Osmanlı döneminde halk nasıl konuşurdu? Yazı dilinde Türkçe kadar ağırlıkta olan Arapça ve Farsça, konuşma dilinde o kadar da kullanılmıyordu. Peki halk günlük hayatta nasıl konuşuyordu? İşte örnekler...
OSMANLI'DA HALK GÜNLÜK HAYATTA NASIL KONUŞURDU?
Osmanlı döneminde yazı dili ile konuşma dili arasında farklar vardı. Çünkü Osmanlıca Arapça ve Farsçadan etkilenmiş bir Türk diliydi. Bu sebeple Eski Anadolu Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasında bir köprü görevi gören Osmanlı Türkçesi'nde yazı dili ile konuşulan büyük oranda aynı değildi. Peki Osmanlı Türkçesi nasıl konuşuluyordu?
• İstanbol = İstanbul
• Od urun = Ateşe verin
• Eyü = Eyi
• Dayma = Daima
• Eşkinize = Aşkınıza
• Guruş ula = Kuruş ile
• Indık = Şimdi
• Gayrı = El
• Mevt = Ölüm
• Perva = Korku
• Girizan üzre iken = Kaçar iken
• Rehgüzarlarında = Yol üstünde
• Valide = Ana
• Kayimmakam = Kaymakam
• Mutvak = Mutfak
• Sahhat = Sıhhat
• Semid = Simit
• Çarşembe = Çarşamba
• Merdüvan = Merdiven
1700'LERDE OSMANLI'DA GÜNLÜK BİR SOHBET ÖRNEĞİ:
- Bre oğlan sabah yakın mı?
+ Güneş bile dogdı bir saatdan artıkdur.
- Hiç öyle olur mı? Ta bu kadar çok oyudum mı?
+ Pencereleri açdugum zaman gürürsünüz.
- Gerçeksin. Tez imdi bana zıbunımı ve kaftanımı getür.
+ İşte, sanduk üstünde başınız yanındadur.
- Var imdi, bana su getür; ellerimi ve yüzimi yuyayım.
+ Isıcak mı istersiniz?
Osmanlı dönemi yazı dilinde bir masal:
Bir zağan ziyade hasta ve sahibi firas olup sağlığından meyus oldukda validesinden istida etdiki cevamiü meabide varıp sağlığı içün nice nezirler ede. Validesi dahi reddi cevab edip dediki hatrın içün ben bu hızmeti eda ederim, lakin korkarımki zahmetim boşa gide; zira sen hali hayatında daima her secdegahı berbad ve cemi mihrabları alude vü telvis eder idin. Şindi ne yüz ile istersinki ben senin içün şifa recasına gidem ve bu reca dahi indallahi makbulu müstecab ola.
Aynı masalın konuşma dilinde anlatılışı:
Bir çaylak hasta olup sağluğından umudunu kesdikde anasına reca etdiki ibadetgahlara varıp sağlığı içün çok hayırlı niyetler eyleye ve anası dahi cevap verip dediki hatrın içün ben bu hızmeti görürüm, lakin korkarımki zahmetim boşa gide. Zira sen sağlığında daima ibadetgahları mihrabları ile murdarlar ıdın, şindi ne yüz ile istersin ki ben senin içün şifa recasına varayım ve bu reca dahi Allah'ın indinde makbula geçe.