Mevlüt Tezel - GÜNAYDIN
40 yıl önce çekilen Çağrı filmi de yerden yere vurulmuştu. Ama bir klasik oldu. İslamofobi'nin yükseldiği bir dönemde çekilen görkemli Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi filmine sahip çıkılmalı, izlenmeli.
'Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi', 1976 yapımı 'Çağrı'dan sonra çekilmiş Hz. Muhammed'i (S.A.V.) anlatan en kaliteli, en yüksek bütçeli film. Sinema dili, oyunculuk, görsellik ve teknoloji açısından karşımızda müthiş bir film var.
Aslında filmin ilk 10 günlük gişesi fena değil; 336 bin kişiye ulaştı. Filmin süresinin uzun olması belki izleyici sayısını düşürmüş olabilir ama nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan Türkiye için bu rakam düşük.
Örneğin bu filmi İran'da yaklaşık 3 milyon kişi izledi. Filmin Türkiye'de izlenme oranının bekleneni vermemesinde en büyük etken ise güya bu filmin 'Şii duyarlılığında çekildiği ve Hz. Muhammed'in (S.A.V.) hayatını doğru anlatmadığı' yönünde yapılan propaganda.
Filmi karalayanların yazılarına bakıyorum, bu Şii duyarlılığına dair tek bir örnek bile göstermemişler. Ha pardon tek varsayımları Majid Majidi'nin İranlı olması. Yahu böyle bir mantık yürütme mi olur! Majidi, kendi ülkesinde de Sünnilere çok taviz verdi diye eleştirildi.
Mustafa Akkad 'Çağrı'yı çektiğinde de çok eleştirilmiş, hatta filmi çekerken engellenmeye çalışılmıştı ama sonuçta ortaya yıllar geçse de her Müslüman'ın büyük bir gururla izlediği bir film çıkmıştı.
Aynı kafalar şimdi de 'Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi' filmini anlamsız bir şekilde karalıyorlar. Onlara kalsa Hz. Muhammed'le (S.A.V.) ilgili hiç film çekilmese daha iyi olacak.
İslam düşmanlığının ABD başkanlık seçimlerini bile doğrudan etkilediği, Batı dünyasında İslamiyet ve Hz. Muhammed'in (S.A.V.) planlı programlı bir şekilde karalandığı şu günlerde 'Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi' gibi filmlere daha çok ihtiyacımız var.