Şems Suresi 15 ayettir ve Mekke'de indirilmiştir. Şems, güneş anlamına gelmektedir ve adını birinci ayetteki "eş-Şems" kelimesinden almıştır. Semûd kavminin helâk edilişi anlatılan Şems Suresi meali sıkça araştırılmaktadır. Şems Suresi Türkçe okunuşu ve Arapça yazılışı sürekli aratılmaktadır. İşte, Şems Suresi okunuşu, fazileti ve anlamı…
Bismillâhirrahmanirrahim.
﴾1-10﴿ Veş şemsi ve duhâhâ. Vel kameri izâ telâhâ. Ven nehâri izâ cellâhâ. Vel leyli izâ yagşâhâ. Ves semâi ve mâ benâhâ. Vel ardı ve mâ tahâhâ. Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Fe elhemehâ fucûrahâ ve takvâhâ. Kad efleha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ.
﴾10-15﴿ Kezzebet semûdu bi tagvâhâ. İzinbease eşkâhâ. Fe kâle lehum resûlullâhi nâkatallâhi ve sukyâhâ. Fe kezzebûhu fe akarûhâ fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvâhâ. Ve lâ yehâfu ukbâhâ.
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
1.Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
2.Onu izlediğinde Ay'a andolsun,
3.Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,
4.Onu bürüdüğünde geceye andolsun,
5.Göğe ve onu bina edene andolsun,
6.Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
7, 8, 9.Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
10.Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
11.Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
12.Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
13.Allah'ın Resülü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."
14.Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.
15.Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
Şems Suresi, Kur'an-ı Kerim'in kısa surelerinden birisidir. Mushaftaki sıralamaya göre doksan birinci, iniş sırasına göre ise yirmi altında sure olma özelliğini taşımaktadır. On beş ayetten oluşa surede bazı önemli kozmik varlıklara ve olaylara yemin edilerek insan tabiatına hem iyilik hem de kötülük eğilimlerinin yerleştirildiğine dikkat çekilmiştir. Bu eğilimleri ise doğru kullanmayanların akıbetine örnekler verilmiştir. Semud kavminin helak edilişinden bahsedilmiştir.
Şems Suresi, Kur'an-ı Kerim'in doksan birinci suresidir. Kadir Suresinden sonra, Buruc suresinden önce Mekke döneminde nazil olmuştur. Sure, 15 ayetten oluşmuştur.
Şems Suresi faziletlerine dair hadis kaynaklarında çeşitli bilgiler yer almaktadır. Bu sureyi okumak isteyenlerin merak ettiği Şems Suresi faziletleri şöyle;
Şems sûresinin Resûlullah'a özgü bir lutf-i ilâhî olan mufassal sûreler grubu içinde yer aldığı bilinmektedir (Müsned, IV, 107).
Hz. Peygamber'in bu sûreyi yatsı namazlarında okuduğu ve kendi mahallesinde namaz kıldıran Muâz b. Cebel'e yatsı namazını uzatmayarak Şems, Duhâ, Leyl ve A'lâ sûrelerini okumasını tavsiye ettiği nakledilmektedir. (Buhârî, "Eẕân", 63; Müslim, "Ṣalât", 178-179; Tirmizî, "Ṣalât", 114).
Bazı tefsir kaynaklarında yer alan, "Şems sûresini okuyan kimse, üzerine güneşin ve ayın doğduğu her şeyi sadaka olarak vermiş gibi olur" meâlindeki hadisin (meselâ bk. Zemahşerî, VI, 384; Beyzâvî, IV, 423) mevzû olduğu kabul edilmiştir (Zemahşerî, I, 684-685 [neşredenin notu]; Trablusî, II, 727).
Birinci bölüm yemin ifadeleriyle başlar. Arka arkaya on bir defa tekrarlanan bu yeminin konuları şöylece sıralanabilir: Güneş, onun kuşluk vaktindeki parıltısı, güneşin batışından sonra görünen ay, onun alaca karanlığını ortadan kaldıran gündüz vakti, bunu da karanlığıyla örten gece, gökyüzü ve onun sistemini kuran (yahut sisteminin kuruluşu), yer ve onu yayıp döşeyen (yahut yayılıp döşenmesi), ayrıca insan ve onu en güzel biçimde şekillendiren (yahut onun en güzel biçimde şekillendirilmesi). Âyetlerde üzerine yemin edilen şeylerin dokuzu insanın dışındaki varlıklar iken son ikisi bizzat onun kendisidir. Böylece yeminlerle pekiştirilip dikkat çekilen varlığın insan olduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim yeminlerin ardından insanın yaratılışına hem iyi hem kötü yetenek ve imkânların yerleştirildiği ifade edilmekte, onun iradesiyle iyi yeteneklerini kullanması halinde kurtuluşa ve cennete kavuşacağı, aksi takdirde hüsrana uğrayacağı belirtilmektedir (âyet 1-10).
İkinci bölümde geçmiş kavimlerden ibret verici bir örnek olarak Kur'ân-ı Kerîm'in birçok yerinde zikri geçen Semûd kavminden söz edilir. Sürekli biçimde Allah'ın elçilerini yalancı ve şımarık, son elçi Hz. Sâlih'i de büyülenmiş bir kişi diye nitelendirilen bu kavmin (eş-Şuarâ 26/141-159; el-Kamer 54/23-31) azgınlıklarına kapılarak Hz. Sâlih'i yalanladıkları, atalarından beri süregelen mûcize taleplerine karşılık kendilerine özelliği bulunan bir deve gönderilip ona ilişmemelerinin istendiği, fakat içlerinden en azgın kişinin deveyi kestiği, bunun üzerine -korkunç bir sesle- helâk edildikleri belirtilir (âyet 11-15). Kur'an'da, geçmiş peygamberlerin ümmetlerine dair yer alan bu tür kıssalarla ibretin yanı sıra tehdit ve uyarı da amaçlanmaktadır. Sûrede maddî-hissî mûcize olarak söz konusu edilen devenin Kur'an'ın ilk muhatabı Mekkeliler'in ihtiyaç duyduğu bir hayvan olması ayrıca dikkat çekmektedir. Şems sûresi İslâm'ın temel inanç esaslarına iman etmeye, kâinatın yaratıcısı ve yöneticisi olan tek Allah'a teslim olmaya çağrıda bulunurken insanın zihnine ve gönlüne hitap eden muhtevasından başka üstün seviyedeki edebî üslûp ve ifadesiyle de okuyucuyu etkilemektedir. Sûrede harfler, bunların oluşturduğu kelimeler ve bunlardan meydana gelen cümlelerin kuruluşu telaffuza kolaylık sağlarken sûreye hâkim olan âhenkli ses kişiye ayrıca mensur şiir zevki vermektedir. Sûrede on beş âyetin her biri "-hâ" secileriyle sona ermektedir.