Dünya, modern çağın parlak vitrinlerinin ardında her geçen gün daha da büyüyen karanlık bir suçla yüzleşiyor. Savaşların, yoksulluğun ve göçün gölgesinde büyüyen çocuk ticareti; artık bireysel suçların ötesinde, devlet politikalarından karanlık istihbarat ağlarına kadar uzanan dev bir suç ekonomisine dönüşmüş durumda. Her yıl yüz binlerce çocuk, bu kirli pazarın kurbanı oluyor.
SAVAŞ VE YOKSULLUK ÇOCUKLARI HEDEF YAPIYOR
Uzmanlara göre çocuk ticaretinin beslendiği en büyük kaynak savaşlar ve derin yoksulluk.
Gazeteci Bülent Erandaç, "Bu suç dünyanın her yerinde var ama en çok yoksul ve kriz bölgelerinde yayılıyor. Savaş, göç ve sömürü çocukları birer meta haline getiriyor" sözleriyle tabloyu özetledi.
İnsanlığın utancı: Küresel çocuk ticareti! 'Epstein dosyaları' buzdağının görünen yüzü mü? | Video
Emniyet Eski Genel Müdürü Kemal Çelik ise Gazze'den Afrika'ya uzanan coğrafyada aile ve devlet korumasının çökmesinin çocukları bu ağların kucağına ittiğini vurguladı.
İSTATİSTİKLER KAN DONDURUYOR
Rakamlar, yaşananların boyutunu gözler önüne serdi. UNICEF verilerine göre insan ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unu çocuklar oluşturuyor. Çocuk Psikiyatristi Prof. Dr. Yasemen Işık, "Kayıt dışı kalan, ailesinden koparılan çocuklar istismara en açık grup haline geliyor" dedi.
Hindistan'da her 8 dakikada bir çocuk kaybolurken, Avrupa Birliği ülkelerinde her yıl yaklaşık 250 bin çocuk kayıp olarak kayıtlara geçti.
EPSTEIN DOSYASI: BUZDAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜ
Küresel çocuk istismarının en çarpıcı örneklerinden biri Jeffrey Epstein davası oldu. Gazeteci Cemil Barlas'a göre Epstein, sübyancılık üzerinden küresel elitleri şantajla kontrol eden bir mekanizmanın parçasıydı.
Barlas, "Epstein, sübyancılık üzerinden küresel elitleri şantaj altına almış bir isim. CIA ve diğer istihbarat örgütlerinin devreye girdiği bu yapı, siyasetçilerden sanatçılara kadar geniş bir ağı kontrol ediyor." dedi.
Erandaç ise "Epstein dosyası aslında buzdağının sadece görünen yüzü. İşin arkasında organ ticaretinden 'gençleşme sıvısı' adı altındaki kan donduran uygulamalara kadar uzanan devasa bir mafya düzeni var." diyerek tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti.
VATİKAN VE KİLİSE KORİDORLARINDAKİ KARANLIK
Skandallar yalnızca suç örgütleriyle sınırlı değil. Katolik Kilisesi başta olmak üzere bazı dini kurumların da yıllarca istismarı örtbas ettiği ortaya çıktı. Çocuk İstismarı Soruşturma Sekreteri John O'Brien, "Kilisenin kendi itibarını korumak adına çocukları istismardan korumayı ve vakaları rapor etmeyi geri plana ittiğine dair çok sayıda kanıtımız var." sözleriyle durumu özetledi.
Boston'dan Vatikan'a kadar uzanan bu skandallar, binlerce çocuğun hayatının "sessizlik yemini" altında nasıl karartıldığını gözler önüne serdi.
Avrupa Birliği ülkelerinde her yıl yaklaşık 250 bin çocuk kayboluyor. Hindistan'da her 8 dakikada bir çocuk kaybolurken; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Almanya, Ortadoğu ve Meksika'da kaybolan çocuk sayıları ürkütücü boyutlara ulaşmış durumda.
Son yıllarda özellikle Katolik Kiliseleri'ndeki çocuk istismarı skandalları, Vatikan'ın en derin ve en karanlık yarası hâline geldi. Kilise koridorlarında fısıltıyla başlayan iddialar, bugün dünyanın dört bir yanında milyonların gözleri önünde yankılanıyor.
EPSTEIN ADASI VE KÜRESEL AĞ
ABD'de Epstein skandalı, bu karanlık dünyanın sadece görünen yüzüydü. Bir adada, dünyanın en güçlü iş insanlarının, siyasetçilerin ve sanatçıların adının karıştığı bir istismar ağı kuruldu. Çeşitli ülkelerden kaçırılan çocuklar, uçaklarla adaya taşınırken sistem, yıllarca kimsenin dokunamadığı bir sır gibi saklandı.
Modern dünyada çocuk ticareti ve istismarı hâlâ devam ediyor. Kanada'nın British Columbia eyaletinde eski bir yatılı okul bahçesinde bulunan 215 çocuğa ait kalıntılar, dünyanın dört bir yanındaki çocuk istismarı gerçeklerinin yalnızca buzdağının görünen kısmı olduğunu gösteriyor.
KARANLIK TİCARETİN BİLANÇOSU
Interpol ve Dünya Sağlık Örgütü verileri, dünya genelinde milyonlarca çocuğun cinsel istismar, zorla çalıştırma ve insan ticareti tehdidi altında olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa Konseyi'ne göre her 5 çocuktan 1'i istismara uğruyor.
İnsan ticareti, uyuşturucu ve silah kaçakçılığından sonra dünyanın en kârlı üçüncü suçu olarak kabul ediliyor. Bu suçtan en büyük bedeli ise çocuklar ödüyor.
Bu karanlık ticaret, savaşlardan ve doğal afetlerden besleniyor. Örneğin:
Gazze'de tahminen 21 bin çocuk ailesinden ayrı düşmüş veya refakatsiz kayıp.
Rusya-Ukrayna savaşında 1,8 milyon çocuk sınırlarını terk etti.
Son üç yılda Avrupa'ya geçen 50 binden fazla mülteci çocuk kayboldu.
Almanya'da her yıl 1.600'den fazla çocuk kayıp; çoğu sığınmacı.
Kaybolan çocuklar, fuhuş ağlarında, zorla çalıştırmada veya organ ticaretinde kullanılıyor. Araştırmalar, bazı sözde yardım kuruluşlarının da bu karanlık zincirin parçası olduğunu ortaya koyuyor. Savaş bölgelerinden özellikle Afrika ve Orta Doğu'dan çocuklar kaçırılıyor ve istismar çetelerine teslim ediliyor.
ABD Katolik Başpiskoposlar Konferansı'na bağlı John Jay College araştırmasına göre, 1950–2002 arasında 4 binden fazla rahip, toplam 10.667 çocuğa istismarda bulunmakla suçlandı. Bu sadece bir istismar meselesi değil; sistemin yıllarca koruduğu sessizlik zincirinin, binlerce hayatı karartan trajik bir hikâyenin göstergesi.
Eski CIA ajanı Robert David Steele'in açıklamaları, ABD'ye getirilen uçak dolusu çocuklar ve çoğunun kaydı olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Bazı çocuklar insan ticaretinin en karanlık ucuna, organ mafyasına satılıyor. Küçük bedenlerden organlar alınıyor ve kanları çekilerek "gençleşme sıvısı" adı altında pazarlanıyor.