Alman istihbaratında deprem
Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı (BND) Başkanı Gerhard Schindler 'in görevinden alınarak erken emekliye sevk edildi. Schindler'in koltuğu Amerikan gizli servisi NSA skandalı nedeniyle uzun süredir sallanıyordu.
Başbakanlık müsteşarı ve istihbarat teşkilatından sorumlu müsteşar Peter Altmaier, 63 yaşındaki Schindler'in görevine son verildiğini resmen doğruladı.
Hürriyet'in haberine göre Gerhard Schindler'in 1 Temmuz itibariyle emekliliğe sevk edildiği belirtilerek yerine Maliye Bakanlığında daire başkanı olarak görev yapan Bruno Kahl'in getirildiği ifade edildi.
DİNLEME SKANDALINDA ABD İLE İŞBİRLİĞİ
BND Başkanı Schindler, Amerikan gizli servisi NSA skandalıyla yoğun baskı altındaydı. Amerikan gizli servisi NSA'in Avrupa'da kitlesel dinleme ve izleme skandalı tartışılırken, Schindler'in başında olduğu Alman istihbaratı BND'nin bu dinleme skandalında işbirliği yaptığı ortaya çıkmıştı.
BND'nin uzun yıllar ABD istihbaratı NSA adına AB ülkelerinin diplomatik temsilciliklerini dinlediği, ayrıca Bad Aibling'teki dinleme merkezinde NSA'in arama kriterlerini kullandığı belirlenmişti.
SAATLERCE İFADE VERDİ
BND Başkanı Schindler, skandalı araştırmak için kurulan Meclis Araştırma Komisyonunda saatlerce ifade verdi.
Schindler bu ifadelerinde hatalar yapıldığını kabul ederek, reformlara gideceği sözü verdi. Olayın böylece kapanacağı beklenirken, hükümetin Schindler'i görevden alma kararı Alman kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
İngiliz polisi, naklettiği suçluyu İstanbul'da elinden kaçırdı
İngiliz polisi tarafından İngiltere'den Hindistan'a götürülen bir suçlu, Atatürk Havalimanı'nda, sigara içme bahanesiyle gözetiminde olduğu iki polisten kaçtı.
Hindistan'a götürülen suçlu, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda sigara içme bahanesiyle iki İngiliz polisini atlatarak izini kaybettirdi.
Bir suçluyu İstanbul üzerinden Hindistan'ın Yeni Delhi kentine götüren 2 İngiliz polis, gece saatlerinde İngiltere'nin başkenti Londra'dan Atatürk Havalimanı'na geldi.
SİGARA İÇME BAHANESİYLE KAÇTI
Polisler ve suçlu, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali transit yolcu salonunda kendilerini Yeni Delhi'ye götürecek uçağı beklemeye başladı.
Bu sırada, nakledilen suçlu İngiliz polislerden sigara içmek için izin istedi ve ardından polisler saat 04.00'te suçluyu etrafı tel örgüyle çevrili özel sigara içme bölümüne götürdü.
BİR ANDA OTOPARKA ATLADI
Polisler sigara içmediği için özel bölmenin önünde beklerken, şahıs tel örgüye tırmanarak yan taraftaki çatıya atladı. Kamera kayıtlarından, çatıya atladıktan sonra yemekhane bölümünün çatısına geçen suçlunun, buradan da gümrüksüz tarafta bulunan açık otoparka atlayarak kaçtığı tespit edildi.
İngiliz polislerin olayı Türk meslektaşlarına iletmesi üzerine, Atatürk Havalimanı polisi de harekete geçti.
Tüm yolları kontrol altına alan ekipler kaçan kişiyi yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Devlet sırlarını ifşa eden 5 gazeteciye soruşturma
Almanya'da 5 gazeteci hakkında, bir Alman silah şirketinin Meksika'ya yönelik yasa dışı silah satışıyla ilgili gizli devlet bilgilerini ifşa etmek suçundan soruşturma başlatıldı.
Stuttgart Savcılığı Sözcüsü Jan Holzner, gazetecilerin, devlet sırlarını ifşa etmek ve Basın Yasası'nı ihlal etmekle suçlandığını açıkladı.
MEKSİKA'YA SİLAH TİCARETİNİ YAZDILAR
"Tageszeitung" gazetesindeki haberde, suçlanan gazetecilerin, ARD televizyonunda yayınlanan "Ölümcül İhracatlar - G36 Meksika'ya nasıl ulaştı?" adlı belgeseli hazırladığı ve "Ölüm Ağı" adlı kitabı yazdığı belirtildi. Belgesel, en iyi gazetecilik çabalarının ödüllendirildiği Grimme Ödülü'ne layık görülmüştü.
RAPORLAR İFŞA EDİLİNCE...
Gazetecilerin, Federal Ekonomi Bakanlığı ve Federal İhracat Dairesinin "Heckler & Koch" adlı Alman silah şirketinin Meksika'ya yönelik yasa dışı silah satışıyla ilgili olarak hazırladığı gizli soruşturma raporlarını ifşa ettiği kaydedilen haberde, belgeseli hazırlayan Daniel Harrich'in kendisini "Bilgileri yayınlamak bizim görevimiz" diyerek savunduğu ifade edildi.
Daha sonra Münih Savcılığına devredilen soruşturma kapsamında, Meksikalı sınır polislerine satılan G36 marka tüfeğin satışının araştırıldığı bildirildi.
Alman silah şirketlerinin yurt dışına satış yapması durumunda federal hükümetten izin almaları gerekiyor.
Ruhani, ABD'ye sert çıktı: "Bu yutabileceğimiz bir lokma değil"
İran Cumhurbaşkanı hasan Ruhani, İran merkez bankasının ABD'deki dondurulmuş malvarlığına tazminat gerekçesiyle el koymasını "hırsızlık" olarak değerlendirdi.
Bakanlar Kurulu'nda konuşan Ruhani, ABD Yüksek Mahkemesi'nin çeşitli terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin ailelerine ödenmesi için İran'ın ABD'deki 2 milyar dolar değerindeki malvarlığına el koymasını, " açık bir hırsızlık ve büyük bir hukuki skandal" diye yorumladı.
"İRAN'IN MALVARLIĞI YAĞMALANAMAZ"
Ruhani, " İran halkının malvarlığı yağmalanamaz. Bu apaçık bir hırsızlıktır. Hırsız, karşı saldırıdan muaf tutulacağını düşünüyorsa yanılıyor " diye konuştu.
İran Cumhurbaşkanı, " Dünyanın başka köşesindeki bir mahkeme ya o ülkenin yasama organı başka bir ülkenin malvarlığı konusunda karar alması, uluslararası hukuka aykırı bir haydutluktur" dedi.
ABD'yi uyaran Ruhani, "Bu sonuçlarına katlanmadan yutabileceğimiz bir lokma değil" ifadesini kullandı.
Rusya'da yüksek fiyatlar oto satışını düşürdü
Rusya'da bu yılın ocak-mart dönemi otomobil fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 16 artarken, bir aracın ortalama fiyatı ise 1,36 milyon rubleye (yaklaşık 20 bin dolar) çıktı.
Rus otomobil pazarına yönelik araştırma şirketi AUTOSTAT'ın yayınladığı verilere göre, Rusya'da bu yılın ocak-mart döneminde binek otomobil fiyatlarında geçtiğimiz yılın aynı döneminde göre yüzde 16'lık bir artış olurken, bir otomobilin ortalama fiyatı da 1,36 milyon rubleye yükseldi.
Araştırmaya göre, söz konusu dönemde Land Rover yaklaşık yüzde 65'lik fiyat artışıyla fiyatı en çok artan otomobil markası olurken, Lexus, Mazda ve Audi marka otomobillerin fiyatları ortalama yüzde 27'lik artış gösterdi.
Ford, Chevrolet ve Volkswagen otomobillerin fiyatlarında geçtiğimiz yıla göre yüzde 7'lik düşüş yaşandığı kaydedildi.
Rusya'da otomobil fiyatları artarken Rusya Otomobil Ticareti Birliği tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan verilere göre, ülkede yeni otomobil satışları bu yılın mart ayında son üç aylık düşüşünü sürdürerek bir önceki aya göre yüzde 10 gerilemişti.
Dışişleri'nden Rusya'ya 'Kırım' mesajı
Dışişleri Bakanlığı Kırım'la ilgili bir açıklama yaptı.
Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Rusya Federasyonu'nun işgali altında bulunan Kırım'daki fiili yönetim tarafından bir süre önce başlatılan süreç sonucunda dün Kırım Tatar Milli Meclisi'nin faaliyetlerinin yasaklandığının ilan edildiği kaydedilerek, "Kırım Tatar Milli Meclisi, soydaşımız Kırım Tatar halkının hür iradesinin vücut bulduğu, demokratik yollardan seçilmiş meşru temsil ve karar organıdır. KTMM'nin faaliyetlerinin yasaklanması, Yarımada'nın Rusya tarafından gayrımeşru şekilde işgal ve ilhakı sonrasında Kırım Tatarlarının birlik ve bütünlüğünü hedef alan adımların son halkasıdır. Kırım Tatarları bu kararla, maruz bırakıldıkları korkutma, sindirme ve yıldırma politikalarına boyun eğmeye ve teslim olmaya zorlandıkları yeni bir adımla karşı karşıya bırakılmışlardır" denildi.
Açıklamada, "Bu kararı hem Kırım Tatar toplumuna karşı yürütülen sistematik ve kollektif baskının, hem de Yarımada'da yaşayanların temel hak ve özgürlüklerine vurulmakta olan darbelerin yeni bir tezahürü olarak teessüfle karşılıyor ve kınıyoruz. Türkiye, Kırım Tatarlarının haklı mücadelelerine ve Kırım Tatarlarına yönelik bu tür baskılara son verilmesi çabalarını kararlılıkla desteklemeyi sürdürecektir" ifadeleri kullanıldı.
Michelle Obama Harlem'de 4 bin öğrenciyi ağırladı
ABD Başkanı Barack Obama'nın eşi Michelle Obama, New York'un Harlem semtinde "Yükseğe Ulaş İnisiyatifi" çerçevesinde 4 bin liseliyi ağırladı.
Michelle Obama, Amerikalı öğrencilerin yüksek öğrenime devam etmelerini teşvik için başlattığı girişim çerçevesinde New York'a geldi.
Obama, "Daha Yükseğe Ulaş" (#ReachHigher) etiketiyle sosyal medyada 2 yıl önce başlattığı inisiyatif çerçevesinde lise mezunu öğrencilerin yüksek öğrenime özendirilmesi amacıyla New York'un Harlem semtinde öğrencilerle buluştu.
MTV müzik kanalının sponsorluğunda Harlem Armory'de düzenlenen buluşmaya Robert De Niro, Melissa McCarthy, Allison Williams, Carmelo, La La Anthony, Darren Criss, Amerikan Basketbol Ligi (NBA) ve Amerikan Futbol Ligi (NFL) oyuncuları da katıldı. Ünlü isimlerin çoğu etkinlikte sahne alırken, tamamına yakını salonda bulunan öğrencilere hitap etti. Kendi yüksek öğrenim tecrübelerini anlatan ünlüler, öğrencilere bu konuda teşvik edici mesajlar verdiler.
Obama da burada yaptığı konuşmada, geçen yıl ülke genelinde üniversiteli olma kutlamasının 600'e yakın yerde gerçekleştirildiğini ifade ederek bu yılki etkinlik sayısının binin üzerine çıktığını söyledi.
First Lady Obama, ülkedeki öğrencileri yüksek öğrenime yönlendirmek için herkesten mezun oldukları üniversite-yüksek okulun tişörtleriyle fotoğraf çektirmelerini ve bunları #reachhigher etiketiyle sosyal medya üzerinden paylaşmalarını istedi.
Bu arada Beyaz Saray'da sabah saatlerde Columbia Üniversitesinin tişörtünü giyen Başkan Obama ve Princeton Üniversitesi tişörtü giyen Michelle Obama günün anısına Instagram'da fotoğraflarını paylaştı.
Obama, geçen yıl 1 Mayıs'ta yapılan üniversiteli olma günü etkinliğinde, Detroit'in 40'tan fazla bölgesinden gelen 2 bin 500 lise öğrencisiyle Wayne Devlet Üniversitesinde buluşmuştu.
Merkel'e Facebook'tan hakaret cezasız kalmadı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakareti düşünce özgürlüğünden sayan ve sosyal medyada çok çirkin ifadeler kullananlar her fırsatta Türkiye'yi Avrupa'ya şikayet ediyor ama orada da durum farklı değil. Sosyal medya üzerinden Başbakan Angela Merkel'e hakaret yağdıran Alman vatandaş 2 bin Euro para cezasına çarptırdı.
Sosyal medyada küfür ve ağır hakaret yağdıranlar, artık bunun cezasına katlamak zorunda kalıyor.
Bochum Yerel Mahkemesi, 28 yaşındaki bir genci, Başbakan Angela Merkel'e hakaret ettiği için 2 bin euro para cezası ödemeye mahkum etti. Suçunu itiraf eden genç, Facebook'ta, "Merkel, herkesin gözü önünde taşlansın" diye yazmıştı.
Karar gerekçesinde, yorumun ifade özgürlüğü ile ilgisi olmadığı ve şiddete çağrı içerdiği belirtildi.
"Ermenistan sivillere misket bombası attı"
Ermenistan-Azerbaycan cephe hattındaki çatışmalarda, Ermenistan ordusunun misket bombası kullandığı bildirildi.
Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, cephe hattında savaş operasyonlarının durdurulması yönündeki mutabakatın Ermenistan ordusu tarafından bir kez daha kabaca ihlal edildiği belirtildi.
MİSKET BOMBASI ATILDI
Ermenistan ordusunun, Azerbaycan'a ait askeri mevzi ve sivil yerleşim birimlerine uluslararası antlaşmalarla yasaklanan silahlarla ateş açtığı kaydedildi.
Açıklamada, karşı tarafın provokasyonlar yaparak Azerbaycan'ı aktif askeri operasyonlara tahrik etmeye çalıştığı vurgulandı. Bakanlıktan AA muhabirine yapılan açıklamada, Ermenistan ordusunun kullandığı silahın misket bombası olduğu ifade edildi.
Köylüler şokta! Keçi mi yoksa insan yavrusu mu?
Malezya'nın güneyindeki Felda köyünde yaşayan İbrahim Basir (63), doğum yapan keçilerinden birinin insan yavrusu gibi göründüğünü fark edince, çektiği fotoğrafları hemen sosyal medyaya yükledi.
İngiliz The Mirror gazetesinin haberine göre; Basir, Cemalettin Abdülsamet (50) adlı çiftlik çalışanı tarafından keçi yavrularından birinin insan yavrusuna benzediği yönünde uyarıldığını anlattı.
"Kontrol etmeye gittim, büyük şok yaşadım" diyen Basir, şunları söyledi: "Ağzım açık kaldı. Yüzü, burnu, kısa bacakları ve hatta yumuşak bedeninin hali, bir bebeğe benziyordu. Oysaki tüm vücudunu kaplayan açık kahverengi tüyler bir keçinin bedenini andırıyordu."
Gizemli yavrunun annesi tarafından ezilerek öldüğünü tahmin ettiklerini söyleyen Malezyalı çiftçi, köylülerin para teklifine rağmen, insana benzeyen minik keçinin cansız bedenini araştırma yapılmak üzere veteriner kliniğine götürdü.
Adaylıkları neredeyse kesinleşti
ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin başkan aday adaylarından iş adamı Trump, ülkenin kuzeydoğusundaki 5 eyalette yapılan ön seçimlerden zaferle çıkarken, Demokrat Part'de Clinton 4 eyalette, Vermont Senatörü Bernie Sanders ise tek yerde güldü.
Amerika'nın beş kuzeydoğu eyaletinde dün yapılan önseçimler beklentileri yanlış çıkarmadığı gibi Donald Trump ve Hillary Clinton'a adaylık sürecinde önemli ivme kazandırdı.
Amerika'nın Sesi Radyosu'nun haberine göre, Pennsylvania, Connecticut, Delaware, Maryland ve Rhode Island eyaletlerinde yapılan önseçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin önde giden adayı Donald Trump beş eyaleti, Demokrat Parti'nin birinci adayı Hillary Clinton da dört eyaleti kazandı.
TRUMP YİNE SİLDİ SÜPÜRDÜ
Dünkü önseçimlerde Trump, beş eyaleti kolaylıkla kazanmakla kalmadı, bu eyaletlerin her birinde yüzde 55'in üzerinde oy topladı.
Trump, kesin olmayan sonuçlara göre, oyların Connecticut'ta yüzde 58'ini, Delaware'de yüzde 61'ini, Maryland'de yüzde 55'ini, Pensilvanya'da yüzde 57'sini ve Rhode Island'da ise yüzde 64'ünü kazanarak rakiplerini geride bıraktı.
Önseçimlerin ardından seçmenlerine konuşan Donald Trump, seçim yarışının bittiğini ve kendisinin artık partinin muhtemel odayı olduğunu iddia etti. Dünkü önseçimlerle birlikte delege sayısı 950'ye ulaşan Trump, Cumhuriyetçi Parti adaylığını kesinleştirecek 1237 delege salt çoğunluğu sayısına büyük oranda yaklaşmış durumda. Buna rağmen Trump'ın temmuz ayında Cleveland eyaletinde yapılacak
Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kurultayı'na kadar bu sayıyı yakalayıp yakalamayacağı bilinmiyor.
Öte yandan Trump'ın rakipleri Teksas Senatörü Ted Cruz'un 544, Ohio Valisi John Kasich'in ise 153 delegesi bulunuyor.
SANDERS SADECE TEK EYALETTE KAZANABİLDİ
ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin başkan aday adaylarından iş adamı Donald Trump, ülkenin kuzeydoğusundaki 5 eyalette yapılan ön seçimlerden zaferle çıkarken, Demokrat Part'de Hillary Clinton 4 eyalette, Vermont Senatörü Bernie Sanders ise tek yerde güldü.
ABD'de 8 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların adaylarını belirleme süreci devam ediyor. Ön seçim sürecinde yeni bir "Süper Salı" heyecanı yaşandı. Demokrat ve Cumhuriyetçi partili seçmenler ülkenin kuzeydoğusundaki Connecticut, Delaware, Maryland, Pensilvanya ve Rhode Island eyaletlerinde sandık başına gitti.
Kraliçe'nin aşk mektubuna 60 bin TL
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in eşi Prens Philip'e evlenmeden önce yazdığı aşk mektubu, yapılan açık artırmada 14 bin 400 sterlin'e (yaklaşık 60 bin TL) alıcı buldu.
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in eşi Prens Philip'e yazdığı aşk mektubu yaklaşık 60 bin liraya alıcı buldu.Kraliçe Elizabeth'in 1947 yılında evlendiği Prens Philip ile tanışmalarından sonra yazdığı iki sayfadan oluşan mektup için Wiltshire kentindeki Chippenham Müzayede Salonu'nda açık artırma düzenlendi.
Müzayedede adı açıklanmayan özel bir koleksiyoncu, mektup için 14 bin 400 Sterlin, yani yaklaşk 60 bin lira ödedi.
21 yaşındayken kaleme aldığı aşk mektubunda II. Elizabeth, henüz kraliçelik tacını giymemiş bir prensesken tanıştığı Prens Philip ile yeni başlayan ilişkilerini ve Londra'nıngece kulüplerinde dans ettiklerini anlatıyor.
Sky News'in haberine göre, Prenses Elizabeth yazdığı mektubu Prens Philip ile evlenmelerinden birkaç ay önce çiftin düğünüyle ilgili kitap kaleme alan yazar Betty Shew'e teslim etti.
Böhmermann hakkında yüzlerce suç duyurusu
Okuduğu şiirle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği öne sürülen Alman komedyen Jan Böhmermann hakkında yüzlerce kişi suç duyurusunda bulundu. Rheinische Post gazetesine açıklamalarda bulunan soruşturmayı yürüten Mainz Başsavcısı Andrea Keller, tam sayı belirtmemekle birlikte" Suç duyurularının sayısı tahminen üç basamaklı sayıların üst seviyelerinde" ifadelerini kullandı.
Soruşturmanın davaya dönüşüp dönüşmeyeceğinin ne zaman netlik kazanacağı konusunda öngörüde bulunmak istemeyen Savcı Keller, karar vermeden önce Böhmermann'ı dinlemek istiyor.Böhmermann'a soruşturma izni veren fezleke, Türkiye'nin resmi olarak yaptığı suç duyurusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kişisel başvurusu ve özel kişilerin yaptıkları yüzlerce bireysel başvurunun hukuki açıdan birleştirilerek inceleneceğini kaydeden Keller, zanlı Böhmermann'ın henüz bir avukat ismi belirtmediğini söyledi.
Jan Böhmermann, 31 Mart tarihli ZDF televizyonunda yayınlanan Neo Magazin Royal adlı programında okuduğu şiirle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef almıştı. Alman ceza kanununun yabancı devlet adamlarına hakareti düzenleyen 103.maddesi uyarınca Türkiye resmi olarak suç duyurusunda bulunmuş, Alman hükümeti de bir haftalık incelemenin ardından soruşturma izni vermişti.
Almanya, elektrikli otomobilleri 4 bin avro ile teşvik edecek
Alman hükümetinin elektrikli otomobillerin satışının artırılması amacıyla otomobil üreticileriyle birlikte tüketicilere 4 bin avro teşvik primi ödeyeceği bildirildi.
Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sigmar Gabriel ve Ulaştırma Bakanı Alexander Dobrindt otomobil şirketlerinin temsilcileriyle yaptıkları toplantıda alınan kararla ilişkin başkent Berlin'de bir basın toplantısı düzenledi.
Schaeuble, elektrikli otomobil satın alanlara 4 bin, hibrit motorlu araç alan tüketicilere de 3 bin avro teşvik primi ödeneceğini ifade ederek, bu primin yarısını Alman hükümetinin, diğer yarısını da otomobil şirketlerinin karşılayacağını belirtti.
Söz konusu primin ödenmesine bakanlar kurulunun alacağı karardan sonra mayıs ayında başlanacağını ifade eden Schaeuble, primin en fazla 60 bin avro değerinde olan araçlar için geçerli olacağını kaydetti.
Schaeuble, elektrikli araçların satışının en fazla 2019 yılına kadar teşvik edileceğini ifade ederek, ancak bunun için ayrılan toplam 1,2 milyar avronun daha önce tükendiğinde teşvikin de sonlanacağına işaret etti.
Ayrıca federal hükümetin sahip olduğu otomobillerin yüzde 20'sinin elektrikli olmasının hedeflendiğini belirten Schaeuble alt yapı çalışmaları için de 2020 yılına kadar 300 milyon avro ayrılacağını kaydetti.
Ekonomi ve Enerji Bakanı Gabriel de daha önce 2020 yılına kadar 1 milyon elektrikli otomobilin Alman caddelerinde dolaşmasını hedeflediklerini anımsatarak, bu sayıya yaklaşmak için çalışmalar yaptıklarını belirtti.
Gabriel alınan bu yeni kararlarla şu an yaklaşık 50 bin olan elektrikli araç sayısını 500 bine yükseltilmesini amaçladıklarını ifade etti.
Almanya'nın otomobil teknolojisinde ileride olan bir ülke olduğuna işaret eden Gabriel, ancak dijitalleşme sürecinde otomobillerin yeniden keşfedildiğini ve 10-20 yıl sonraki araçların bugünkünden farklı olacağını savundu.
Gabriel, bundan dolayı otomobil sanayisini güçlü kılmayı, sektörü ve iç piyasayı daha da geliştirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Gabriel ayrıca, Almanya'da bu alanda daha fazla bilimsel araştırma yapılmasını da istedi.
Ulaştırma Bakanı Dobrindt de otomobil sektöründe önemli değişimler olduğuna dikkati çekerek, bugün önde olan şirketlerin 10 yıl sonra da önde olup olamayacaklarının şimdiden söylenemeyeceğini belirtti.
Dobrindt, otomobil şirketlerinin bu değişimin galibi olmak için çaba sarf ettiklerini kaydetti.
Bosna Savaşı sırasında öldürülen çocuklar anıldı
Bosna Hersek'te 1992-1995 yılları arasında yaşanan savaşta başkent Saraybosna'daki Jukevica sokağında katledilen çocukların anısına tören düzenlendi.
Başkentteki Jukevica sokağında oyun oynadıkları sırada Sırp güçleri tarafından atılan havan topu sonucu hayatını kaybeden Sakib Smajevic (15), Vedran Milas (13) ve Amel Tarahija (13) ölümlerinin 23'üncü yıl dönümünde anıldı.
Törene, Saraybosna Merkez Belediyesi yetkilerinin yanı sıra Kuşatma Altındaki Saraybosna'da Öldürülen Çocukların Aileleri Derneği üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Dernek Başkanı Fikret Grabovica, törende yaptığı konuşmada, 23 yıl önce üç masum çocuğun oyun oynadıkları sırada öldürüldüğünü anımsatarak "Savaşta öldürülen çocuklar için düzenlenen her anma törenine geldiğimde yüreğim parçalanıyor." dedi.
Törende öldürülen çocukların anısına dualar okundu, olay yerine çelenk bırakıldı.
Bu arada, Saraybosna'da, üç buçuk yıl süren kuşatma boyunca bin 601'i çocuk 11 bin 541 sivil hayatını kaybetti, kentteki tarihi ve kültürel eserler ve altyapı büyük zarar gördü.
Türkmendağı'na saldıran rejim askerleri püskürtüldü
Suriye'nin Lazkiye kırsalındaki Türkmen köylerine girmek isteyen rejim askerleri püskürtüldü.
Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, rejim güçleri, sabahın erken saatlerinde birçok noktaya top atışı başlattı. Türkmen köyü Kelez'e ilerlemek isteyen rejim güçlerine, muhaliflerin karşılık vermesi sonucu şiddetli çatışmalar çıktı.
Çatışmaların yaşandığı bölgede, zayiata uğrayan rejim askerlerinin püskürtüldüğü belirtildi.
Öte yandan, Kelez ve Karaman köylerine yoğun top atışının sürdüğü, rejim güçlerinin ayrıca, Cebel Ekrad'daki Kibbane köyüne de top ve füzeyle saldırdığı kaydedildi.
İran'da eğitim uçuşu yapan F-7 düştü
İran'ın İsfahan kentinde F-7 tipi savaş eğitim uçağı teknik arıza nedeniyle düştü.
İran'ın İsfahan kentinde F-7 tipi savaş eğitim uçağının düştüğü bildirildi.İran'ın İsfahan kentine bağlı Nayin ilçesinde F-7 tipi savaş eğitim uçağının düştüğü bildirildi.
İran devlet televizyonu IRINN'ın haberine göre, İsfahan 8'inci Hava Üssü'nden eğitim uçuşu için havalanan F-7 tipi savaş uçağı Nayin ilçesinde düştü.
PİLOTLAR ATLADI
Haberde, uçaktaki iki kişilik mürettebatın paraşütle atladığı, uçağın boş araziye düşmesiyle olayda can kaybının olmadığı belirtildi.
Uçağın teknik bir arıza nedeniyle düştüğü açıklandı.
Paris'teki terör saldırıları
Paris saldırıları şüphelisi Fransız vatandaşı Salah Abdeslam, Belçika tarafından Fransa'ya iade edildi.
Belçika Federal Savcılığından yapılan açıklamada, Abdeslam'ın 19 Mart tarihli arama kararı çerçevesinde sabah saatlerinde Fransa'ya iade edildiği belirtildi.
Fransa Savcılığı ise Abdeslam'ın yerel saatle 09.05'te (TSİ 10.05) Paris'e vardığını ve tutuklanması talebiyle gün içinde hakim karşısına çıkacağını duyurdu.
Abdeslam, 13 Kasım'daki Paris saldırılarının azmettiricisi ve baş şüphelisi olarak aranırken, 18 Mart'ta Brüksel'in Molenbeek semtinde terörle mücadele ekiplerinin operasyonunda yaralı olarak ele geçirilmişti.
Paris saldırıları sonrası kaçmayı başaran Abdeslam'ın beraberindeki üç kişiyle Belçika'ya geri döndüğü tespit edilmişti. Brüksel doğumlu olan 26 yaşındaki Fransız vatandaşı Abdeslam, Paris saldırısında kendini havaya uçuran Brahim Abdeslam'ın kardeşi.
Abdeslam'ın yakalanmasından 4 gün sonra, Brüksel'de havalimanı ve bir metro istasyonuna saldırı düzenlenmişti. Belçikalı yetkililer, saldırganların Paris'te başka bir saldırı planı içindeyken, Abdeslam'ın yakalanması nedeniyle değişikliğe gidip, Brüksel'i hedef aldıklarını söylemişti. Saldırılarda 32 kişi ölmüş, 270 kişi yaralanmıştı.
PARİS SALDIRILARI
DAEŞ üyeleri, 13 Kasım 2015'te Paris'te eş zamanlı saldırılar gerçekleştirmiş, olayda 130 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırının Brüksel'de Fransız ve Belçika vatandaşları tarafından planlandığı iddiası üzerine operasyonlar başlamış ancak baş şüphelisi olarak aranan Abdeslam'ın yakalanması 4 ayı bulmuştu.
Samiri Yahudilerinin "Hamursuz Bayramı" kutlamaları
Samiri Yahudileri, Batı Şeria'nın Nablus kentinde bulunan Gerizim Dağı'na çıkarak, Hamursuz Bayramı'nı (Pesah) kutladı.
Ortadoğu'nun köklü dini topluluklarından biri olan Samiriler, Hamursuz Bayramı münasebetiyle haccetmek için kutsal kabul ettikleri Gerizim Dağı'nda toplandı. Beyaz elbiseler giyip, kırmızı fes takarak dağa çıkan Samiriler, İsrailoğullarının Mısır'dan çıkışını andı.
Nablus ve İsrail'in başkenti Tel Aviv yakınlarındaki Holon yerleşim bölgesinde yaşayan Samiriler, Hamursuz ve Hasat bayramlarında olduğu gibi Arş Bayramı'nda da Gerizim Dağı'na çıkarak hac yapıyor.
Samiriler kimdir?
Samiriler, Yahudiliğe benzer bir dine inanmanın yanı sıra Yahudilerce bu dinden kabul edilmeyen topluluk olarak tanınıyor. Nablus'ta ve Tel Aviv yakınlarındaki Holon şehrinde yaşayan Samirilerin toplam nüfusunun yaklaşık 750 olduğu tahmin ediliyor.
Yahudiler ile Samiriler arasında birçok farklılık bulunuyor. Yahudilerin Tevrat'ı ile Samirilerin Tevrat'ı arasında 6 bine yakın fark olduğu bilinirken Samiriler, 3 bin 600 yıldır ceylan derisine yazılı orijinal Tevrat'ın kendilerinde olduğuna inanıyor. Samiriler, Kudüs'ün yerine Gerizim'i kutsal mekan olarak kabul edip, oraya çıkarak hac yapıyor.
Aramice diliyle ibadet eden Samirilerin ibadethaneleri, camilerle benzerlik gösteriyor. Yahudilerin Sinagogları gibi içeride masa veya sıra bulunmuyor. İbadetlerinde namaza benzer rüku ve secde ritüelleri yer alıyor.
Samiriler, Pesah, Avis Ekmeği Yeme, Yılbaşı, Hasat, Gufran, Arş ve Şmoni bayramlarını kutluyor.
Filipinler'de rehin tutulan Kanadalının öldürülmesi
Filipinler'de Ebu Seyyaf örgütünün kaçırdığı Kanadalı rehinenin yakınlarının, John Ridsdel öldürülmeden önce örgüte fidye ödemeye hazırlandığı iddia edildi.
Filipin gazetesi Inquirer'ın, adı açıklanmayan bir güvenlik kaynağına dayandırdığı haberde, Ridsdel'in ailesinin ve yakınlarının, Ebu Seyyaf örgütüne 427 bin dolar fidye ödemeyi önerdiği, bu teklifin, Kanadalı rehinenin öldürüldüğü gün, örgütün talebini karşılamadığı gerekçesiyle reddedildiği bildirildi.
Habere göre, güvenlik kaynağı "Teklifi geri çevirdiler, 300 milyon pezo (6 milyon dolar) istiyorlardı" ifadesini kullandı. Örgüte önerilen 427 bin doların, Kanadalı rehinenin, Filipinler'de ve yurt dışındaki ailesi, yakınları ve dostları tarafından toplandığı kaydedildi.
Kanada ve Filipinler hükümetleri, örgütün fidye taleplerine boyun eğmeyeceklerini açıklamışlardı.
Filipinler emniyeti, 68 yaşındaki Ridsdel'in kafası kesilerek öldürüldüğünü ve başının plastik poşet içinde ülkenin güneyindeki Sulu'da bir caddeye bırakıldığını duyurmuştu.
Ridsdel, 7 ay önce Ebu Seyyaf örgütü tarafından Davao kentindeki yat limanından kaçırılmıştı. Örgüt, Ridsdel için 6 milyon dolar fidye talep etmiş ve 25 Nisan'a kadar süre tanımıştı.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, önceki gün yaptığı açıklamada, eylül ayında Filipinler'de Ebu Seyyaf militanlarınca kaçırılan iki Kanada vatandaşından biri olan Ridsdel'in öldürüldüğünü doğrulamıştı.
Başbakan Trudeau, "Gözü dönmüş katil teröristler grubu, bu kan dondurucu cinayeti işlemişlerdir. Bu iğrenç eylemin sorumlularının bulunması için Filipinler ve diğer müttefiklerimizle." demişti.
Ekvador'daki depremler
Güney Amerika ülkelerinden Ekvador'daki depremler nedeniyle mağdur olan halk için uluslararası kamuoyuna yardım çağrısı yapıldı.
Ekvador'daki Birleşmiş Milletler (BM) koordinatörü Diego Zorrilla, düzenlediği basın toplantısında, ülkedeki 350 bin depremzedenin ilk belirlemelerde tespit edilen insani ihtiyaçlarının giderilmesi ve hükümetin bunları karşılayabilmesi için uluslararası toplumun 73 milyon dolar fon sağlaması gerektiğini söyledi.
Zorrilla, BM'nin acil ihtiyaçların karşılanmasına destek ve kaynakların naklinde ön ödeme için merkezi fondan 7 milyon dolar ayırdığını belirtti.
Bu miktarın ilk belirlemelerde saptanan ihtiyaçlar için olduğunu ancak gelecek 2 haftada yeni değerlendirmeler yapılacağını kaydeden Zorrilla, ulusal ve uluslararası yardımları harekete geçirmek adına attığı adımlar nedeniyle Ekvador hükümetine teşekkür etti.
Yardımların gıda güvenliği, acil barınma ihtiyaçları, gıda dışı malzemeler, su, eğitim ve sağlık hizmetleri için kullanılacağı bildirildi.
Ülkede 16 ve 20 Nisan'da meydana gelen 7,8 ve 6,1 büyüklüğündeki iki depremde son belirlemelere göre 655 kişi hayatını kaybetti, 17 bin 638 kişi yaralandı. Hala haber alınamayan 41 kişi için arama kurtarma çalışmaları sürüyor.
Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, hafta sonu, kurbanlar için 8 günlük ulusal yas ilan edildiğini açıklamıştı. Depremin ülkeye zararının 3 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini açıklayan Devlet Başkanı Correa, hasarın altından kalkabilmek için vergi oranlarını artırmıştı.
Correa, katma değer vergisini yüzde 12'den 14'e çıkarmış, 1 milyon dolardan fazla varlığa sahip olanların bir kereye mahsus olmak üzere servetlerinin yüzde 0,9'u oranında vergi ödemesine karar vermişti. Aylık kazancı bin doları aşanların maaşından bir günlük, 5 bin doları aşanların maaşından da 5 günlük mesai tutarında kesinti yapılacağını belirten Correa, Dünya Bankasından 600 milyon dolar kredi talebinde bulunmuştu.
Ekonomisi daralmakta olan ülke son olarak düşen petrol fiyatları nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekvador ekonomisinin bu yıl yüzde 4,5 küçüleceğini tahmin ediyor.
Kitaroviç'ten Erdoğan'a forma jesti
Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinde Grabar Kitaroviç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye ve Hırvatistan formalarının birleşimiyle oluşturulmuş bir forma hediye etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinde Grabar Kitaroviç'in onuruna verdiği resmi akşam yemeğine katıldı. Kitaroviç, yemek sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iki ülkenin renklerini taşıyan 10 numaralı forma hediye etti. Hırvatistan'ın efsane futbolcularından Davor Suker de bu karede yer aldı.
A Milli Takımımız, EURO 2016'da D Grubu'nda Hırvatistan ile mücadele edecek. 12 Haziran'da oynanacak maç öncesi iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından dostluk mesajı verildi.