Planetary Congress, Türkiye'nin uzay havacılık temalı ilk interaktif eğitim merkezi Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM) ev sahipliğiyle, 19 ülkeden 70'in üzerinde astronot ve kozmonotun katılımıyla Bursa'da başladı. 29 Eylül'e kadar devam edecek olan kongreye, Türkiye'nin ilk uzay yolcuları olan Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever de katıldı. Eğitimlerine devam ettikleri Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD), kongreye katılmak üzere gelen Gezeravcı ile Atasever, dünyanın birçok ülkesinden gelen astronot ve kozmonotlarla buluştu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin uzaydaki çalışmalarını koordine etmek üzere 2018 yılında Türkiye Uzay Ajansı'nı kurduklarını belirterek, "Milli Uzay Programı'mızın başarıya ulaşması için uluslararası iş birliklerinin kritik rol oynadığının farkındayız. Bu bilinçle, uzay bilimleri ve teknolojileri alanında iş birliklerini hayata geçiriyoruz. Uzayın tüm dünya için etkin ve faydalı kullanımı adına, barış ve iş birliği namına, Türkiye olarak, 'Uzayda biz de varız' diyoruz" dedi.
"UZAYIN BARIŞÇIL VE ADİL KULLANIMINA KATKI SUNMAYA HAZIRIZ"
Uzay Kaşifleri Derneği'nce 34'üncü kez düzenlenen ve ana teması Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılında, Mustafa Kemal Atatürk'ün 'İstikbal Göklerdedir' sözünden yola çıkılarak belirlenen kongrede konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, insanlığın uzaya olan ilgisinin insanlık tarihi kadar eskiye dayandığını söyledi. Ulaştırmadan haberleşmeye, sağlıktan iklim değişikliğine kadar birçok alanda kritik çözümlerin kaynağı olan uzaydan, daha fazla faydalanılması gerektiğinin altını çizen Bakan Kacır, dünya ülkelerinin etkin ve adil şekilde elini taşın altına koymasıyla bunun mümkün olabileceğini belirtti. Bakan Kacır, "Hiç kimseyi geride bırakmadan, herkesin hem uzay teknolojilerinden yararlanmasını sağlamak, hem de teknoloji geliştirme kabiliyetlerine erişimini demokratikleştirmek zorundayız. Dünyanın teknolojik tekellere değil, iş birliklerine ihtiyacı var. İnsanlığın, kutuplaşmaya değil, birlikte çalışmaya ihtiyacı var. Bugün biz Türkiye olarak; milli altyapılarımız, yeteneklerimiz ve yetişmiş insan kaynağımız ile uzayın barışçıl ve adil kullanımına katkı sunmaya hazırız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla uzay alanındaki yetkinliklerimizi çok daha ileri noktalara taşımayı hedefliyoruz" diye konuştu.
'2030'A KADAR 10 HEDEFİMİZ VAR'
Türkiye'nin uzaydaki çalışmalarını koordine etmek üzere 2018 yılında Türkiye Uzay Ajansı'nı kurduklarını, Türkiye'nin uzay alanındaki somut hedeflerini ortaya koyan Milli Uzay Programı'nın Başkan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2021'de tüm dünya ile paylaşıldığına işaret eden Kacır, şöyle konuştu:
"Bununla birlikte, 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi planladığımız 10 hedefimiz var. Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında, ülkemizin insanlı ilk uzay görevini tasarladık. Uluslararası Uzay İstasyonu'na gidecek ilk Türk uzay yolcumuz, tıptan malzeme bilimine kadar 13 farklı bilimsel deneyi icra edecek. Halen eğitimleri devam eden ilk Türk uzay yolcularımız bu programda bizlerle birlikteler. Milli Uzay Programı'nın tüm hedeflerine ancak ve ancak ülkemizde güçlü teknolojik ve fiziki altyapı oluşturarak, gençlerimize doğru fırsatları sunarak ve onların yetkinliklerini geliştirerek ulaşacağımızı biliyoruz. Dünyanın en büyük havacılık ve uzay festivali TEKNOFEST ile gençlerimiz insansız hava araçlarından roketlere, model uydulardan jet motorlara kadar farklı alanlarda teknolojiler tasarlayıp geliştirme imkanına kavuşuyor."
'ULUSLARARASI İŞBİRLİKLERİNİ HAYATA GEÇİRİYORUZ'
Bakan Mehmet Fatih Kacır, bilim ve teknolojiyi toplumla buluşturmak amacıyla bilim merkezlerini hayata geçirdiklerini belirterek, şunları söyledi:
"Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi GUHEM bu alanda en iyi örnek. GUHEM, Türkiye'nin 'uzay ve havacılık' temalı ilk bilim merkezi. GUHEM, Türkiye'yi uzay ve havacılık konusunda daha da ileriye taşıyacak. Geleceğin astronotlarının, bilim insanlarının, pilotlarının ve mühendislerinin yetiştirilmesine katkı sağlayacak. Tüm bu çalışmalarımızla birlikte, Milli Uzay Programımızın başarıya ulaşması için uluslararası iş birliklerinin kritik rol oynadığının farkındayız. Bu bilinçle, uzay bilimleri ve teknolojileri alanında iş birliklerini hayata geçiriyoruz. Uzayın tüm dünya için etkin ve faydalı kullanımı adına, barış ve iş birliği namına, Türkiye olarak, 'Uzayda biz de varız' diyoruz. 'Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken artık uzay teknolojilerine daha fazla yatırım yapıyor, uzayın tüm insanlığa fayda sağlayacak şekilde kullanılması için daha fazla iş birliği gerçekleştiriyoruz. 'İstikbal Göklerdedir' temasıyla bu etkinliğin düzenlenmesini sağlayan başta Uzay Kaşifleri Derneği ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum."
'TÜRKSAT 6A'NIN DA ÜRETİM SÜREÇLERİNİ TAMAMLADIK'
Ay Araştırma Programı'na değinen Kacır, söz konusu programı iki aşamalı olarak planladıklarını aktardı. İlk aşamada yerli ve milli imkanlarla geliştirilen uzay aracının Ay'ın yörüngesine ulaşarak bilimsel veriler toplayacağını ve Ay'a erişeceğini dile getiren Bakan Kacır, "İkinci aşamada Ay yüzeyine iniş yaparak bilimsel deneyler gerçekleştirilecek. Başta bu iki hedef olmak üzere, Milli Uzay Programı'nın tüm hedeflerine ancak ve ancak ülkemizde güçlü teknolojik ve fiziki altyapıyı oluşturarak ve gençlerimize fırsatlar sunarak onların yetkinliklerini geliştirerek ulaşacağımızı biliyoruz. Türkiye olarak halihazırda kendi uydularımızı üretme, geliştirme ve test etme kabiliyetine sahip bir ülkeyiz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirip ürettiğimiz, yüksek çözünürlüklü yer gözlem uyduğumuz İmece, geçtiğimiz nisan ayında uzaya fırlatıldı. Yörüngesine yerleşen İmece uydumuz ilk sinyal ve görüntüleri başarıyla yer istasyonuna iletti. Yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat 6A'nın da üretim süreçlerini tamamladık, test çalışmalarına devam ediyoruz. Önümüzdeki yıl Türksat 6A devreye alındığında Türkiye kendi haberleşme uydularını üretebilen 10 ülkeden biri olacak. Ülkemizin uzay alanında teknoloji geliştirme kabiliyetini arttırırken, uzay girişimlerine ev sahipliği yapacak, uzay teknoloji geliştirme bölgesini önümüzdeki dönemde Ankara'da kuracağız. Uzay alanındaki bilimsel çalışmalarımıza ivme kazandıracak, optik tasarımından kontrol yazılımına kadar yerli imkanlarla geliştirdiğimiz ve Avrupa'nın en büyük teleskoplarından birine sahip Doğu Anadolu Gözlemevi'ni de tamamlayarak kısa süre içinde açılışını gerçekleştireceğiz" dedi.
'ARTIK DAVOS'A GİTMEYE GEREK YOK'
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ise böylesine önemli bir kongrenin Bursa'da gerçekleşmesinde emeği olan GUHEM'e ve tüm paydaşlara teşekkür ederek konuşmasına başladı. Varank, "Şu anda Uludağ'dayız. Uzaya oldukça yakınız Uludağ'da olduğumuz için. Onun için misafirlerimizi Bursa'da, Uludağ'da misafir etmek istedik. Böyle güzel bir etkinlikle hem Bursa'mızı tanıtacağız, hem Uludağ'ımızı tanıtacağız, hem de Bursa'ya yaptığımız yatırımların uzay alanında nasıl getirileri var, bunu da hem Türkiye'ye hem dünyaya göstermiş olacağız. Bu manada gerçekten Uludağ'ın seçilmesi de oldukça anlamlı. Uludağ bundan sonra daha fazla gündeme gelecek. Burada yaptığımız bu güzel yatırım, bu otel vesilesiyle 4 mevsim, tüm dünyadan misafirlerimizi burada ağırlayacağız. Artık Davos'a gitmeye gerek yok. Biz tüm dünyayı Bursa'da, Uludağ'da ağırlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.
'TÜRKİYE'NİN AYAKLARI YERE BASAN HEDEFLERİ VAR'
Uzay ekonomisinin küresel büyüklüğünün 546 milyar dolara ulaştığını vurgulayan Varank, bu ekonominin yaklaşık yüzde 80'inin de ticari faaliyetlerden kaynaklı olduğunu söyledi. Özel sektörün uzay faaliyetlerine katılma konusunda bu kadar ilgili olduğu bir dönemin, daha önce yaşanmadığına dikkat çeken Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yeni girişimler ve genç girişimciler dünyanın ve uzayın seyrini değiştiriyor. Sadece 50 yıl önce 'Ay'a ilk iniş' gibi zaferler kutlanırken, bugün alçak yörüngeli ticari uzay uçuşlarına bilet satılıyor. Özel sektörün öncülüğünde imalat sanayindeki ve malzeme bilimindeki gelişmeler, uydu ve fırlatma teknolojilerine yapılan yatırımlar, yeniden kullanılabilir roketler uzaya erişimin önündeki engelleri önemli büyük ölçüde azaltmayı sürdürüyor. 10 yıl önce çalışır durumda sadece 1000 kadar uydu varken, bugün bu rakam 8 bine ulaştı. Sadece bu sayı bile uzayın etkinliğinin öneminin ve uzay ekonomisinin geldiği durumunu göstermesi bakımından önemli. Uzay yarışında öne çıkan ülkelere baktığımızda, ekonomik anlamda da dünyanın güçlü ülkeleri olduğunu görüyoruz. Çünkü uzay çalışmaları Ar- Ge'nin, inovasyonun ve teknolojinin de itici gücü konumunda. İşte biz de bu doğrultuda Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde uzay çalışmalarına hız kazandırdık. Türkiye'nin ayakları yere basan hedefleri var. Türkiye'nin yüzyılını inşa ederken artık daha büyük bir coşkuyla uzayda 'Biz de varız' diyebiliyoruz. Uzay Kaşifleri Derneğine üye olabilmek için uzaya çıkmış olmak gerektiğini biliyorum. Henüz uzaya çıkmış bir Türk vatandaşı yok ama yakında olacak. İşte, Türkiye'nin insanlı ilk uzay görevini gerçekleştirmeye aday arkadaşlarımız Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever de bugün aramızdalar. Bayrağımızı uzayda gururla taşıyacak arkadaşımızı Cumhuriyet'imizin 100'üncü yılında uluslararası uzay istasyonuna yolcu edeceğiz ve tarihimizde önemli bir ilke daha imza atacağız. İnşallah, Türkiye'nin tecrübe ettiği diğer birçok ilk gibi bu tarihi adımın onurunu milletimize yaşatmak da yine Sayın Cumhurbaşkanımıza nasip olacak. İnanıyorum ki Alper ve Tuva bilgi ve tecrübeleriyle gelecek nesillere rol modellik yapacaklar."
"UZAYA İLK ADIMI ATMAYI PLANDIĞIMIZ YILDA BU EV SAHİPLİĞİ ÇOK DEĞERLİ"
Uzay yolculukları öncesinde böyle bir buluşmanın Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşmesinin değerli bir tesadüf olduğunu söyleyen Alper Gezeravcı, "Sektöründe öncüleri temsil eden birçok göreve imza atmış ve tarihe adını yazdırmış insanları, bu sektörde hakikaten birçok ülkenin vatandaşına rol model teşkil eden, 70'e yakın astronotu, ülkemizde bu vesile ile ağırlamak büyük bir mutluluk kaynağı. Bugüne kadar 33 defa yapılmış, 34'üncüsü ülkemize kısmet olmuş bu toplantının, Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında bizim de uzaya ilk adımımızı atmayı planladığımız, bu önemli yılda icra edilmiş olması, çok değerli bir tesadüf aynı zamanda" dedi.
'MENTAL VE RUHSAL AÇIDAN GÖREVE HAZIRIZ'
Uzay yolculuğu için hem mental hem de ruhsal açıdan hazır olduklarını söyleyen Alper Gezeravcı, ABD'deki eğitimlerle ilgili ise şu bilgileri verdi:
"2023'ün sonlarına yakın icra edilecek. Amerika'daki eğitimler yoğun bir şekilde devam ediyor. Sıkı bir şekilde eğitimlerimizi sürdürüyoruz. Fırlatmanın gerçekleşeceği tarihe kadar da yoğun bir şekilde bu programın akışı devam ediyor olacak. Görevin icra edilmesine yönelik farklı bileşenler var. Fırlatmanın gerçekleştirilecek olduğu roket, kapsül, sonrasında ISS'in içerisinde icra edeceğimiz 14 günlük faaliyet takvimi ve sonrasında dünyaya dönüş. Dolayısıyla bu görev içeriklerinin tamamını kapsayacak şekilde gerek nominal, rutin operasyonun akışı, gerekse acil durum senaryolarına ilişkin bütün eğitim içeriklerini bugüne kadar kapsadık. Kalan sürede de tamamladığımız bu eğitimlerin fırlatmaya kadar, taze bilgiler olarak muhafaza edilmesi açısından tekrarlarını gerçekleştiriyor olacağız. Bu son dakikada dahil olduğumuz ya da son dakikada adapte olmaya çalıştığımız bir görev değil. Bunun mental hazırlığını çok daha önceden zaten yapmış durumdayız. Gerek mental gerekse ruhsal açıdan hazırız görev için."
'GELECEK NESİLLERİN ÖZGÜVENİNİ AYAĞA KALDIRACAK BİR GÖREV'
Çıkacakları ilk uzay yolculuğunun gelecek nesillerin öz güvenini ayağa kaldıracak bir görev olduğuna dikkat çeken Gezeravcı, atacakları adımın hikayenin başlangıcı olduğunu belirterek, "Benim açımdan en değerli kazanım, ülkemizin gelecek nesillerinin öz güvenini ayağa kaldıracak olan bir görevdir. Bugüne kadar hayallerimizin limitini, sınırını gözümüzle görebildiğimiz gökyüzü oluştururken, artık bu görevle birlikte gelecek nesillerimiz uzayın derinliklerine adım atıyor. Bu görev bir hikayenin varış noktası değil, başlangıç noktasını teşkil ediyor. Ve dolayısıyla gelecek nesillerimiz için çok büyük bir ivme kazandıracak. Onların ufuklarını gözleriyle görebildiği gökyüzünün çok ötesine taşıyacak olan bir görevdir" diye konuştu.
'O KUTLU ANI BEKLİYORUZ'
Heyecanla uzay yolculuğuna çıkacağı günü beklediğini belirten Tuva Cihangir Atasever ise "Son derece heyecanlıyız. Eğitimlerimiz nisan ayından beri devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde ve tabii ki Uluslararası Uzay İstasyonu'nda kendi modülüne sahip diğer ülkelerde, Japonya, Avrupa gibi ilgili modüllerde aşinalık eğitimlerimizle devam ettirdik. Oldukça yoğun, oldukça seyahatli, oldukça da heyecanlı bir eğitim programı devam ediyor. Fırlatma yaklaştıkça tabii ki bu heyecan git gide artacak. Biz de büyük bir merakla o günü, o kutlu anı bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
'HEYECANLARININ PEŞİNDEN KOŞSUNLAR'
Gençlere tavsiyelerde de bulunan Atasever, şunları söyledi:
"Bu yolculuk tabii ki bizim esasında, insanlı uzay yolculuğumuzun bu gerçekleştireceğimiz görev, başlangıcı niteliğinde olacak. Şu anda ilk adımı atıyoruz. Bu bir ilk adım görevi, devamında gelecek nesillerin bu süreci devam ettirmesi çok kıymetli. Onlara benim vereceğim en büyük tavsiye naçizane, heyecan duydukları, gönüllerinde gerçekten onları heyecana bürüyen disiplin, uğraş, her neyse onun büyük bir heyecanla peşinden koşsunlar. Ona devam etsinler. Mesele illa mühendis olmak, illa bilim insanı olmak, illa teknik bir alanda bir kariyer sahibi olmak değil. Artık uzay çok geniş bir yelpazeye yayılıyor. Ticarileşiyor. Ticarileşen uzayda hem alçak dünya yörüngesinde hem de derin uzayda, Ay ve ötesindeki araştırmalarda her disiplinden insana ihtiyacımız var. Dolayısıyla onları heyecanlandıran alan her neyse ona büyük bir şevkle sarılsınlar. Peşinden koşsunlar. Eğer uzay onların heyecanını böyle canlandıran bir olgu ise eğitimini gördükleri alan her neyse onunla uzayı birleştirmeleri artık çok daha kolay."
'MİSYONUN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ İÇİN ELİMDEN GELEN DESTEĞİ VERECEĞİM'
Uzay yolculuğu görevi ve yedek yolcu olmasıyla ilgili de konuşan Atasever, "Bizim esasında iki farklı görevimiz var. Bir tanesi bu yılın sonunda, belki önümüzdeki yılın başında gerçekleştirilecek olan uluslararası uzay istasyonunda icra edeceğimiz, Türk astronot ve bilim misyonu projesi. Bu misyon kapsamında aynı zamanda Virgin Galactic firması ile muhtemelen 2024 yılının ilk çeyreği içerisinde bir yörünge altı uçuş gerçekleştireceğiz. Ben hem uluslararası uzay istasyonu görevinin bir yedeği olarak, Alper Gezeravcı'nın yedeği olarak hem oradaki süreçlere vakıf olup oradaki eğitimlere katılıyorum hem de Virgin Galactic uçuşumuzda gerçekleştireceğimiz birtakım bilimsel deneylerle ilgili çalışmalarıma devam ediyorum. Oradaki eğitim süreçleri devam ediyor. Dolayısıyla benim bu projeye ilk başlarkenki duygu ve düşüncem asil veya yedek, ondan bağımsız olarak hiçbir önem ifade etmeden, misyonun başarıyla gerçekleştirebilmesi için elimden gelen bütün desteği vermek şeklindeydi. Hala daha aynı duygu ve düşünceleri devam ettiriyorum" dedi.