Kanal İstanbul'un statüsü belli oldu
İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yapılması planlanan Kanal İstanbul projesiyle ilgili düzenleme yapıldı.
Petrol ve tehlikeli madde taşıyan gemileri İstanbul Boğazı'ndan geçirmemek için yapılması planlanan Kanal İstanbul'un statüsü belli oldu.
Genel sağlık sigortası borçları, zorunlu trafik sigortası gibi çeşitli alanlarda yapılan düzenlemeler, bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme paketinde Kanal İstanbul projesi de yer aldı.
Buna göre, Kanal İstanbul Projesi, su yolu olarak tanımlandı. Proje için su yolu tanımlaması yapılması, su yollarına statü kazandırmış oldu.
PROJE ALANLARINDAKİ ARAZİLER
Bu konuyla bağlantılı olarak Avrupa yakasındaki projeler için de düzenleme yapıldı. Avrupa Yakası'ndaki proje alanlarında yer alan mera, yaylak ve kışlak gibi yerlerin vasıfları, resen kaldırılacak ve bu taşınmazlar 'hazine' adına tescil edilecek.
Fitch'ten Türk bankaları değerlendirmesi
Fitch Ratings Finansal Kuruluşlar Direktörü Liddell, "Türkiye'de bankaların uygun sermayelendirme ve likidite yapısı nedeniyle ekonomik şoklara direncinin yeterli seviyede olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Konuya ilişkin soruları yanıtlayan Liddell, Türk bankalarının temel finansal ölçütlerinin, yakın gelecekte yeterli seviyede olmaya devam edeceğini öngördü.
Liddell, mevcut tamponların, orta ölçekli varlık kalitesindeki baskıları absorbe etmek için yeterli olacağını belirterek, "Temel senaryomuz, Türk bankalarının piyasa erişimini devam ettirmesi yönünde. Piyasa erişiminin kesintiye uğraması durumunda ise bankalar en azından bir yıla kadarki kısa vadeli yükümlülükleri için yeterli döviz likiditesi tedarik edebilecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Bankaların sermaye ve performans rasyolarının daha önceki dönemlere kıyasla bir miktar daraldığını, bu yüzden varlık kalitesi ve döviz likiditesi açısından bazı aşağı yönlü risklerin bulunduğunu dile getiren Liddell, "Türk bankaları halen yeniden finansman riski oluşturan, bankaları yatırımcı algısındaki potansiyel değişimlere maruz bırakan kısa vadeli dış finansmana bağımlı durumunda. Buna rağmen Türk bankalarının temel finansal ölçütlerinin yakın gelecekte yeterli seviyede olmaya devam etmesini bekliyoruz." görüşünü paylaştı.
"BANKALARDA ŞOKLARA KARŞI DİRENÇ YETERLİ SEVİYEDE"
Liddell, Türk bankalarının önümüzdeki döneme ilişkin performansına ilişkin, "Türk bankalarının performansının, makul seviyede seyretmeye devam etmesini bekliyoruz. Buna rağmen, tarihsel seviyelere kıyasla daha yavaş olan ekonomik büyüme, rekabet sebebiyle marj daralması, sektörde yüksek seviyedeki döviz cinsinden borçlanma, varlık kalitesindeki baskılar, geçen yıldan beri yerel para birimindeki sert değer kayıpları gibi etkenlerin yarattığı zorluklar devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Türk bankalarının olası şoklara karşı nasıl bir performans sergileyebileceğine de değinen Liddell, "Türkiye'de bankaların uygun sermayelendirme ve likidite yapısı nedeniyle ekonomik şoklara direncinin yeterli seviyede olduğunu düşünüyoruz." dedi.
Liddell, sermaye tamponlarının Türk lirasında son dönemde görülen değer kaybı sebebiyle bir miktar azaldığını söyleyerek, "Bu da risk ağırlıklı varlıkları artırdı. Basel III'ün sermaye gereksinimine geçiş sırasında bankaların sermaye esnekliği orta vadede azalacaktır. Sonuç olarak, bazı bankaların orta vadede ek sermayeye gereksinimi olabilir. Buna rağmen sektörün toplam sermaye yeterliliği uygun seviyede." diye konuştu
Türkiye ve Rusya tarım ürünleriyle ilgili görüşecek
Türkiye ve Rusya, Türk tarım ürünlerinin Rusya'nın talep ettiği kriterlere uyumu konusuyla ilgili Moskova'da görüşmelere başlamaya hazırlanıyor
Türkiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı heyeti, Türk tarım ürünlerinin insan sağlığıyla ilgili denetim ve bazı teknik analizler üzerine görüşmeler yapmak amacıyla dün akşam Moskova'ya geldi. İki tarafın bugün temaslarda bulunması bekleniyor.
Edinilen bilgiye göre, dört kişilik Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı heyeti, Rusya Federal Bitki Sağlığı Denetim Servisinin (Rosselhoznadzor) daveti üzerine dün akşam itibarıyla Rusya'nın başkenti Moskova'ya ulaştı.
Heyetin bugün, Rosselhoznadzor yetkilileriyle, özellikle Rusya tarafından yaptırım uygulanmayan Türk tarım ürünlerinin Rusya'nın talep ettiği kriterlere uyumu konusunu ele alması bekleniyor.
RUSYA DAVET ETTİ
Geçen hafta Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor) Başkan Yardımcısı Aleksey Alekseenko, Türk temsilcilerin önümüzdeki hafta Türk sebze ve meyvelerinin Rusya'ya sevkiyatını görüşmek için Moskova'ya geleceğini bildirmişti.
Alekseenko, Rus haber ajansı Ria Novosti'ye yaptığı açıklamalarda, "Türkleri buraya davet ettik, onlar bu ziyareti kabul ettiler. Görüşmeler önümüzdeki hafta Moskova'da gerçekleşecek. Görüşmeler sırasında laboratuvar kontrolleri de dahil olmak üzere sebze ve meyvelerin sevkiyatında güvenliğin sağlanma sistemi ele alınacak" demişti.
Dev şirket itiraf etti: 25 yıldır kandırıyoruz
Japon otomobil üreticisi Mitsubishi, geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan yakıt skandalına yönelik yeni açıklamalar yaptı. Şirketin yöneticileri yakıt konusunda yetkilileri 1991 yılından bu yana 'kandırdıklarını' itiraf etti.
"KANDIRIYORUZ!"
Şirketin araçlarına yönelik yapılan araştırmalar da modellerin yakıt ekonomisi konusunda 1991 yılından bu yana yanlış bilgilerin paylaşıldığı ortaya çıktı. Daha önceki açıklamalarda, hileli açıklamalara maruz kalan araç sayısı 600 bin olarak açıklanmıştı.
Mitsubishi Başkanı Tetsuro Aikawa gazetecilere yaptığı açıklamada, şirkete yönelik araştırmanın devam ettiğini söyledi ve kanunlara aykırı başka düzensizliklerin de ortaya çıkma ihtimali olduğunu söyledi.
Başkan şu aşamada şirketin asıl bir hareket planı olduğunun belirsizliğini koruduğunu da itiraf etti.Aikawa, çalışanların neden böyle bir hileye başvurduğu konusunda da bilgisi olmadığını ifade etti.
Bakandan plaka uyarısı
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, yabancı plakalı araçların Türkiye'ye getirilebilmesi için son 1 yılın 185 gününün yurt dışında geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Gerekli şartları sağlamayanların taşıt getirmelerine izin verilmemektedir." dedi.
Tüfenkci, Türkiye gümrük bölgesi dışında yerleşik kişilerin getirdikleri kişisel kara taşıtlarına verilen geçici ithal izni süresinin 6 aydan 24 aya çıkarıldığını anımsattı.
Bu sayede özellikle gurbetçi Vatandaşların Türkiye'de araçlarıyla daha uzun süre kalabilmelerine imkan sağlandığına dikkati çeken Tüfenkci, "Hizmet anlayışımızı, vatandaş odaklı şekilde sürekli geliştiriyoruz. Mesai kavramı gözetmeksizin, vatandaşlarımızın huzuru, refahı için görev yapıyoruz. Gümrüklerimizi bir yandan daha güvenli hale getirirken, giriş-çıkışların da daha hızlı yapılması yönünde gayret ediyoruz." ifadelerini kullandı.Sınır kapılarında mağduriyetlerin önlenmesi adına gerekli tüm tedbirleri almaya devam ettiklerini kaydeden Tüfenkci, "İlgili Bakanlar Kurulu kararı ve tebliğ hükümleri uyarınca, turistik kolaylık kapsamında yabancı plakalı taşıt getirebilmek için Türkiye gümrük bölgesi dışında yerleşik olma şartının sağlanması gerekiyor. Bu şart emekli-çalışan, yerli-yabancı ayrımı olmaksızın taşıtın ülkeye girişinde kontrol edilmektedir. Yabancı plakalı aracınızı Türkiye'ye getirmek için son 1 yılın 185 gününü yurt dışında geçirmiş olmanız gerekiyor." diye konuştu.
Tüfenkci, özellikle Türkiye'de uzun süreli kalan başta yurt dışından emekli çifte vatandaşlar, mavi kart hamili vatandaşlar ile yabancı vatandaşların bu süreye dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizerek, "Zira süre şartını sağlamayan kişilerin taşıtlarının Türkiye'ye girişine izin verilmemektedir. Sadece pasaport giriş çıkış kayıtlarına bakarak yapılacak süre hesabı yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçecektir." değerlendirmesinde bulundu.
SINIR KAPILARINDA DENETİM
Bakan Tüfenkci, gümrüklerde bekleme sürelerini de en aza indirerek ihracatın artması için çok yönlü çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Özelikle muayene memurlarının kağıt ortamından süratle uzaklaşmasını istediklerini aktaran Tüfenkci, konuşmasına şöyle devam etti:
''Bakanlık olarak hedefimiz, tüm gümrük işlemleri açısından maliyetleri düşürmek, kırtasiyeciliği bertaraf etmek ve işlem süresini azaltarak eşyanın bir an önce nihai varış noktasına ulaşmasını sağlamaktır. Özelikle muayene memurlarının tablet bilgisayar kullanmalarını ve kağıt ortamında hızla uzaklaşmasını istiyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımızı bitirmek üzereyiz. İnşallah 2017 itibarıyla tüm sınır kapılarımız, kontrol edilebilir, şeffaf ve birbirleriyle entegre yapı oluşturacak.''
Merkez Bankası Başkanı konuştu, dolardüştü
Güne 2,84'ün üzerinde başlayan dolar Merkez Bankası'nın yeni başkanı Murat Çetinkaya'nın açıklamalarının ardından geriledi.
Dolar/TL, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'nın mesajlarının ardından düştü.Dolar/TL saat 10.52'te 2,8365'i gördü.
Piyasaların odağındaki diğer konular ise ABD ve Japonya merkez bankalarının yarınki faiz toplantı kararları olacak.
BORSA YÜKSELDİ
Günün ilk yarısında 85.000 puan sınırına kadar gerileyen BIST 100 endeksi, krediderecelendirme kuruluşu Fitch Ratings Finansal Kuruluşlar Direktörü Lindsey Liddell'in Türk bankacılık sektörü ile ilgili açıklamaları ve Merkez Bankası Enflasyon Raporu'nda 2016 ve 2017 yılı enflasyon tahmininin değişmemesinin ardından yükselişe geçerek 85.525,51 puanı gördü.
FED KARARLARI BEKLENİYOR
Piyasaların gündemindeki bir diğer konu olan yarınki Fed toplantısında ise politika yapıcılarının faizleri değiştirmeyerek sabit tutmaları fakat ekonomik görünüme yönelik açıklamalarını biraz değiştirerek daha olumlu şartları ön plana çıkarmaları ve gelecekte faizleri artırmak için açık kapı bırakmaları bekleniyor.
Piyasalar böylesi bir yaklaşımı beklerken, FOMC'nin 26-27 Nisan'da gerçekleştireceği toplantıda faiz artışına hiç şans vermiyor ve 14-15 Haziran'da gerçekleşecek toplantıda ise bir faiz artışına beşte bir şans veriyor. Reuters tarafından gerçekleştirilen ankete göre bu yıl için iki faiz artışı bekleniyor.
Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini açıkladı
Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı. Başkan "Enflasyon tahminlerinde bir önceki rapora göre değişiklik yapmadık" dedi. Çetinkaya, 2016'da enflasyonun beklentisini yüzde 7,5'e, 2017 yılında yüzde 6'ya geriledikten sonra 2018 yılında yüzde 5 olarak istikrar kazanacağını belirtti.
Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı. Başkan "Enflasyon tahminlerinde bir önceki rapora göre değişiklik yapmadık" dedi. Çetinkaya, 2016'da enflasyonun beklentisini yüzde 7,5'e, 2017 yılında yüzde 6'ya geriledikten sonra 2018 yılında yüzde 5 olarak istikrar kazanacağını belirtti.
Çetinkaya, küresel piyasalardaki gelişmelerin Türkiye ekonomisini olumlu etkilediğini söyledi. Çetinkaya, "Merkez Bankası olarak enflasyon görünümünde sıkı döviz likiditesinde destekleyici politikayı sürdürdük. 2016'nın ilk çeyreğinde enflasyon beklentilerini fiyatlama davranışlarını dikkate alarak likiditede sıkı duruşu sürdürdük. Küresel oynaklığın azalmasıyla geniş faiz koridoruna duyulan ihtiyaç azaldı" dedi.
Çetinkaya, küresel oynaklığın devam etmesi durumunda sıkı parapolitikasını daha dar bir faiz koridoru içinde uygulayacaklarını, önümüzdeki dönemde de sadeleşme adımlarına devam edeceklerini söyledi.
ENFLASYON TAHMİNİ DEĞİŞMEDİ
Murat Çetinkaya konuşmasını "Cari dengedeki iyileşme devam edecek. Ocak raporu varsayımına göre ham petrol varsayımını yukarı güncelledik. Ham petrol fiyatları varsayımı 2016 yılı için 37 dolardan 40 dolara güncellendi. Gıda fiyatlarındaki düşüşün kısa vadede devam etmesini bekliyoruz. Yıl sonu gıda enflasyonu varsayımı yüzde 9, 2017 için yüzde 8 olarak korundu. Baz etkisi kaynaklı yükselmesi beklenen enflasyonun dalgalı seyir izleyerek yıl sonunda yüzde 7.5 olacağını tahmin ediyoruz. Merkez Bankası fiyat istikrarını temel hedef olarak gözetecek. Tam anlamıyla fiyat istikrarına ulaşıldığını söylemek mümkün değil." şeklinde sürdürdü.
YENİ DÖNEMDE DAHA SADE PARA POLİTİKASI UYGULAYACAĞIZ
Çetinkaya, enflasyonun hedefin üzerinde oynak olmasında yapısal faktörlerin rolünün azımsanamayacak düzeyde olduğunu belirterek "Yeni dönemde tercihimiz daha sade ve öngörülebilir bir parapolitikasından yana olacak. Nihai amacımız fiyat istikrarını sağlamak ekonomik istikrarı pekiştirmek. Sadeleşmede bir çok faktöre bakıyoruz. En baş faktör küresel faktörler, ayrıca enflasyonu etkileyen faktörler de önemli. Sadeleşme adımlarına imkanlar el verdiği şekilde devam edilecek. Önümüzdeki dönemde tek bir politika faizi daha dar ve simetrik bir faiz koridoru olası risk senaryolarında yeterli politika manevra alanını verecek. Sadeleşmeyi olabilecek en makul hızla tamamlama hedefindeyiz. Sadeleşme konusunda kurul üyelerinin tamamının net ve ortak görüşü söz konusu" dedi.
Intel 12 bin kişiyi işten çıkaracak
Mikroçip devi Intel, 12 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurdu.
İşten çıkarmalara neden olarak şirketin yeniden yapılandırmaya gidecek olması, bulut ve akıllı telefon teknolojilerine daha fazla ağırlık vereceği belirtildi. Şirketin yeni dönemde kişisel bilgisayar alanına artık daha az önem göstereceği bildirildi.
GSS prim borçları Resmi Gazete'de
Gençlerin GSS borçlarının silinmesi ve zorunlu trafiksigortası düzenlemelerini içeren yasa yayımlandı.
Yasaya göre, zorunlu trafik sigortasında, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri sigorta kapsamı dışında kalacak.
Gençlerin genel sağlık sigortası (GSS) borçlarının silinmesi, zorunlu trafik sigortası ve 65 yaş aylıklarına ilişkin yeni düzenlemelerin de aralarında bulunduğu 6704 sayılı torba yasa yayımlandı.
65 YAŞ AYLIĞI KESİNTİSİZ DEVAM EDECEK
Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan yasa, 65 yaş aylığı alanların kimin yanında yaşarsa yaşasın, maaşlarını kesintisiz almasına olanak tanırken; terörizmin finansmanı suçuyla mücadeleye de yeni tedbirler getirilmesini öngörüyor.
Manisa'da 'Siyah Elmas' ormanı bulundu
İZMİR Orman Bölge Müdürü Şahin Aybal, Manisa'nın Demirci ile Soma İlçesi'nde toplam 11 hektarlık zengin trüf ormanı tespit ettiklerini, işletmesini yöre halkına vererek ekonomiye katkı sağlayacaklarını dile getirdi.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 'Siyah Elmas' olarak değerlendirilen ve kilosu 1000 Euro'ya satılan trüf mantar yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak için başlattığı çalışma kapsamında Demirci İlçesi'nde 1, Soma İlçesi'nde ise 10 hektarlık trüf ormanı tespit edildi. İzmir Orman Bölge Müdürü Şahin Aybal, Manisa'da tespit edilen doğal trüf ormanlarının koruma altına alındığını anlatırken şöyle konuştu:
"Demirci ilçemizde 1 hektarlık alanda, daha çok Soma İlçemizde Çerkez Hamidiye Mahallesi civarlarında ise bir kısmı mera, bir kısmı ormanlık alan olmak üzere yaklaşık 10 hektarlık alanda zengin trüf sahası tespit ettik. Önümüzdeki dönemde trüf ormanın daha da zenginleştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışmamız olacak. Hem ülke hemde o bölgedeki yöre halkına ekonomik anlamda katkı sağlaması hususunda planlama çalışmaları yapılıyor."
SOMA'NIN 'YENİ KARA ELMASI'; TRÜF
Özellikle Soma İlçesi'nde keşfedilen zengin trüf ormanını yöre halkının ekonomisine önemli katkı sağlayabileceğini dile getiren Bölge Müdürü Aybal, şöyle konuştu:
"Siyah elmas' olarak nitelendirilen trüf mantarı Soma ilçemize yeni bir boyut kazandırabilir. Şuanda bu alanın koruması tamamen Manisa Orman İşletme Müdürlüğümüzde. Şimdi bu bölgemizde ne kadar trüf mantarı yetiştirilebilir, nasıl yaygınlaştırılabilir, işletmesi nasıl yapılabilir konularında gerekli çalışmaları başlattık. Önümüzdeki süreç içerisinde planlamamızı tamamladıktan sonra buranın işletmesini bölge halkımız içinde meraklı olanlara vereceğiz. Böylece hem kendi, hem ilçe hemde ülke ekonomisine katkı sağlamış olacağız."
Bölge Müdürü Aybal ayrıca, trüf ormanını eko truzmine açık olan bölgelerde olduğunu da belirterek, "Trüf mantarı çok kolay bulunabilen bir mantar değildir. Çok ince araştırması vardır. Bunun için özel köpekler eğitilir. Yurtdışında bazı ülkelerde bunun eko turizmi yapılıyor. Meraklısı olan vatandaşlar özel eğitimli köpekleriyle türf mantarı bulmaya çıkıyor. Soma İlçemizdeki alanda da böyle bir eko turizm yapabiliriz" diye konuştu.
Bölge Müdürü Aybal son olarak, Manisa'daki başka ilçelerde trüf ormanı bulma çalışmalarının devam ettiğini çalışmalar neticesinde ortaya çıkacak trüf ormanlarının koruma altına alınacağını söyledi
BDDK'dan 4 şirkete faaliyet izni
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca (BDDK) 4 şirkete faaliyet izni verildi.
Buna göre Kurul, Hedef Varlık AŞ'ye Bankacılık Kanunu ve Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddeleri çerçevesinde faaliyet izni verilmesini uygun buldu.
Paytr Ödeme Hizmetleri AŞ ve Paytrek Ödeme Kurulu Hizmetleri AŞ'nin ödeme kuruluşu olarak faaliyette bulunmasına izin veren Kurul, Papara Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ'ye de elektronik para ihraç etmek üzere elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izni verilmesini kararlaştırdı.
Fındık üreticisinin umudu TMO
Serbest piyasada 8,50 lira seviyelerine gerileyen fındık fiyatının yeniden 10 lira üzerine çıkmasını bekleyen üreticiler, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) müdahale alımı yapmasını bekliyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Ordu Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Arslan Soydan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fındıkta düşen fiyatlara ilişkin henüz atılan somut adımlar olmadığını öne sürerek, "Tek çareTMO'nun devreye sokulmasıdır. Bu yönde çalışmalar olduğunu biliyoruz. TMO'nun bir an evvel piyasaya girerek fındık alımı yapmasını bekliyoruz" dedi.
Soydan, 2015 Kasım ayı başlarında 14-15 lira olan kabuklu fındık fiyatının, 8,50 liraya inmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Üreticilerimiz sabırla atılacak adımları bekliyor. Bir kesim ısrarla fiyatların yükselmesini istemiyor. Üreticilerimiz de ısrarla direnerek ürünlerini pazara indirmiyor" ifadelerini kullandı.
Fiyatların yeniden 10 liranın üzerine çıkması durumunda üreticilerin fındıklarını satacaklarını dile getiren Soydan, "Şu anda tek çare olarak TMO'nun piyasaya girmesi görünüyor. TMO'nun piyasaya müdahale etmesi durumunda fındık üzerindeki oyun bozulacaktır. Biz fındık üreticilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyoruz. Bu üreticinin dayanacak gücü kalmadı artık. Bir an önce müjdeli haberler almayı bekliyoruz" diye konuştu.
- Düğün yapacak aileler fiyatların yükselmesini bekliyor
Soydan, bölgede düğün sezonunun açıldığını ancak fındık fiyatlarının düşük olmasından dolayı bazı çiftlerin düğünlerini ertelemek durumunda kaldığını kaydederek, şunları söyledi:
"Fındık milyonlarca kişinin geçim kaynağı. Karadeniz'de yıllardır aileler fındıktan elde ettikleri gelirlerle düğünlerini yapar ancak bu sezon fındık, üreticinin elinde kaldı. Fındığını satamayan üreticiler planlarını da ertelemek zorunda kaldı. Bunların başında düğünler geliyor. Evlenecek çiftlerin aileleri fındık parasıyla alışveriş yapacak,altın alacak ancak fındık fiyatı istedikleri gibi olmadığından bazı düğünler ertelenmiş durumda."
Devleti 2 milyon 160 bin lira zarardan kurtardılar
Bolu'da ekonomik ömrünü tamamlayarak hurdaya çıkartılan 8 kamyon, asfalt yama robotuna dönüştürüldü. Bu sayede devletin kasasından 2 milyon 160 bin lira çıkması engellenmiş oldu.
Bolu'da, ekonomik ömrünü tamamlaması nedeniyle hurdaya çıkartılan 8 kamyon, her biri için 30 bin lira maliyetle asfalt yama robotuna dönüştürüldü.
Bolu İl Özel İdaresinin iş makinesi parkında bulunan ve ekonomik ömrünü tamamlayan 8 adet damperli kamyonun hurdaya çıkartılmasına karar verilirken, ilçelerin yollarında meydana gelen hasarların onarılması için de asfalt yama robotu alınması gündeme geldi.
Bunun üzerine, İl Özel İdaresinde görev yapan makine mühendisleri hurdaya çıkartılan kamyonların yama robotuna dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini araştırmaya başladı.
Yapılan teknik araştırma sonucunda ilde bulunan sanayi esnafının da görüşleri alınarak, hurdaya çıkartılan damperli kamyonların üzerinde yapılacak değişikliklerle yama robotuna dönüştürülebileceği kanısına varıldı.
Bolu İl Genel Meclisinin kararı doğrultusunda bir kamyon, makine mühendisleri tarafından hazırlanan projeye göre tadilata sokularak asfalt yama robotuna dönüştürülüp, test sürüşüne çıkarıldı. Arazide yapılan denemelerin ardından İl Özel İdaresinin makine mühendisleri ve sanayi esnafının çabalarıyla yapılan yama robotlarının piyasada 300 bin liraya satılan asfalt yama robotlarıyla aynı işi yaptığı belirlendi.
Bunun üzerine İl Genel Meclisinden çıkan karar doğrultusunda ilde bulunan 8 ilçeye birer yama robotu yapılması kararlaştırıldı.
ONDA BİR FİYATINA
Yapılan çalışma hakkında AA muhabirine bilgi veren Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, "Arazide yama çalışmalarında kullandığımız robotlar var. Bunların yenileri 300 bin lira civarında. Bizde (eski kamyonların üzerine bu robotu nasıl monte edebiliriz) diye bir düşünce oluştu. Sanayi esnafıyla görüşerek yaklaşık 30 bin lira gibi bir değerle her ilçemize birer tane olmak üzere 8 yama robotu yaptık." dedi.
Kendi hazırladıkları projeye göre yapılan yama robotlarının birçok avantaj sağladığını belirten Köstereli, bu araçla arazide yapacakları çalışmalara daha da hızlı gidebileceklerini söyledi.
Köstereli, yama robotu yaptıklarını öğrenen diğer illerin de kendilerinden bilgi alarak bu tarz bir makine imalatı için girişimde bulunduğunu dile getirdi.
40 GÜNDE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Bolu İl Özel İdare Destek Hizmetler Müdürü Sedat Türkan ise yaptıkları çalışma sonucunda araç başı yaklaşık 270 bin lira gibi bir tasarruf sağladıklarına işaret etti.
Yama robotuna dönüştürdükleri araçların artık ekonomik değeri kalmadığını anlatan Türkan, şöyle devam etti:
"Bu araç damperli kamyondu. Damperini üzerinden indirdik. Üzerine komple ekipmanı olan yama robotu ekipmanı üst yapısını koydurduk. Bu aracımızda, emülsiyon tankımız, mazot tankımız ve otomatik boşaltma sistemimiz var. Yaklaşık 8 metreküp hacmi var. Tonaj olarak da yaklaşık 13 ton kapasitesi var. Arkasında bulunan çeki demirine römork ve silindirimizi koyacağız. Bu araç yola gittiği zaman hiç ilave bir şey istemeden yama yapabilecek."
Türkan, ekonomik ömrü dolduğu için hurdaya çıkarmayı düşündükleri kamyonların ömrünü uzattıklarını belirterek, bu kamyonları 10-15 yıl daha kullanabileceklerini düşündüklerini kaydetti.
Yaklaşık bir ay bu sistemin geliştirilmesi için çaba harcadıklarını söyleyen Türkan, "Beraber çalıştığımız firma bu araçları yapabilmek için TSE'den CE belgesi aldı. Ondan sonra yaklaşık 40 günde 8 adet kamyonu yama robotuna çevirdik." dedi.
Asfalt yama robotunu Ankara'da bulunan bir firmayla istişare ederek geliştirdiklerini dile getiren Türkan, söz konusu firmanın Bolu'dan sonra 2-3 ilden daha benzer siparişler aldığını bildirdi.
Kayısının kilogramı 6 liraya düştü
Mersin'in Silifke ilçesinde örtü altında yetiştirilen ve kilogramı 50 liradan satılan kayısının fiyatı, açık alanda başlayan hasatla 6 liraya düştü.
Silifke Kayısı Üreticileri Birliği Başkanı İsmail Gürses, gazetecilere, bu yıl ürünün geçmiş yıllara göre az, ancak fiyatının tatmin edici olduğunu söyledi.
Örtü altında ilk hasadı yapıldığında kayısının kilogramının 50 liradan satıldığını aktaran Gürses, "Açık alanda kayısı hasadı başladı. Bu nedenle 50 liradan satılan kayısının fiyatı 6 liraya geriledi. Bu fiyat da çok iyi. Bu şekilde devam ederse üreticilerimiz emeklerinin karşılığını alır." dedi.
Gürses, hasat edilen kayısının gelen talebe göre Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin farklı illerine gönderildiğini kaydetti.
Bu yıl ilçe genelinde bin 200 dönümde yaklaşık 10 bin ton kayısı hasadı yapılacağını dile getiren Gürses, şöyle konuştu:
"İlçede kayısı üretimi 2003 yılında İtalya'dan getirilen 25 bin Ninfa fidanı 100 dönüm araziye dikerek başlandı. Dileğimiz, geçmiş yıllardaki gibi fiyatların bir anda çok aşağılara düşmemesi yönünde. Fiyatlar bir anda düşerse üreticilerimiz masraflarını karşılayamadığı gibi zarar edip mağdur olur. Öte yandan çiftçilerimizi bilinçli üretim yapmaları konusunda bilgilendirdik. Yurdun değişik bölgelerinde düzenlenen seminer ve tarım fuarlarına da katılarak hem ürettiğimiz ürünleri tanıtıyoruz hem de oradan aldığımız teknik bilgileri üreticilerimize aktarıyoruz."
Ankara'da LPG'li araçların yüzde 90'ı denetimsiz
Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2015 yılsonu verilerine göre; Ankara da toplam otomobil sayısı 1 milyon 222 bin 519 adet, LPG'li otomobil sayısı 552 bin 50 adet olarak açıkladı.
"YAKLAŞIK 500 BİN LPG'Lİ ARAÇ, GAZ SIZDIRMAZLIK RAPORU ALMADI"
Makina mühendisleri odası Ankara Şube Başkanı Ö.Varlık Özerciyes, "Otomobillerin neredeyse yüzde 50'si LPG'li olan Ankara'da ticari araçların yılda bir, özel araçların da iki yılda bir gaz sızdırmazlık denetimini yaptırması gerekmektedir. TMMOB'den 2014 yılında 50 bin 136 adet, 2015 yılında ise 52 bin 47 adet LPG'li araç gaz sızdırmazlık raporu aldı. Bu durumda iki yıl boyunca Ankara'da gaz sızdırmazlık denetiminden geçen araç sayısı 102 bin 183'tür. Bu veriler üzerine 2015 yılında Ankara'daki LPG'li araçların sadece yüzde 10'u gaz sızdırmazlık testi yaptığı görülüyor. Yaklaşık 500 bin LPG'li araç, gaz sızdırmazlık raporu olmadan başkent trafiğinde seyir halinde bulunmaktadır."dedi.
"MUAYENEDEN GEÇEN ARAÇ SAYISI YILLARA GÖRE AZALMA GÖSTERDİ"
Geçen yıllara göre verileri açıklayan Özerciyes,"2011 yılında toplam bin 4 ticari araç TMMOB'den gaz sızdırmazlık raporu almışken; genelge sonrası 2012 yılında 382, 2013'te 289, 2014'te 245 ve 2015'te ise 326 araç muayeneden geçtiği görülmektedir. Uzman mühendislerin istihdam edildiği ve standartlara uygun dönüşüm yapan yetkili firmalar piyasadan silinmekte; onların yerine kayıt dışı,yetkisiz, niteliksiz, bünyesinde uzman bulundurmayan, standart dışı malzemenin kullanıldığı kontrolsüz firmalar piyasaya tekrar hâkim olmaya başladı." dedi.
Taşeron işçilere kadro düzenlemesiyle ilgili tüm detaylar!
Taşeron işçilerin kadroya alınması sürecinde neler yaşanacak? Taşeron işçilerin kamuda istihdamında hangi şartlar aranacak? İşte taşeron düzenlemesi ile ilgili detaylar...
Maliye Bakanı Naci Ağbal son yaptığı açıklamada, taşeron işçilerin kamuda istihdamına ilişkin "Şu ana kadar, ilk başta yapmış olduğumuz açıklamaların dışında herhangi bir şekilde yeni bir değerlendirme, konuyla ilgili olarak farklı bir bakış açımız yok." dedi.
Kamuda çalışan taşeron işçiler
Taşeron işçilere kadro düzenlemesinden hangi işçiler yararlanacak? Aranan şartlar ne? Mali ve sosyal hakları ne olacak? Kamuda istihdamın yanı sıra belediye ve il özel idarelerinde ile bağlı kuruluşlarında çalışan taşeronların durumu nedir?
Merak edilen tüm bu sorulara AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı, Ekonomi Bülteni'nde yanıt verdi. İşte merak edilen soruların cevapları:
Hangi işçiler bu haktan yararlanacak?
Sayın Başbakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun açıklamış olduğu düzenleme, sadece aşağıda belirtilen kamu işyerlerindeki alt işveren (taşeron) işçilerini ilgilendirmektedir. Özel sektör şirketlerine ait işyerlerinde çalışan alt işveren (taşeron) işçileri bu kapsamda değildir.
- Genel ve özel bütçeli idareler,
- Düzenleyici ve denetleyici kurumlar,
- Sosyal güvenlik kurumları ile bunlara bağlı döner sermayeli idareler,
- İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlar,
- Özel kanunlarla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları,
bünyesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım işlerinde çalışan işçilerin kapsama alınması öngörülmektedir.
Kamuda hem asıl işlerde ve hem de yardımcı işlerde çalışan yaklaşık 720 bin işçi bu haktan yararlanacak. Bu şekilde özel sözleşmeli personel olarak istihdam edilecek işçiler, 12 ay boyunca ve tam zamanlı olarak çalışanlar olup, emekliliğe hak kazananlar ise bu durumdan yararlanamayacak.
Bu kapsamdaki kişilerde aranacak şartlar nelerdir?
Kamu işyerlerindeki alt işveren (taşeron) işçilerinin özel sözleşmeli personel olarak alınabilmesi için aranacak şartlar aşağıda yer almaktadır;
- Kurum ve iş açısından kapsamda bulunmak,
- Tasarının TBMM'ye sevk edildiği tarih itibariyle çalışıyor olmak,
- Kapsamdaki idarelerde 1 Kasım itibarıyla çalışıyor olmak,
- Yaş hariç devlet memurluğuna atanmak için öngörülen genel şartları taşımak,
- Emekli aylığı almaya hak kazanmamış olmak,
- 65 yaşını doldurmamış olmak,
- Haftalık çalışma saatinin tamamında idareye ait işlerde çalışıyor olmak,
- Dava açma dâhil her türlü haklarından feragat etmek,
- Yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınavda başarılı olmak,
- Devletin güvenliğine karşı suçlar ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlarla ilgili olarak hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak. Bu şartların tümünün sağlanması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen şartları yerine getiremeyen alt işveren (taşeron) işçileri, özel sözleşmeli personel olma hakkından yararlanamayacaktır.
Hangi işler bu kapsama girmektedir?
- Kamu İhale Kanunu ve diğer ilgili kanunlar kapsamında ve asıl işveren alt işveren (taşeron) ilişkisinin kurulduğu "personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında" yer alan asıl ve yardımcı işlerde,
- Süreklilik arz eden (bir yıl-12 ay) hizmetlere ilişkin işlerde,
- İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği işlerde çalışanlar bu haktan yararlanabilecektir.
Söz konusu kapsam dışında kalan 3 aylık veya 6 aylık bir çalışma dönemi için geçici işçi olarak çalıştırılan kişiler bu haktan faydalanamayacaktır.
Alt işveren (taşeron) işçisi "özel sözleşmeli personel" olacak mı?
Özel sözleşmeli personel modeli, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına dair hükümlerine tabi olmaksızın alt işveren (taşeron) işçilerinin atamalarının yapılabilmesi ve bunlar aracılığıyla yürütülen hizmetlerin aynı şekilde sürdürülmesi amacıyla oluşturulan yeni bir sözleşmeli personel çalıştırma modelidir.
Bu modelde, bu kapsamdaki sözleşmeli personelin seçiminde aranacak şartlar ve uygulanacak sınav, ödenecek ücret, üç yılı geçmemek üzere yapılacak sözleşme süreleri, sözleşme usul ve esasları ile diğer hususlar Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecektir.
Bu kapsamda çalıştırılacak personel;
- Özel Sözleşmeli Personel unvanlı pozisyona atanacak.
- İhale hak edişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat ve birimde istihdam edilecek.
- Bu istihdamın usul ve esasları ile haklar ve yükümlülüklere ilişkin Bakanlar Kurulu kararıyla düzenleme yapılacak.
- Sözleşme dönemi üçer yıllık periyotlar olarak düzenlenecek.
- Sosyal güvenlik yönünden 4/a'lı (SSK) olacak.
- Memur sendikaları kapsamında toplu sözleşme hakkı bulunacak.
Özel Sözleşmeli Personel mali ve sosyal hakları neler olacak?
Bu düzenlemeyle kamuya geçecek taşeron işçilerinin maaş veya özlük hakları yönünde bir farklılık olması beklenmiyor. Taşeron işçiler yeni bir statü ile kadroya alınacaklar ve "özel sözleşmeli personel" statüsü olacaklar. Kadroya alındıktan sonra üç yıl arayla sözleşmeler yenilecektir. Bu kişiler devlet memuru kadrosuna alınmayacak, sadece özel sözleşmeli personel olarak istihdam edilecektir.
Aynı işte ve aynı özlük haklarıyla çalışmaya devam edilecek, maaş ve özlük hakları taşeron firmalar yerine kamu kurumları tarafından yerine getirilecektir. Yapılacak düzenlemeye göre;
- 01.01.2016 tarihi itibarıyla ihale sözleşmesine göre ödenmekte olan ücret ve diğer mali haklar esas alınacaktır.
- 01.01.2016 tarihi itibarıyla mevcut mali hakları, atandığı tarihe kadarki dönemde "sözleşmeli personel ücretinde meydana gelen artış oranı" kadar arttırılarak güncellenecektir.
- 4/B'li sözleşmeli personelin yararlandığı sosyal haklardan (aile ve yiyecek yardımları) aynen yararlanacaktır.
- İhale sözleşmesine göre, varsa fazla mesai ücreti ile sosyal hakları dikkate alınmayacaktır.
Genç çiftçi hibe başvurusu nasıl yapılır?
Genç çiftçi 30 bin tl hibe başvurusu ne zaman bitiyor? 2016 GTHB hibe desteği şartları ne? Genç çiftçilere destek başvurusu nereden ve nasıl alınır?
Genç çiftçi 30 bin TL hibe desteği başvular için süre daralıyor. GTHB hibe desteği başvurusu nasıl yapılacak? Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı tarafından Genç Çiftçi için alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması amacıyla kırsalda genç nüfusun istihdama katkı payını sağlamak ve gelir düzeyinin yükseltilmesi için genç çiftçilere destek başvuruları 13 Nisan tarihinde başladı. Yaklaşık olarak bir ay sürecek olan başvurular 12 Mayıs 2016 tarihinde sona erecek. Peki, Genç işçi hibe desteği şartları ne? Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklemesi amacıyla oluşturulan proje yoğun ilgi görüyor. Genç Çiftçilere hibe desteği ne zaman başlayacak? Kırsal alanda yaşayan genç çiftçilere 30 bin tl hibe ödemesi projesinin başvuruları ne zaman sona erecek? nereye, kimler başvuruda bulunabilecek? GTHB başvuru şartları neler? sorularının cevabını haberin ayrıntılarında bulabilirsinizç GTHB kapsamında oluşturulan proje, ilgili tebliğ kapsamında kırsal alanda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, yöresel tarım ürünleri, hayvansal, işlenmesi, depolanması, tıbbi ve aromatik bitki üretimi ve paketlenmesi kısımları yer alıyor.
GENÇ ÇİFTÇİ 30 BİN TL HİBE DESTEĞİ BAŞVURULARI DEVAM EDİYOR
Genç çiftçi desteği başvuruları devam ediyor. GTHB tarafından genç çiftçilerin istihdama katkısı ve gelir düzeylerinin yükseltilmesi amacıyla başlayan hibe desteği projesinin başvuruları başlıyor. Kırsal alanda yaşayan genç çiftçileri desteklemek amacıyla oluşturulan 30 bin liralık hibe desteği ödemesi projesinin başvuruları 13 Nisan 2016 Çarşamba başladı.
30 BİN TL HİBE DESTEĞİ BAŞVURULARI NE ZAMAN SONA ERECEK
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından oluşturulan GTHB hibe projesi ve söz konusu hibe desteğinden yararlanmak isteyen genç çiftçiler; başvurularını 13 Nisan - 12 Mayıs 2016 tarihleri arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüklerine yapmaları gerekiyor" şeklinde konuştu.
GENÇ ÇİFÇİLERE HİBE DESTEĞİ TANITIM TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ
Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünce genç çiftçi projelerinin desteklenmesi kapsamında 30 bin TL hibe desteklemesi projesi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yayınlanan uygulama tebliğinin anlatıldığı eğitim toplantısı Çıkrıkçı ve Bostancı Mahallelerinde İlçe Müdürü Recep Özbudak'ın katılımıyla Edremit'te gerçekleştirildi.
Müdür Özbudak "Başvuruların, genç çiftçilerin kırsal alanda ikamet ettiği veya ikamet etmeyi taahhüt ettiği yerleşim biriminin bağlı olduğu İlçe Müdürlüklerine bizzat yapılması şarttır. Başvurular 12 Mayıs tarihine kadar yapılacaktır."dedi.
Genç Çiftçilere hibe desteği nasıl verilecek?
Valilik Makamının oluru ile vali yardımcısının başkanlığında, bakanlık il müdürü, il müdür yardımcısı ile defterdarlık, il milli eğitim müdürlüğü, il çalışma ve iş kurumu müdürlüğü, ziraat odası başkanlığı ve ticaret borsası temsilcilerinden oluşan sekiz kişilik komisyon tarafından yapılan değerleme sonrasına verilecek.
Suudi Arabistan'da yeni dönem başlıyor
Suudi Arabistan, petrole bağımlı ekonomisini yeniden düzenlemek için harekete geçti.
Suudi Arabistan petrole bağımlılığını azaltmak için hedeflediği 2030 Vizyonu'nu onayladı. Söz konusu planda petrol şirketi Aramco'nun özelleştirilmesi, vergilerin arttırılması ve harcamalar ile devlet desteklerinin kesilmesi onaylanan stratejik plan kapsamında yer alıyor.
"100 DOLAR OLAN PETROL 40 DOLARA DÜŞÜNCE.."
Kral Salman bin Abdulaziz, kabine tarafından onaylanan Suudilerin 2030 vizyonu planını Pazartesi günü televizyondan duyurulmuştu, yapılan açıklama Riyad borsasının hissedilir şekilde yükselişe geçmesini sağladı. Kral'ın oğlu Muhammed bin Salman ise battan yayınlanan bir TV röportajında plan hakkında detayları aktarırken yöneltilen soruları yanıtlamıştı. Suudileri bu tip bir harekete yönelten unsur 2014 başlarında 100 dolar olan petrolün varil fiyatının günümüzde 40 dolar olması.
PETROL ŞİRKETİ ÖZELLEŞECEK
Ulusal Dönüşüm Programı adı altında 15 yıllık bir süreci kapsayacak plan çerçevesinde 2 trilyon dolarlık bir Suudi kraliyet bütçe fonu oluşturulması hedefleniyor. Bin Salman, hanedana ait olan %5'lik Aramco hissesinin satışa çıkarılacağını ve şirketin halka açık bir holding şirketi haline getirileceği bilgisini de doğrularken, petrole bağımlı ekonominin tehlikelerinin farkında olduklarını, 2020 yılına kadar petrol olmadan da ayakta kalabilecek ekonomik şartları oluşturmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
HAZİNE PARAYLA DOLACAK
Halka açılması halinde borsada dünyanın en çok kazandıran şirketlerinden birisi haline geleceği tahmin edilen Aramco'nun özelleştirilmesinin önümüzdeki yıllarda stres altındaki Suudi hazinesinin yeniden parayla dolmasına sebep olacağı düşünülüyor. Anlaşılacağı üzere krallık ekonomik anlamda gerçekleştirmek istedikleri düzenlemeleri büyük ölçüde Aramco'nun %5'lik hissesinin satışa çıkarılmasına bağlamış durumda.
EMLAK VE ENDÜSTRİ ÖZELLEŞTİRMELERİ DE OLACAK
Aramco'nun %5 oranında halka açılmasından yılda 600 milyar dolarlık kazanç elde etmeyi hedefleyen Suudiler, devlet tekelinde olan emlak ve endüstri alanında yapacakları özelleştirmeler ile bu rakamı 1 trilyon dolara çıkarmayı hedefliyor.
Araç sahipleri dikkat!
Zorunlu trafik sigortasında, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri kapsam dışı kalacak.
Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı "65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"a göre, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun 90 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirildi:
"Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
2918 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
"g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
i) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler."
2918 sayılı Kanunun 97 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirildi:
"MADDE 97- Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir."
2918 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu" ibaresi "zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri" şeklinde değiştirildi.