayan yüksek tavanlı, duvarları 1950-60'ların sinema afişleriyle donatılmış bir mekân burası. Kapıdan girdiğinizde sağ tarafta yine "retro" stilde uzun bir bar tezgahı salona damgasını vuruyor. Pencere önünde bir masaya oturduk. Çok değişik bir gece manzarası var; otoyol ve araçların hızla seyrettiği yolların üzerinde ışıl ışıl gökdelenler yükseliyor. Salon ses yansıması hesaplanmadan yapılmış. Zemin ahşap, duvarlar çıplak. Bunlara geniş cam yüzeyleri de eklenince, ses yansıması Türk hamamına yaklaşıyor. Bunu biraz olsun azaltmak için tavana kumaş şeritler tutturulmuş. Ancak bu da estetikten uzak ve gözü rahatsız ediyor. Ses üzerinde bu kadar durmamın sebebi çevrede oturan ve buraya anne babalarıyla gelen çocuklar. 15 dakika kadar avaz avaz ağladıktan sonra nihayet babası tarafından bir süreliğine restoranın dışına çıkarılanı mı istersiniz, restoranda bir boydan bir boya yarış edenler mi, bar iskemlesine oturup barı tekmeleyeni mi? Ancak aileler uyku saatleri çoktan geçmiş çocuklarını yatırmak için restorandan ayrılınca, sakin bir ortamda yemeğimizi tamamlayabildik. Buradaki müşterileri inceleyip, çocukların bu alışkın olmadığım davranışına bir açıklama bulmaya çalıştım. Bu şımarık, dizginlenemez çocukların genç anne ve babaları, genel görünümlerinden büyük şirketlerin orta düzeyde yöneticileri izlenimi bırakıyordu. Büyük olasılıkla anne de, baba da bütün gün çalışıyor, çocuklar kreşte, okul sonrası etütte ya da evde bir yardımcının gözetiminde hafta boyu günlerini geçiriyorlardı. Hafta sonunda anne ve babalarıyla yemeğe çıktıklarında ise dizginlerinden boşanıyor, anne babaları da bütün hafta ihmal ettikleri evlatlarına "Dur, yapma," diyemiyorlardı. Garsonlar da bu duruma alışmış olmalıydılar, hiçbiri müdahale etmedi. Caddebostan'daki ana restorandan bildiğim, zengin çeşitli yemek listesi burada da aynıydı. İştah açıcılar, ara sıcaklar, balıklar, pilavlar, çorbalar, salatalar, makarnalar, pizzalar, tava yemekler, ızgaralar ve tatlılar olarak sıralanan mönüden biz iki kişi başlangıç olarak balık çorbası ve karides kokteyli, ana yemek olarak da karidesli tagliatelle ve lazanya ısmarladık. Yanında da birer kadeh şarap içtik. Yerli şarap fiyatları çok makul tutulmuş ve en pahalısı psikolojik sınır olan 100 liranın altında. Ancak burada sadece birer kırmızı ve beyaz şarap kadehle servis ediliyor. Oysa günümüzde birçok restoran, çok daha fazla sayıda şarabı kadehle sunuyor. Porsiyonların çok bol tutulduğu bu restoranda yemeğin üstüne kahvelerimizi yudumladık. Yanında da acıbadem likörü ikram edildi. Sonuçta yemeklerin kalitesinden ve garsonların ilgisinden memnun kaldık. Ama atmosfer Caddebostan'daki mekânı mumla aratıyordu. Buradaki otopark imkânlarının zenginliği bir yana, ben yine de Caddebostan'ı tercih ederim.
Beğendiklerim:
Hafta sonunda bile trafiğe takılmadan restoranın kapısına kadar gelip aracınızı park edebiliyorsunuz. Yemek çeşidi Caddebostan'daki ana restoranda olduğu gibi zengin, lezzetleri yerinde. Servis de hızlı.
Beğenmediklerim:
Üç katında farklı mutfak konsepti sunulan bu dev yemek sarayında salonlar albenisiz. Yüksek tavanları ve beton duvarlarıyla restorandan çok bir kantin atmosferinde. Ses yansıması çok fazla, gürültülü bir mekân.
Mutfak ****
Servis****
Ambians ***
Il Padrino Ataşehir
Ataşehir Girişi Karaman Çiftlik Yolu No: 10/A
Tel: (0216) 573 45 45